Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, ilçenin geçmişten devralınan kooperatif meselesinden Kaklıç’taki depo mühürleme sürecine kadar birçok kritik konuda Ses Gazete Genel Yayın Yönetmeni Özgür Coşkun’a özel açıklamalarda bulundu.

Whatsapp Image 2026 07 07 At 15.44.02 (1)

“KOOPERATİF MESELESİ BİR TÜRLÜ İSTENİLEN SEVİYEYE ULAŞAMAMIŞ”

Çiğli Belediyesi olarak geçmişten devraldığınız ve uzun yıllardır kangren haline gelmiş bir kooperatif sorunu olduğunu biliyoruz. Bugüne kadar birçok belediye başkanının döneminde çözülemeyen bu kronik meselede şu anki durum nedir, belediyenin haklarını korumak adına ne tür radikal adımlar attınız?

Birincisi, Çiğli Belediyesi olarak bizim 1998 yılından kalma bir kooperatif meselemiz var. Bu kooperatif meselesi, rahmetli başkan Galip Öztürk döneminde tasarlanmış. Tevfik Alyanak döneminden başlamak üzere rahmetli Ensari Bulut, rahmetli Metin Solak, Hasan Arslan ve Selim Utku Gümrükçü başkanların döneminde de bir türlü istenilen seviyeye ulaşamamış.

CHP Urla İlçe Başkanı Ahmet Bahri Yalaz Ses Gazete’ye Konuştu! “Urla’da fire yok!”
CHP Urla İlçe Başkanı Ahmet Bahri Yalaz Ses Gazete’ye Konuştu! “Urla’da fire yok!”
İçeriği Görüntüle

Konu ne? Konu şu: Çiğli Belediyesi’nin arsalarından kaynaklı, yıllardır teslim edilmesi gereken daireler zamanında teslim edilemediği için rahmetli Ensari Bulut döneminde bir belediye meclis kararı alınmış. Bu karar, sürenin uzatılmasına ve cezai müeyyidelerin değişmesine yönelik bir konuyu kapsıyor. Rahmetli Ensarioğlu’nun yerine rahmetli Metin Solak seçildikten sonra, bu konunun çözülmesi için üçüncü bir arsa üzerinden planlama yapılmış. Geçmişteki arsaların karşılığında gelmesi gereken daireleri bu üçüncü arsa üzerinden değerlendirmek üzere, tekrar bir kat karşılığı inşaat ve kooperatif sözleşmesi yapılıyor.

Sonra siyasi ömrü yetmiyor, Hasan Arslan geliyor. Hasan Arslan Başkan da bu konuyla ilgili bir çalışma yapıyor ama çalışmanın detaylarına tam olarak hâkim değilim. Görev süresini tamamlamadan önce süre uzatımı veriyor. Sonra Selim Utku Gümrükçü başkan olunca, o da bu inşaatlarla ilgili, hisselerin satılmasına yönelik bir satış kararı alıyor. Bu hisselerin satış kararıyla ilgili belediye encümeninden düşük rakamlar geldiği söyleniyor galiba, tam bilemiyorum. Sonuç olarak satış işlemi gerçekleşmiyor. Ardından ben aday adayıyken, 31 Aralık 2023 yılında, bu kooperatife 5 yıl süre uzatımı veriliyor. Ama verilen bu süre uzatımının gerekçesi olarak 30 Ekim depremi mi, pandemi mi yoksa 6 Şubat merkezli 11 ili kapsayan büyük deprem mi düşünüldü, onu bilmiyorum.

Ben görevdeyken, biz de kabaca bu sorundan kurtulmak için belediyeye ait taşınmazlarımıza satış kararı aldık. Ancak Çiğli Kaymakamlığı bize bir yazı yazdı. Bu satış kararının yasal olmayacağını ve kamu zararı oluşabileceğini belirttikleri için satış kararını Belediye Meclisi’nden iptal ettik ve gündemimizden çıkardık.

