Geçtiğimiz meclis toplantısında Başkan Dr. Cemil Tugay’ın basın mensuplarına yönelik, "Lütfen aralarda gezmeyelim, sizlere ayrılan bölümden takip edelim" ricası, bazı mecralarda sanki bir "yasakçı zihniyet" veya "basına müdahale" gibi yansıtıldı. Algı yönetimi bazen gerçeğin önüne öyle bir set çekiyor ki, nezaketi kabalık gibi göstermek işten bile olmuyor.

Oysa o gün orada bulunan, yayını izleyen veya Başkan Tugay’ın üslubunu bilen herkes şunu çok iyi hissetti: O sözlerin arkasında bir "kovma" değil, bir düzen ve karşılıklı saygı daveti vardı. Üstelik bu davet, son derece nazik, kırmayan ve meslek onurumuzu zedelemeyen bir dille yapıldı. Biz gazeteciler işimizi yaparken özgürlük isteriz, doğrudur; ancak bu özgürlüğün, kurumların işleyiş disipliniyle harmanlanması işimizin kalitesini artırır. Dr. Cemil Tugay’ın bu tavrını bir "engel" olarak değil, bir "çalışma prensibi ricası" olarak okumak, hakkaniyetin gereğidir.

İzmir’in Dijital Vitrini: Örnek Bir Başarı Hikayesi

Siyasetin kendi içindeki dengeleri, başarıları ya da başarısızlıkları kuşkusuz bir gün sandıkta veya tarih sayfalarında karşılığını bulur. Ancak bir gazeteci gözüyle, bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin açık ara en başarılı olduğu konuyu sorsanız, cevabım nettir: Kurumsal İletişim ve Şeffaflık.

Belediyenin resmi web sitesini ve günlük yayınlanan haber trafiğini takip ediyor musunuz? Her gün saat gibi işleyen, belediyeden haber veren, bilgilendiren muazzam bir akış var. Ama asıl fark yaratan nokta burası değil. Asıl fark, Başkan Cemil Tugay’ın kendisine veya belediyeye yöneltilen sorulara, eleştirilere verdiği o muazzam itina.

Eleştiriye Yanıt Verme "Egosuzluğu"

Çoğu zaman görmezden gelinen, "cevap verirsek büyür" denilen küçük bir yerel haber ya da bir köşe yazarının en sert eleştirisi bile Dr. Cemil Tugay’ın radarından kaçmıyor. Üstelik verilen yanıtlar asla "siyasi bir kavga" tonunda değil; tam aksine, bir devlet adamına yakışır ciddiyette, büyük bir nezaket ve açıklayıcı bir dille geliyor.

Bir belediye başkanının, bir köşe yazarına bizzat dönüp bilgi vermesi veya bir eleştiriyi dikkate alıp çözüm odaklı cevap yazması, günümüz Türkiye’sinde özlediğimiz bir "demokratik olgunluk" örneğidir. Bu durum, eleştiriye kapalı bir "ben bilirim" anlayışından ziyade, "biz birlikte yönetiyoruz ve her ses bizim için değerlidir" diyen bir zihniyetin ürünüdür.

Basına Saygı, Halkın Haber Alma Hakkına Saygıdır

İletişim, sadece kelimeleri yan yana dizmek değildir; o kelimelere yüklediğiniz saygıdır. Dr. Cemil Tugay’ın şahsında gördüğümüz bu naif ama kararlı iletişim dili, aslında basına duyulan saygının bir yansımasıdır. Basın mensubuna duyulan saygı ise, dolaylı yoldan o basını takip eden halkın haber alma hakkına duyulan saygıdır.

Siyasetin o bazen gergin, bazen grileşen atmosferinde; nezaketi bir zırh gibi kuşanan, cevap vermekten çekinmeyen, şeffaflığı dijital mecralardan sokağa kadar taşıyan bu yaklaşım, İzmir’e çok yakışıyor.

Keşke egenin incisi güzel İzmir’imizin tüm İlçe Belediye Başkanları da Başkan Tugay’ı örnek alabilse. Mesela ikamet ettiğim ve yerel gazetesinin sahibi olduğum Foça. Tam 2 yıldır Foça Belediye Başkanı’na yüzden fazla soru sormuşumdur. Aldığım cevap sayısı 0. Mesela Karabağlar ve ve ve ….

Benim için başarı; sadece dökülen beton değil, kurulan gönül köprüleridir. Ve görünen o ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi bu köprüyü kurarken harcı nezaketle karıyor.

Bir basın emekçisi olarak gözlemim budur: İletişimin gücünü hafife almayan, eleştiriye sırtını dönmeyen ve nezaketi bir zayıf nokta değil, bir güç olarak gören yönetim anlayışı, her zaman kazanmaya mahkumdur

HAKAN DOĞANAY I 16.03.2026