Gündem

“Dünyayı deliler yönetiyor, bedelini emekçi ödüyor!”

Türk-İş Ege Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, 1 Mayıs öncesi Ses Gazete’ye özel konuştu. “Adaletin olmadığı yerde merhamet, Türk-İş’in olmadığı yerde çalışma hayatı olmaz” dedi.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne sayılı günler kala, Türk-İş Ege Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, Ses Gazete’ye özel açıklamalarda bulundu.

İşçiler açısından son 1 yılın bilançosunu değerlendiren Çakmak, işçilerin sendikalaşmasının önündeki engellerden İzmir’de süren direnişlere, işçilerin sendikalaşma hakkının tanınmamasından farklı noktalara yapılan 1 Mayıs çağrılarına kadar pek çok kritik konuda çarpıcı mesajlar verdi.

500 günü aşan işveren inadı: “Hâlâ masaya gelmediler”

İzmir’de emekçilerin sendikal hakları için yürüttüğü mücadelenin hiç durmadığını belirten Çakmak, özellikle farklı iş kollarındaki iki fabrikada sürmekte olan uzun soluklu direnişe dikkat çekti.

Petro-kimya sektöründe faaliyet gösteren Temel Conta’da işçilerin 505 gündür masaya oturulmasını beklediğini, Digel Tekstil’de ise hukuk mücadelesinin 466 gündür sürdüğünü ifade etti.

İşverenlerin sendikayı tanımama konusundaki inatlaşmasını eleştiren Çakmak, bu durumun işçilerin gözünü korkutması sebebiyle sendikalaşmanın önündeki en büyük engel olduğunu ifade etti.

Çakmak, bu süreci şu sözlerle anlattı:

“Temel Conta’daki arkadaşlarımız 17 bin liralık asgari alırken greve çıktılar, bugün asgari ücret 28 bin lira oldu. [Patronlar için] Bu ne akılsızlık, bu ne cahillik, bu ne inatlaşma? Senin şirketin ekonomisine, şirketin prestijine bu kadar zarar verme hakkın yok. Ülke ekonomisine bu kadar zarar verme hakkın yok. O zaman ver benim paramı. Ver kıdemimi, ihbarımı. Bugünkü koşullar adı altında helalleşelim, uzaklaşalım. Bunu da teklif ediyorum. Madem beni istemiyorsun, ver bugünkü kıdem tazminatımı. İstiyor ki, işçi bıraksın gitsin. Orada benim 30 yıllık çalışan işçim, abim var. Adaletin olmadığı yerde merhamet olmaz.”

“Ayrışma değil, birleşme çağrısı”

Türkiye Komünist Partisi İzmir İl Örgütü’nün geçtiğimiz günlerde “1 Mayısların içeriksizleşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu” gerekçesiyle Bostanlı Demokrasi Meydanı’na yaptığı 1 Mayıs çağrısını üzüntüyle karşıladığını belirten Hayrettin Çakmak, birleşmek gerektiğini vurguladı.

Ayrışmanın mücadeleye zarar verdiğini ifade eden Çakmak, şu ifadeleri kullandı:

“Dünyada işçi bayramı tektir. Siyasiler de o gün bizi destekler. Siyasilerin gün gelip bizlerin yanında durması bize gurur verir. Ben üzülüyorum, keşke ayrı olmasaydı.”

Çakmak, Gündoğdu Meydanı’ndaki kürsünün emekçilerin gerçek parlamentosu olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gündoğdu’da sınıfın ötekileştirilmesi diye bir şey yok. O kürsü bizim. O kürsü emeğin kürsüsü. Bugün Meclis’te bizi konuşturuyorlar mı? Gündoğdu da bizim o günkü Meclis’imiz. Keşke bugün bütün siyasi partiler, bütün sendikalar hep birlikte bu kentin güzel meydanlarını doldurabilsek.”

Sendikalaşmanın önündeki “hukuk” duvarı

Özel sektörde sendikalaşma oranlarının düşüklüğünü değerlendiren Hayrettin Çakmak, en büyük engelin yargı süreçlerinin uzunluğu olduğunu belirtti.

Bakanlık’ın yetki belgesi vermesine rağmen işverenlerin itiraz ederek süreci mahkemeye taşıdığını ve bu davaların 4-5 yıl sürdüğünü hatırlattı.

Çakmak, hukuksal mücadeledeki zorlukları şöyle özetledi:

“Hukukçularla da mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Sendikalaşıyoruz, işveren bir dava açılıyor, ilk dosya duruşması 6 ay. Peki 6 ayda ne yapıyor işveren? Mobbing, baskı... İsimler bir gidiyor, hop kapının önüne koyuyor. E dün iyiydik, bugün kötü olduk. Yargı süreçleri biraz kısa olsa, net olsa, zaman kaybetmeden olsa, mesela iş kanunu dediği gibi uygulansa, iki ayda bitse biz örgütlemeyi katbekat artırırız. Örgütleniyoruz ama önümüze hukuk duvarı çıkıyor.”

Hayrettin Çakmak son olarak 1 Mayıs’ta vergide adalet, geçim sıkıntısı ve çocuk istismarı gibi toplumun tüm sorunlarını kürsüden haykıracaklarını ifade etti.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'G-PPV6YT9CVE');