Gündem

Fırıncılar Odası Başkanı Sırtı: “Esnafın ekmeğiyle oynamayın!”

İzmir Fırıncılar Odası Başkanı Kemal Sırtı, SES Gazete’de Özgür Coşkun’un hazırlayıp sunduğu Esnafın Seçimi programına konuk oldu.

SES Gazete’de Özgür Coşkun’un hazırlayıp sunduğu Esnafın Seçimi programına konuk olan İzmir Fırıncılar Odası Başkanı Kemal Sırtı, kayıt dışı üretimden denetim eksikliğine, ekmek fiyatlarından belediyelerin halk ekmek projelerine kadar birçok konuda açıklamalarda bulunan Sırtı, sektörün “bıçak kemiğe dayandı” noktasına geldiğini söyledi.

Kayıt dışı üretim konusunda ne söylemek istersiniz?

Kayıt dışı üretim bizi gerçekten çok ciddi şekilde zorluyor. Bu sadece bizim sektörün değil, Türkiye genelinin uzun yıllardır çözülmeyen büyük bir problemi. Ruhsatsız, denetimsiz üretim yapılıyor ve bu durum hem esnafı mağdur ediyor hem de halk sağlığını tehdit ediyor.

Örneğin merdiven altı yerlerde ekmek üretimi yapılıyor. Hijyen koşulları çok kötü. Biz şikayet ediyoruz; belediyeye bildiriyoruz, tarım müdürlüğüne başvuruyoruz ama çoğu zaman sonuç alamıyoruz. Biz açık işletmeleriz, her zaman denetlenebiliriz. Hiçbir sıkıntımız yok. Ama kayıt dışı üretim yapılan yerler göz ardı ediliyor.

Son yıllarda bir de “lavaş ve tandır” furyası çıktı. Her köşe başında ruhsatsız lavaş üretimi yapan yerler açılıyor. Üstelik bu işletmelerde çok daha yüksek ısılarla üretim yapılıyor. Deprem yönetmeliği açısından bile risk taşıyor. Bu konuda bir dosya hazırladım; hem bakanlığa hem de yerel belediyelere ileteceğim.

Adres verdiğiniz halde denetim yapılmıyor mu?

Maalesef çoğu zaman yapılmıyor. Biz nokta atışı yapıyoruz; “Şu adreste kaçak üretim var, halk sağlığı açısından risk var” diye bildiriyoruz. Pazarlarda, araç içinde ekmek satan, hijyen kurallarına uymayan işletmeleri tek tek söylüyoruz.

Şikayet ediyoruz, 15-20 gün sonra “Denetledik, bir şey bulamadık” diye cevap geliyor. Fotoğraf gönderiyoruz, görüntü paylaşıyoruz ama yine aynı sonuçla karşılaşıyoruz. Bu kabul edilebilir bir durum değil.

Esnaf odalarının denetim yetkisi eskiden vardı ama sonradan alındı. Oysa sahada ne olup bittiğini en iyi biz biliyoruz. Simitçilerden pastacılara, lokantacılardan fırıncılara kadar herkes bu durumdan şikayetçi.

İnşallah Esnaf Odaları Birliği’nin denetim birimleri daha aktif hale gelecek. Eğer yeniden seçilirsek, benim ilk ve en önemli hedefim kayıt dışı üretimin üzerine kararlılıkla gitmek olacak.

İzmir’de kaçak fırın sayısı tahminen ne kadar?

İzmir merkez demeyelim ama ilçeler dahil düşündüğümüzde yaklaşık 450-500’e yakın kaçak fırın olduğunu tahmin ediyoruz.

Peki sizin oda olarak üye sayınız kaç?

Bizim odamızın 151 üyesi var. Yani 151 ruhsatlı işletmeye karşılık yaklaşık 500 kaçak işletmeden bahsediyoruz. Bu da İzmir’de fırınların neredeyse dörtte üçünün kayıt dışı çalıştığı anlamına geliyor.

Sayın Başkan, bunun yönetmelik ya da denetim yoluyla çözümü yok mu?

Biz aslında sürekli sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Belediyeden destek bekliyoruz, tarım müdürlüğüne şikayet ediyoruz ama bir noktada top sürekli birbirine atılıyor. Belediyeye yazıyoruz, “Tarımın alanı” deniyor. Tarıma gidiyoruz, “Belediyenin yetkisi” deniyor. Sonuçta çözüm üretilmiyor ve mağdur olan bizim esnafımız oluyor. İzmir genelinde ruhsatlı yaklaşık 800 fırın var. Ama bu fırınların çoğu yüzde 30 kapasiteyle çalışıyor. Bunun en büyük sebebi kayıt dışı üretim.