Sonra ne yaptık? Bu sorunun kökünden çözülmesi için Dokuz Eylül Üniversitesi’nden resmi hukuk görüşü aldık. Konuyla ilgili şahsım, eski baro başkanı ve Konak Belediye Başkanımız Sema Pektaş ile ilgili bürokratlar, yaklaşık 5 saate yakın bir toplantı yaptık. Kendi belediye meclis üyelerimizden Hukukçu Alev Koç ve Rıfat Özer’le, AK Parti’nin hukukçusu Özgür Kaner’le de bir araya gelerek toplantı yaptık. Sonrasında, Rıfat Özer’in vaktinin olmaması ve belediye meclisindeki yoğunluğundan dolayı, Alev Koç Hanım’la bu konuyu teknik ve hukuki olarak çözmek için tüm radikal planlamalarımızı bürokratlarla birlikte yaptık. Bir arabuluculuk heyeti oluşturduk.

Ama bu arabuluculuk heyetini oluşturmadan önce, ki bunu kendi dönemimde bir tek ben yaptım, 2005 yılından beri teslim edilemeyen her bir daire için, ana sözleşmedeki daire başı aylık kirası 100 dolar olan belirsiz alacak davası açtık. Her bir daire için bu davayı açtık. Bu davayı açmakla beraber, resmi olarak göreve geldikten sonra kooperatife görevini ifa etmeye çağrı yazısını da yazdım.

Üçüncüsü, arabuluculuk heyetiyle kooperatifin şu anki muhatapları bir araya geldiler. Bu konunun çözümüyle ilgili meclisteki 18. madde yetkisi gereğince, Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’ndeki eski ruhsatın iptali ve arabuluculuk heyetiyle görüşülmesi için resmi yetki aldık. Resmi yapılan görüşmeler sonucunda şöyle bir noktaya geldik.

H M P E V Ni X0 A E99 Je

“2005’TEN BERİ TESLİM EDİLEMEYEN DAİRELER İÇİN DAVAMIZ DEVAM EDECEKTİ”

1. Belediye olarak, 2005’ten 2025-2026 yılına kadar teslim edilemeyen dairelerin, ana sözleşme maddesi gereğince aylık 100 dolar kirasından vazgeçmemek şartıyla davamız devam edecekti. Bu davanın adı belirsiz alacak davasıdır.

2. Kooperatif, kendi genel kurulundan şöyle bir karar çıkartacaktı: Belediyeden inşaat ruhsatı aldığı gün itibariyle, 2 yıl içerisinde inşaatı tamamlayamaması durumunda (tamamlayamayacak sebepler sadece Çiğli sınırlarına özel deprem, pandemi, sel, afet ve yangın gibi mücbür sebeplerle sınırlı olacak) sözleşme feshedilecekti. Sadece Çiğli’yi ilgilendiren durumlar geçerli olacaktı. Ülkede pandemi olması veya 6 Şubat’ta 11 ili kapsayan depremin olması Çiğli’yi etkilemez; Bayraklı’da deprem oldu, Çiğli’yi etkilemedi gibi çok net, tanımlayıcı ve kesin ibarelerle bir sözleşme taslağı hazırladık.

Ama “Bu yetmez, şunu da yapacağız” dedik: Mevcut arsamızda belediyeye vereceğiniz hem bu arsadan hem de geçmişten gelen inşaat haklarımızla ilgili, olur da bu inşaatı kendi genel kurul kararınıza rağmen 2 yıl içinde tamamlayamazsanız, tüm haklarınız yanacaktır. Ortada belirsiz alacak davası da sürerken bunların üzerinde 80 tane daire var. Bu 80 tane daire kimde? Üçüncü şahıslara verilmiş. Bu 80 tane dairenin, belediyeyle yapılan ilk sözleşmeye göre SPK değerlendirme raporu hazırlanacak ve ek güvence olarak teminat mektubu vereceksiniz. Bunu da aldık, belediyenin kasasına koyduk. 180 milyon değerinde, SPK’sı yapılmış ekstra bir teminatı koyduk.

