CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, il başkanlığında yaptığı açıklamada MYK kararlarına ve parti içi sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Güç, hem hukuki süreç hem de kurultay çağrısı üzerinden sert mesajlar verdi.

Çağatay Güç, parti içinde kararların tek merkezden değil, il ve ilçe örgütlerinin ortak istişaresiyle alındığını belirtti. Genel merkezin de bu süreci dinlediğini ifade ederek, CHP’nin CHP içinde “dinamik bir yönetim modeli” yürütüldüğünü söyledi.

“Meşruiyet tartışması”

Güç, MYK kararlarının hukuki ve tüzüksel açıdan tartışmalı olduğunu savundu. Parti Meclisi onayı olmadan alınan kararların eksik olduğunu öne süren Güç, mevcut yapının meşruiyetinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.

“Kayyum” ve siyasi eleştiriler

Açıklamasında sert siyasi değerlendirmelerde bulunan Güç, partilerine yönelik “dış müdahale ve kayyum” tartışmalarının örgütü rahatsız ettiğini söyledi. Sürecin parti tabanında ciddi bir kırılmaya neden olduğunu dile getirdi.

Özgür Özel liderliğine vurgu yapan Güç, CHP’nin yükseliş trendinde olduğunu ve halk desteğinin sürdüğünü savundu.

Hukuki süreç ve kurultay çağrısı

Güç, görevden alma ve benzeri süreçlere karşı yasal başvurular yapılacağını açıkladı. Ayrıca parti içi krizin çözümü için kurultay çağrısında bulunarak sürecin demokratik yollarla sonuçlanması gerektiğini söyledi.

Seçim ve gelecek stratejisi mesajı

Açıklamasında seçim stratejilerine de değinen Güç, farklı siyasi senaryoların değerlendirildiğini ancak nihai belirleyicinin “millet iradesi” olduğunu ifade etti. Sürecin sonunda siyasi tablonun değişeceğini savundu.

Whatsapp Image 2026 06 18 At 12.41.34

Çağatay Güç’ün konuşmasından satır başları söyle;

“Dinamik, anlık değişen ve zaman içerisinde kararların güncellendiği bir süreç işliyor. Süreçte alınan kararlarda tek bir aklın iradesi değil; karar mercii olan il yönetimleri, ilçe başkanları ve yöneticilerinin ortak istişaresi sonucu verilen kararlar ve atılan adımlar önem arz ediyor.

Genel Başkanımız da istişare kültürüne oldukça açık bir lider. Sürekli il başkanlarının, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) üyelerinin görüşlerini alan, bunları süzerek bir yol haritası çizen dinamik bir yöntem izliyor. Biz de aynı şekilde hareket ediyoruz.

Parti içindeki yollar henüz tükenmiş değil. Bu yollar tüketilmeden yeni yollar yaratılması adına, tüm parti içi kanallar denenene kadar süreç bekletiliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) bu ülkenin kurucu partisi, dedemizden ve babamızdan bizlere kalan bir yadigârdır. AKP iktidarının partimize yönelik gerçekleştirdiği bu kayyum ataması hepimizi derinden rencide etmiş, süreci tıkanma noktasına getirerek ülkeyi zora sokacak bir yöne evrilmiştir.

Buna karşın, AKP iktidarının attığı her adımda CHP, Özgür Özel’in liderliğinde çok daha güçlü bir konuma geldi. Sayın Özgür Özel; vatandaşa dokunan, Anadolu insanının gönlüne giren bir genel başkandır. Bizler de onun bu yürüyüşüne ve siyaset tarzına yürekten inanıyoruz. Gelecekte çok daha iyi bir siyasi ortamın oluşacağına dair inancımız tamdır.

Genel merkezi de alsalar, il başkanlığını görevden de uzaklaştırsalar moralimizi bozmuyoruz; çünkü bizi halk sürüklüyor. O enerjiyi ve gücü doğrudan milletimizden alıyoruz.

AKP, CHP’yi hedef alan ve Özgür Özel’in yürüttüğü siyaseti sürekli yaralamaya çalışan bir strateji izliyor. Ancak bu süreçte attıkları her adım, Genel Başkanımızı çok daha iyi bir konuma taşıyor. İstanbul ile başladılar; “Belediyeciliği beceremiyorlar” dediler, ardından “Bunlarda bir şey var” diyerek operasyonlara giriştiler. “Çalıyorlar” algısıyla vatandaşın gönlündeki CHP imajını zedelemeye çalıştılar. AKP de halkın anlık eğilimlerini ölçüyor, biz de ölçüyoruz; fakat partimizin desteği düşmedi. Parti içerisinde münferit olan, Anadolu insanının ahlaki yapısına uymayan kişileri öne çıkararak partiyi kurumsal olarak yıpratmaya çalıştılar.

AKP’nin aparatı hâline gelmiş küçük bir grupla bu süreci yönetmeleri mümkün değildir. AKP’nin halkta oluşan bu enerjiyi nereye yönlendireceğine artık karar vermesi gerekiyor. Partimiz ise sürekli toplantılar yaparak, partilileri ve halkı dinleyerek bir süreç yürütüyor. Bir yandan da baskı altında görev yapılan, kolay olmayan bir dönemden geçiyoruz. Ayakta durmamızın yegâne sebebi, milletimizden aldığımız enerjidir. Bu süreç bizi çok daha iyi yerlere taşıyacaktır. Küçük bir yapılanmanın bu süreci eski siyasi düşüncelerle yürütmesi artık mümkün değildir.

