5 Nisan Avukatlar Günü üzerine…

5 Nisan Avukatlar Günü, yalnızca bir meslek grubunun özel günü değildir. Bu tarih, adalet arayışının, hak mücadelesinin, hukukun üstünlüğüne olan inancın ve savunmanın onurunun yeniden hatırlanması gereken önemli bir gündür.

Bir ülkede avukatın değeri düşüyorsa, orada yalnızca bir meslek yıpranmıyor demektir; adalet duygusu da aşınıyor demektir.

5 Nisan Avukatlar Günü, kuru bir kutlama cümlesiyle geçiştirilecek bir gün değildir. Bugün, savunmanın neden vazgeçilmez olduğunu, avukatın neden sadece bir vekil değil, yargının kurucu unsurlarından biri olduğunu yeniden hatırlama günüdür.

Çünkü yargı; iddia, savunma ve karar olmak üzere üç saç ayağı üzerinde durur. Bu üç ayaktan biri zayıflarsa, dengesi bozulan yalnızca sistem değil, doğrudan doğruya adaletin kendisi olur. Savunmanın güçsüz olduğu yerde, karar ne kadar gösterişli olursa olsun eksik kalır.

Avukat, yalnızca dava takip eden kişi değildir. Avukat; hakkı ihlal edilenin sesi, ne yapacağını bilemeyenin yol göstericisi, devlet karşısında yalnız kalan yurttaşın güvencesidir. Müvekkil açısından avukatın önemi tam da burada başlar. Çünkü hukuk, çoğu zaman insanlar mağdur olduktan sonra değil, mağdur olmamaları için gerekir.

Ne var ki bugün Türkiye’de avukatlık mesleği çok ağır sorunlarla karşı karşıyadır. Artan iş yükü, uzayan yargı süreçleri, ekonomik baskılar, genç avukatların güvencesiz çalışma koşulları, mesleki itibarın aşınması, savunmaya yeterli alan tanınmaması ve zaman zaman avukatın görmezden gelinen emeği, bu mesleği her geçen gün daha zor hale getirmektedir.

Oysa avukatın zayıflatılması, yalnızca avukatı değil, vatandaşı zayıflatır. Çünkü savunma makamı ne kadar güç kaybederse, yurttaşın hak arama özgürlüğü de o kadar daralır. Avukata yönelen her değersizleştirme, aslında toplumun adalete erişim imkanına yönelmiş bir tehdittir.

Toplumda hâlâ avukatın rolü çoğu zaman eksik anlaşılmaktadır. Oysa avukat, sadece dava açan değil; risk gören, hak kaybını önleyen, yanlış bir adımı daha atılmadan durduran kişidir. Bazen bir sözleşmede, bazen bir boşanma dosyasında, bazen bir ceza soruşturmasında, bazen bir iş uyuşmazlığında insan hayatını belirleyen şey, tam zamanında alınmış doğru hukuki destektir.

Bir avukat olarak çok iyi biliyorum ki her dosyanın içinde bir hayat vardır. Bir annenin kaygısı, bir çocuğun geleceği, bir işçinin emeği, bir kadının mücadelesi, bir insanın özgürlüğü vardır. Bu yüzden avukatlık sadece bilgiyle değil; vicdanla, sabırla ve cesaretle yapılır.

Bugün 5 Nisan’da, bir kez daha açıkça söylemek gerekir: Savunma makamı, yargının kenarında duran bir unsur değil; merkezindedir. Ve avukat, yalnızca müvekkilini değil; adil yargılanma hakkını, hukuki güvenliği ve insan onurunu savunur.

Bu nedenle avukata saygı, aslında hukuka saygıdır. Savunmaya değer vermek, adalete değer vermektir.

Tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutluyorum. Dileğim; savunmanın daha güçlü, avukatın daha güvende, hukukun daha itibarlı olduğu bir Türkiye’dir.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'G-PPV6YT9CVE');