Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Ses Gazete’yi ziyaret ederek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, milletvekilleriyle yürütülen koordinasyon süreci ve İzmir’e yapılan yatırımlar üzerinden yaşanan siyasi tartışmalara dair soruları yanıtladı.

Son dönemde İzmir’e yapılan yatırımlar üzerinden iktidar ve muhalefet arasında medya üzerinden bir polemik yaşanıyor. Sizce bu tartışma İzmirli'ye ne kadar yansıyor? AK Parti’nin İzmir’e yaklaşımına dair ne söylemek istersiniz?
Şimdi belediye dediğimiz kurum bir kamu kurumudur. Belediyelerin belli bir bütçesi vardır ve belediye kanununda görevleri açıkça tanımlanmıştır. Çöp toplamak, park ve bahçeleri yapmak, yolları düzenlemek gibi asli sorumlulukları vardır. Ama bugün Türkiye’de belediyeler sadece kendi görevlerini yapmıyor. Merkezi hükümetin yapması gereken birçok işi de belediyeler üstlenmek zorunda kalıyor. Çünkü toplumda çok ciddi bir ihtiyaç var ve merkezi hükümet bu alanlarda büyük bir zaaf gösteriyor.
Mesela belediyeler kent lokantası açmak zorunda kalıyor. Kreş açmak zorunda kalıyor. Aşevleri kurup yemek dağıtıyor. Yaşlı bakım merkezleri açıyor, evinde yaşlıya bakıyor. Hastaları hastaneye taşıyor. Okulların boya badanasını yapıyor, temizlik malzemesi gönderiyor, hatta bazen temizlik personeli bile sağlıyor. Camileri temizliyor. Bunların çoğu aslında bakanlıkların ve merkezi hükümetin sorumluluğunda olan işler. Ama vatandaşın öncelikli ihtiyacı olduğu için belediyeler devreye giriyor.
Şimdi merkezi hükümet kendi asli görevlerini yerine getirmeyip, sadece belediyeleri eleştiren bir dille siyaset yapmaya çalışıyor. “Çöp toplanmıyor, körfez temizlenmiyor, trafik sıkıştı” gibi başlıklarla yaklaşan bir AK Parti zihniyeti var. Ben bunun doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum. Üstelik bu yaklaşım uzun vadede onların lehine değil, bizim lehimize işliyor. Çünkü onlar kısa vadede vurunca CHP düşüyor zannediyorlar ama öyle değil. İzmir ulusalcı bir kenttir, duyarlılığı yüksek bir kenttir. Sen bu kente yatırım yapmazsan bunun cezasını seçimde çekersin.

Bakın trafik meselesi üzerinden konuşuyorlar. Ama iki üç sene önce aynı yerlerde bu kadar yoğun trafik yoktu. Ne zaman ki şehir hastanesi açıldı, arkasından binlerce konut yapıldı, o zaman trafik sıkışmaya başladı. Bu bir belediye meselesi değil. Bu, ulaştırma planlaması meselesi. Ulaştırma Bakanlığı’nın sorumluluğunda olan bir konu. İkinci çevre yolunu yıllar önce planladınız ama yatırım kararını almadınız. Şimdi şehir hastanesini yapıyorsunuz, yoğunluğu artırıyorsunuz ama yolu yapmıyorsunuz. Mevcut çevre yolu artık çevre yolu değil, iç yol haline geldi. Üstelik 25 sene önce yapılmış bir yol bu.
Şimdi AK Parti iktidarı geldiğinden beri İzmir’e doğru düzgün bir yatırım gösteremiyor. Geçen gün sordum: “25 yıldır İzmir’e ne yaptınız?” Milletvekili çıktı dedi ki “çevre yolunu yaptık.” Çevre yolu zaten 25 yıl önce yapıldı.
İZBAN’ı örnek veriyorlar. İZBAN’ın hattı vardı, yer altına alınmasını İzmir Büyükşehir Belediyesi yaptı. İzmir’in bütçesinden 500 milyon dolar harcandı. Ben bunların hepsini biliyorum çünkü İZBAN yönetiminde bulundum. Ayrıca, siz yıllardır ray kullanım bedeli üzerinden zaten parasını alıyorsunuz. Yani ortada İzmir’e yönelik ciddi bir yatırım anlayışı yok. Biz bunu kabullenmiyoruz. İzmirli de bunu kabullenmiyor.
Benim AK Parti’ye siyasi tavsiyem şudur: İzmir’e yatırım getirin. Bu şehir yatırım gördüğü anda sizin de siyasette güçlü bir sözünüz olur. Ama yatırım getirmezseniz anlatacak bir hikâyeniz de olmaz. Polemikle, medya üzerinden laf yetiştirerek İzmir’de siyaset yapılmaz. İzmir hizmet bekler, çözüm bekler.