Yine dedik ki yetmez. Çok acı ve çok gariptir ki, yıllar içerisinde inşaat ve imar yönetmelikleri değişmiş ama hiçbir belediye başkanı arkadaşımız inşaat teknik sözleşmesini açıp da okumamış. Biz inşaat teknik sözleşmesine bir baktık, 1998 yılından kalma bir inşaat teknik sözleşmesi. Bunu aldık ve her bir daire için güncelleyecek hâle getirdik. Yani orada yapılacak kooperatifin kendi üyelerine vereceği dairelerdeki inşaat hakları neyse, aynısını belediye için de yapacaksınız dedik. Bunun da metrekarelerine göre minimum daire başına katkısı 250 bin liradan, 300 bin liradan başlamak üzere artıyor. Bu da toplamda belediyeye 150 milyon liraya yakın ekstra bir gelir sağlamakla birlikte, “Bu da yetmez” dedik. Belediyenin sizinle olan ana sözleşmesi 15 bin metrekare. Biz bunu istemiyoruz, 15 bin 700 metrekare net inşaat istiyoruz. Yani eski sözleşmenin üzerine de brüt değil, 700 metrekare net daire istiyoruz dedik.

Şu anda bugün ruhsatları veriliyor. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, geçmişten gelen haklarımız ve ek güvence teminatımızla birlikte yüzde 55.7 veya yüzde 56 olması lazım. Ama burada şöyle bir durum var: Kaymakamlık’ın bize gönderdiği yazıya istinaden satış kararını iptal ettikten sonra, geçmişteki 5 belediye başkanımızla birlikte toplamda 63 kişiyle ilgili bir yargılama süreci başladı ve şu an devam ediyor.

H K9 Zpd E Wg A A N4 C

“GÜNÜMÜZÜN İNŞAAT TEKNİK STANDARTLARINA GÖRE GÜNCELLEDİM”

Her şeyi bir kenara bırakın, ben ruhsatı zaten iptal etmişim ve bu ruhsatı iptal ederken de geçmişte hiç kimsenin yapmadığı belirsiz alacak davasını açmışım, görevi ifa yazısını yazmışım, meclisten arabuluculuk yetkisi almışım ve resmi arabuluculuk görüşmeleri yapılmış. Resmi arabuluculuk görüşmelerinde de bu arsada yapılacak inşaata karşılık verilen teminat mektubunun dışında geçmişten gelen 80 tane daire için, “Olur da sen bu inşaatı burada yapamazsan, başına bir şey gelirse bütün hakların bana geçecek, burası bana kalacak” demişim. Belirsiz alacak davam devam etmesine rağmen, ne olur ne olmaz (çünkü bu mahkemenin kaç yıl süreceği belli değil) bu 80 tane daire kadar da ek güvence teminat mektubunu kasaya koydurmuşum. Sen bu inşaatı 2 yıl içinde bitiremedin, sözleşme fesih oldu, buradaki haklar komple bana geçiyor mu? Geçiyor. Geçmişten gelen kira davaları var, yani bu daireler zamanında teslim edilseydi belediye bu kadar kira alacaktı, geliri olacaktı. Onlarla ilgili açtığım davanın dışında, “Olur ya bu inşaatı bitiremezsen ben bu daireleri nasıl alacağım?” düşüncesiyle ekstra 180 milyonluk teminat mektubu almışım.

Sonra ne yapmışım? Buradaki inşaat teknik sözleşmesine bir bakıyorsun, kapılar, kontrplaklar, dış cepheler eski, tahta doğrama yerler var, duvarlarda sadece karo ve fayans var. Mutfak dolaplarının altı var, üstü yok, kara sıva... Ben bunları günümüzün inşaat teknik standartlarına göre güncellemişim. Bu da her bir dairede 250 bin lira artış sağlamış, vestiyerinden ankastresine, mutfak dolabına kadar. Aslında en büyük iyiliği yapmışız burada. Bu da yetmemiş, gitmiş kendi kooperatif genel kurulunu toplamış ve arabuluculuk kararını onaylatmış. İnşaat ruhsatı aldığı gün saat başlıyor, 730 gün içinde sadece Çiğli özelinde bir deprem, sel veya pandemi olursa onlar süreye ilave edilecek. Olmadı, “Ülkede ekonomik kriz var” gerekçesi beni ilgilendirmez, sen inşaatını yapacaksın. Yapmadığın durumda tek taraflı fesih hakkı devreye girer. İngiltere mahkemelerine kadar gidilse bile hiçbir hak ve beyanın olamaz, çünkü sözleşme çok sağlam.