Hukuken sakat bir kararla CHP’nin başına bir kayyum getirildi. Yıllarca emek harcadığımız eski Genel Başkanımızın buna alet olması CHP örgütünü yürekten yaraladı. Sürecin daha da derinleşmesi ve bu şekilde yönetilmesi, yaşanan üzüntüyü potansiyel bir kızgınlığa dönüştürdü. Bizler, butlanla atanan mevcut yönetime kızıyoruz; ancak asıl kızgınlığımız bu durumu yaratanların kendisinedir. Ortada hiçbir siyasi iletişimin olmadığını biliyoruz. Bunu yapanın AKP hükümeti olduğunu ve iktidarı kaybetmemek adına bu hamlelere giriştiğini herkes net bir şekilde görüyor ve biliyor.

Herkes bize “A planı” veya “B planı” nedir diye soruyor. Dinamik bir süreç yönettiğimiz için kriz anlarında anlık kararlar verildiği de oluyor. Yapılan atama MYK tarafından gerçekleştirildi; ancak bunun Parti Meclisi (PM) tarafından onaylanması gerekiyor. Şu an üçte iki çoğunluğunu kaybetmiş bir PM söz konusu. Ayrıca MYK üyelerinin PM üyelerinden oluşması gerekirken, mevcut MYK’nın böyle bir yetkisi bulunmuyor.

“Bizi görevden alırken parti içi hukuku referans gösteriyorlar; ancak genel merkeze çökerken hiçbir hukuku gözetmiyorlar. Bizi görevden almaya kalkan MYK’nın meşruiyeti şu an tartışma konusudur.”

PM’nin meşruluğunun sorgulanması ve bunun için de acilen kurultaya gidilmesi lazımdır. Bu zorunluluk ortadayken “İl başkanlarını görevden alıyorum” diyemezsiniz. Bu durum bizim iç hukukumuza tamamen aykırıdır. Konuyla ilgili yasal süreci başlatacağız. Eğer geleceklerse mahkeme kararıyla gelmeleri gerekir, biz de bu mahkeme sürecini titizlikle yürüteceğiz. Mahkeme kararı olmadan gelirlerse ancak çayımızı içer, geri dönerler.

Bu partiyi ve devleti yönetebilecek yegâne mekanizma ancak Özgür Özel yönetiminde var olabilir.

CHP’yi bırakıp gitmek kolay değildir; burası Atamızın partisidir. Tüm yolları sonuna kadar deneyeceğiz. Genel Başkanımız da bunu açıkça ifade etti. Süreç dinamik olduğundan her alan değerlendiriliyor: Başka bir partiyle anlaşıp onun logosuyla seçime girmek veya koalisyon kurmak gibi 4–5 farklı maddenin masada olduğu bir süreç yaşıyoruz. Nihayetinde bir yol bulunup o seçime gidilecek ve seçime gidildiğinde işin rengi tamamen değişecektir. Çünkü bu, sadece bizim değil, bizzat milletin yürüttüğü bir süreçtir.

Utku Gümrükçü ile bir iletişime geçmedim. Tugay ile görüşemedik ama dün zaten çok yoğun bir gündü. Genel merkezdekilerin kullandığı yetki, Erdoğan’da bile yok.

Şu an işlevsel ve yetkili bir Parti Meclisi bulunmuyor.

İl kongresi yapabilmek için buraya geçici bir heyet atamanız gerekirken bunu dahi yapmıyorsunuz. Süreci ve iletişimi yönetemedikleri, planlamadan yoksun bir durumla karşı karşıyayız. %40 oy potansiyeline ulaşmış bir partiyi bu tür bir muallaklıkla yönetemezsiniz.

Dün genel merkeze gittik; alt katlarda kimse yok, üst katlarda oturuyorlar. Bu şekilde sokağa çıkamazsınız, eylemsellik yaratamazsınız ve siyaset üretemezsiniz. Sadece oradan bakarak halkı yönetmeniz mümkün değildir.

Bizler şu an ofis, mali işler ve örgütlenme planlamalarımızı yapıyoruz. Karşımızda örgütlü bir yapı var ve bu yapı istişare ederek geleceğin planlamasını gerçekleştiriyor.

Cemil Tugay CHP grubu ile olağanüstü toplandı: Mecliste güvenlik önlemleri dikkat çekti
Cemil Tugay CHP grubu ile olağanüstü toplandı: Mecliste güvenlik önlemleri dikkat çekti
İçeriği Görüntüle

FETÖ’cülerin geçmişte İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne (İZBB) yaptığı operasyon ve Aziz Kocaoğlu’nun yargılandığı dönem hafızalardadır; halkın o FETÖ’cü savcılara ve hâkimlere olan nefreti hâlâ diridir. Bugün de benzer bir yöntem uygulanmaya çalışılıyor. Devlete olan güvenin zedelenmemesi gerekir ve buna asla izin verilmemelidir.

Bu süreçte milletvekillerimizden ve belediye başkanlarımızdan büyük destek aldık. Belediye başkanlarımızı ise ayrı bir yere koyuyorum; çünkü gerçekten çok zor bir süreçten geçiyorlar. Hem yerel yönetimin hem de siyasetin ne denli meşakkatli olduğunu yakından görüyorum. Rutin işleyişlerinden ötürü bile suçlanır hâle getirildiler ve maalesef arkalarında bir koruma kalkanı bulunmuyor. Milletvekillerimiz ise zaten Ankara’dalar ve oradaki siyasi gündem de oldukça hareketli.”

Kaynak: HABER MERKEZİ