Cemil Başkan’la aranızın açılmaya çalışıldığı yönünde eleştiriler var. Son milletvekili toplantısında da kendisi yoktu. Aranızda bir mesafe mi oluştu?
Ben bürokrasinin içinden gelen biriyim. Belediyedeki birçok bürokrat da, belediye başkanlarımız da benim yakın arkadaşım. Hepsiyle birebir görüşüyorum. Cemil Başkan’la ne kadar samimiysem, bürokratlarla da o kadar samimiyim. Bir telefon açtığımda herkes bana bilgi verir.
O toplantıda Cemil Başkan yoktu çünkü yurt dışındaydı, bu yüzden katılamadı. Ayrıca ilk toplantıya ben özellikle çağırmadım. Milletvekilleriyle önce bir görüşüp notlarımı almak istedim. Bir sonraki toplantıyı zaten Cemil Başkan’la birlikte yapacağız. Zaten kendisinin “gelmem, görüşmem” gibi bir tavrı da yok. Böyle bir durum söz konusu değil.

Vekiller, il başkanlığı ve büyükşehir arasında bir organizasyon sorunu varmış gibi bir algı oluşturuluyor. Bu konuda ne söylersiniz?
Bu algının kırılması için zaten ilk adımı attık ve toplantıyı gerçekleştirdik. Daha önce yapmayı planlıyorduk ama yıl sonu bütçe görüşmeleri nedeniyle çok yoğun bir dönemdi. On iki milletvekilinin yarısının gelip yarısının gelemeyeceği bir ortamda toplantı yapmak da sağlıklı olmayacaktı. Bu yüzden Ocak sonunu bekledik.
Toplantıda aldığımız en önemli karar, bu görüşmelerin rutin hale gelmesi ve düzenli bilgilendirme yapılmasıydı. Bir sonraki toplantıyı da Cemil Başkan’la birlikte yapacağız. Ben bu tür algıların oluşmasına izin vermek istemiyorum. Herkesin siyaset yapma tarzı farklı olabilir ama önemli olan aynı hedef için uyum içinde çalışmak. Şu anda bunu başardığımızı düşünüyorum.

Bazı çevreler sanki Cemil Başkan’la aranızın açılmasını, il başkanlığının daha üstün bir pozisyonda görünmesini istiyor gibi bir algı oluşturuyor. Bu konuda ne söylersiniz?
Ben buraya kibir göstermeye gelmedim. Ben buraya iktidar olmaya geldim. Benim amacım “İl Başkanı olayım, sonra milletvekili olayım” gibi bir hedef değil. İzmir’de iktidarı kuracak bir İl Başkanı olmak zaten benim için en büyük başarıdır. Sonrasında partim uygun görürse görev verir, o ayrı mesele.
Açıkçası İl Başkanı olacağımı da ben planlamadım. Ben Aliağa’da Belediye Başkan adayı oldum. Orada çok büyük bir fark vardı; kısa sürede bu farkı 32 puandan 2 puana düşürdük. Biraz daha zamanımız olsa seçimi alabilirdik. O mücadeleyi hem partimiz hem de Cemil Başkan gördü. Bu süreç beni Genel Sekreter Yardımcılığı görevine taşıdı.
Genel Sekreter Yardımcılığı döneminde de çok yoğun bir çalışma yürüttük. Uzun yıllardır çözülemeyen pek çok proje vardı: Buca Onat Tüneli, Narlıdere Metrosu, Buca Metrosu’nun onay süreçleri, çeşitli idari ve teknik sorunlar… Bunların hepsini adım adım yoluna koyduk.
Örneğin; Buca Onat Tüneli 8 yılda yüzde 40 seviyesindeydi. Biz görev sürecimizde projeyi yüzde 95’e getirdik, tüneller açıldı, artık son aşamaya geldi. Benim bütün derdim kişisel pozisyonlar değil; İzmir’e hizmet etmek, partimizi güçlendirmek ve bu şehri iktidara taşımak. Bu süreçler tesadüf değil. Mücadele ederek, çalışarak buraya geldim.

Sizin için sık sık “Cemil Tugay’ın avukatlığını yapıyor” yorumları yapılıyor. Bu eleştirilere nasıl cevap verirsiniz?
Ben Cemil Tugay’ın da, diğer ilçe belediye başkanlarımızın da gerektiğinde avukatlığını yaparım. Çünkü onların nasıl bir mücadele verdiğini görüyorum. Eğer samimi olmadıklarını, işlerini düzgün yapmadıklarını ya da yanlış bir şeyin içinde olduklarını bilsem, inanın savunamam. Ben samimi bir adamım, içimden gelmez.
Cemil Tugay zaman zaman iletişim konusunda eleştirilebilir, doğru. Ama belediyecilik anlamında gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Ben de bu sürecin içinde olduğum için, yapılan işleri bildiğim için konuşuyorum. Bu bir “avukatlık” değil; partimizi temsil eden belediye başkanlarımızla ilgili doğru bilgiyi paylaşmak.
Ben sadece Cemil Başkan için değil; Çiğli için de, Bornova için de, Kınık için de aynı şeyi söylüyorum.
Mesela Kınık. Kınık Belediye Başkanı Sema Bodur’u Aliağa döneminden tanıyorum. Gerçekten çok başarılı, girişimci ve yatırımcı bir isim. Kınık için büyük bir vizyonu var. İnanıyorum ki beş yıl içinde Kınık’ı çok daha farklı bir noktaya taşıyacak.
Çalışkan, dürüst ve samimi bir belediye başkanı varsa onu desteklerim. Çünkü ben insanların samimiyetine ve emeğine inanıyorsam yanlarında dururum. Durum çok net.