H K9 Zh L Xo A A E A Vl

“BENİM O OLURU VERMEMİN NEDENİ İNCE BİR AYRINTIDIR”

Şimdi burada ne oldu? Burada 63 kişiyle ilgili yargılama devam ederken, mülkiye müfettişi 31 Aralık 2023’te süre uzatımına “Uygundur” yazıp imzalayan Selim Utku Gümrükçü ile ilgili tekrar soruşturma izni verdi. Beni de “Toplam inşaat metrekaresi aynı olmasına rağmen neden sen olur verdin?” diyerek soruşturmaya dahil etmiş

H J4Na P5 W8 A A8U Vb

“VALİLİK’E BAĞLI TARIM TOPRAK KURULU’NDAN GÖRÜŞ İSTEDİM”

Diğer konuya geleyim. Diğer konumuz şu: Kaklıç,’ta 2020 yılında bir vatandaş kendi arazisine depo yapmak istiyor. Vatandaşın Kaklıç’ta depo imarı alması için hukuki ve yasal işlemler şunlardan ibaret: Önce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne başvuruyorsunuz. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün kentteki planlamasında, bu tip havzalarda (Kaklıç, Sasalı gibi yerlerde) şuna bakılıyor: “Burası tarım ve hayvancılık vasfını kaybetmiş mi, kaybetmemiş mi?” Tarım ve hayvancılık vasfını kaybetmemişse depo imarı vermiyor. Eğer kaybettiyse “Burası marjinal alandır” diyor. Bize, “Biz burayı marjinal alan olarak görüyoruz” diye yazı veriyorlar. Siz Tarım Müdürlüğü’nün yazısını alıp Valilik’e gidiyorsunuz. Valilik’e diyorsunuz ki: “Sayın Valim, ben İl Tarım Müdürlüğü’nden görüş aldım, benim arazimde tarım ve hayvancılık vasfı yok. Valilik’e bağlı Tarım Toprak Kurulu’ndan görüş istiyorum, buraya depo ruhsatı verebilir misiniz?” Tarım Toprak Kurulu da 15 günde bir, ilgili vali yardımcısının başkanlığında kurumların koordinasyonuyla toplanıyor. Kurum yetkilileri gelip İl Tarım Müdürlüğü’nün görüşüne bakmışlar ve bu vatandaşa yasanın müsaade ettiği oranda, yani yüzde 40 kadar depo yapılabilir izni vermişler. Vatandaş da o yazıları alıyor, Çiğli Belediyesi’nin imar birimine başvuruyor ve bu yazışmalara istinaden bir depo yapıyor.

H I7 Ntsu X Q A A C Z55

“BİZ İŞ YERİ AÇMA RUHSATINI VALİLİK’İN İZNİNE GÖRE VERMİŞİZ”

Ondan sonra arkadaşlarımız tetkik yapmak için sahaya gidiyorlar ve bir bakıyorlar ki burası 6 bin metrekare değil, 22 bin metrekare. Hemen encümene yazı yazıyorlar, “Burası 6 bin değil, 22 bin metrekare” diye. Encümen de yasa gereği, “Bir ay içerisinde aykırılığı gider” şeklinde resmi karar alıyor. Bir ay sonra arkadaşlarımız gidiyor, vatandaş aykırılığı gidermemiş. Vatandaş bize yürütmeyi durdurma davası açmış, o da 3-4 ay sürmüş. Ama biz o arada encümenden birinci mühür fekki, ikinci mühür fekki, üçüncü mühür fekki işlemlerini yapmışız, adam hepsini sökmüş. Arkadaşımız İlçe Jandarma’ya şifahi bilgi vermiş, Savcılık’a yazı yazmış. Üçüncü mühür fekkinden sonra aykırılığı gidermediği ve açtığı dava da reddedildiği için 24 milyon lira idari para cezası kesmişiz. Şok da bir yıldan fazladır dükkânını kapattı, gitti, tesis şu an kapalı.

H K628S N X U A Aa0Dn

Kaynak: HABER MERKEZİ