Kültür - Sanat

Antik Yunan’dan günümüze tiyatronun dönüşümü: “Tiyatronun uzun serüveni”

BBŞT Akademi Söyleşileri’nde Doç. Dr. Süreyya Karacabey, Dünya Tiyatro Günü’nde tiyatronun Antik Yunan’dan günümüze uzanan tarihini anlattı.

Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun (BBŞT) Akademi Söyleşileri kapsamında düzenlenen etkinlikte, tiyatronun binlerce yıllık yolculuğu masaya yatırıldı. Dünya Tiyatro Günü’nde gerçekleştirilen söyleşide Doç. Dr. Süreyya Karacabey, “Tiyatronun uzun serüveni” başlığıyla tiyatronun tarihsel gelişimini anlattı.

Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Dünya Tiyatro Günü kapsamında düzenlediği Akademi Söyleşileri ile sanatseverleri bir araya getirdi. Zerrin Gençtürk Ek Hizmet Binası ve Şehircilik Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte Doç. Dr. Süreyya Karacabey, tiyatronun tarihsel dönüşümüne dair kapsamlı bir sunum yaptı.

Yoğun katılımla gerçekleşen söyleşide tiyatronun değişen insan ve toplumla birlikte nasıl evrildiği ele alındı.

Antik Yunan tiyatrosu temel referans noktası

Söyleşide tiyatronun kökenlerine dair kesin bilgilerin sınırlı olduğunu belirten Karacabey, Antik Yunan döneminin tiyatro tarihi açısından önemli bir referans noktası olduğuna dikkat çekti. Aristoteles’in “Poetika” eserinin tiyatro kuramı açısından temel kaynaklardan biri olduğunu vurgulayan Karacabey, tragedya ve komedyanın etkisinin günümüze kadar sürdüğünü ifade etti.

Roma’dan Orta Çağ’a: kesinti ve dönüşüm

Karacabey, Roma döneminde tiyatronun dönüşüm geçirdiğini, ardından Orta Çağ’da önemli bir kesinti yaşandığını anlattı. Bu süreçte tiyatronun farklı biçimlere evrildiğini ifade eden Karacabey, Rönesans ile birlikte sahne sanatlarının yeniden yükselişe geçtiğini belirtti.

Shakespeare ve Marlowe ile büyük sıçrama

Rönesans sonrası dönemde tiyatronun ivme kazandığını dile getiren Karacabey, William Shakespeare ve Christopher Marlowe gibi isimlerin tiyatro tarihinde belirleyici rol oynadığını söyledi. Bu dönemin tiyatroya hem içerik hem de biçim açısından güçlü bir dönüşüm getirdiğini ifade eden Karacabey, tiyatronun anlatı gücünün bu süreçte derinleştiğini vurguladı.

Hegel’in “tarihselleşme” yaklaşımıyla yeni bakış

Söyleşide daha sonraki dönemlere de değinen Karacabey, Hegel’in “tarihselleşme” yaklaşımının tiyatroya yeni bir bakış açısı kazandırdığını belirtti. Karacabey, her çağın kendi estetik anlayışını ve ifade biçimini oluşturduğunu vurgulayarak tiyatronun tarih boyunca sabit bir yapıda kalmadığını, toplumla birlikte sürekli değiştiğini dile getirdi.

Osmanlı’dan modern sahneye geçiş anlatıldı

Karacabey, Osmanlı döneminde Avrupa’daki Orta Çağ yapısına benzer biçimde seyirlik oyunların lonca sistemi içinde geliştiğini ifade etti. “Kavuk” geleneğinin bu yapının önemli bir parçası olduğunu belirten Karacabey, tiyatronun anonim bir yapıdan sanatçının bireysel imzasına evrilmesinin ise önemli bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekti.

“Her çağ kendi duyuşunu ve biçimini yaratır”

Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri ise tiyatronun insanın dünyayı algılama biçimiyle doğrudan ilişkili olduğuna dair değerlendirmeler oldu. Karacabey, dinsel anlatılardan modern gerçekliğe uzanan süreçte sahne dilinin de değiştiğini ifade ederek, tiyatronun dönüşümünü insanın değişen dünyasıyla birlikte okumak gerektiğini söyledi.

“Her çağ kendi duyuşunu ve biçimini yaratır” sözleriyle tiyatronun zamanla birlikte şekillendiğini vurgulayan Karacabey, geçmişten alınan mirasın ancak çağın ruhuna uyarlanarak yaşatılabileceğini dile getirdi.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'G-PPV6YT9CVE');