Bir de sadece ekmeğimizle oynanmıyor, elemanımız da elimizden alınıyor. Zaten sektörde usta yetişmiyor, personel bulmak zor. Kaçak işletmeler hem üretimi hem iş gücünü kayıt dışı şekilde kullanıyor. Bizim esnaf elektrik ödüyor, su ödüyor, vergi ödüyor, sigorta ödüyor. Bu maliyetlerin altında eziliyor. Artık bıçak kemiğe dayanmış durumda.

Peki zam gündemde mi?

Maalesef artık kaçınılmaz bir noktaya geliyor. Elbette İzmirli vatandaşlarımızı düşünerek hareket ediyoruz ama bizim de sonuçta evimize ekmek götürmemiz gerekiyor.

Belediyelerle bu konuda sıkıntı mı yaşıyorsunuz? İş birliği mümkün değil mi, yoksa karşı karşıya mı geliyorsunuz?

Şöyle söyleyeyim … Biz göreve gelmeden önce, Tunç Soyer döneminde halk ekmek kapasitesini büyütme yönünde bir adım atılmıştı. Bu duyulunca oda olarak gidip görüştüler.

Dediler ki: “Bu tesisi sıfırdan kurmayın, vatandaşın parası boşa gitmesin. Gelin birlikte bir iş birliği yapalım.”

Bir noktada anlaşma sağlandı ama tam o sırada bizim seçim sürecimiz denk geldi. Biz seçimi kazandık ve açıkçası biraz “bombayı kucağımızda bulduk.”

O dönemde belediye üzerinden günlük 15-20 bin ekmek verildi, o da birkaç ay sürdü. Sonra süreç kapandı. Zaten şu anda İzmir genelinde halk ekmek üretimi çok yüksek değil, yaklaşık 50-60 bin civarında.

Bornova Belediyesi’nin halk ekmek projesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Belediyenin işi ticaret yapmak değil. Böyle projeler esnafı doğrudan karşısına alıyor. Bornova’da zaten halk ekmek büfeleri var. Büyükşehir’in sistemi var. Şimdi bir de fırın açmanın mantığı ne? Herhalde fırıncılığı çok kolay sanıyorlar ya da “fırıncı çok para kazanıyor” diye düşünüyorlar. Öyle bir şey yok. Bizim zaten askıda ekmek uygulamamız her fırında var. Dar gelirli vatandaş gelip ücretsiz ekmek alabiliyor. Bunu da fırıncı kendi imkanlarıyla yapıyor. Ama sürekli belediye eliyle fırın açmak doğru değil.

Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ya da ekibiyle görüştünüz mü?

Ekibiyle görüştük. Haber geldiğinde şaşırdık çünkü bizden hiç görüş alınmadı. Dedim ki: “Keşke istişare etseydiniz.” Biz esnafız, siyaset yapmıyoruz. Zaten zor şartlarda evimize ekmek götürmeye çalışıyoruz. Bir de belediyeler bu şekilde baskıyı artırırsa en sonunda fırıncı esnafı bırakacak bu işi. O zaman ne olacak? Belediyeler mi doyuracak herkesi?

Belediyeler bunu sosyal sorumluluk kapsamında yapıyor. Halk kasap örneğinde olduğu gibi ekmekte de fiyat farkı olabilir mi? Bornova Belediyesi ekmeği kaça satacak? Sizde fiyat ne kadar?

Parayla satacak. Keşke bedava verse, biz de mutlu oluruz. Bizde ekmek şu anda 15 lira. İzmir’de halk ekmek 10 lira. Bornova Belediyesi açarsa kaç liraya satacak bilmiyorum ama bu doğrudan bizimle rekabet anlamına gelir. Keşke böyle projeler yapılırken esnaf da yok sayılmasa. İstişare edilse daha doğru olur.

Örnek uygulamalar olduğunu söylüyorsunuz, bunlardan bahseder misiniz?

Evet. Karabağlar’da hem vatandaş memnun hem fırıncı memnun. Biz zaten ücretsiz ekmeği fırıncı olarak karşılıyoruz. Belediye sadece liste veriyor, ortak bir çalışma yapılıyor. Keşke Ömer Başkan da bizi haberdar etseydi. Oturur konuşur, birlikte güzel bir proje üretirdik.

Bornova’da zaten halk ekmek büfeleri var. Belki onlar üzerinden ilerlenemez mi?

Zaten kırk küsur büfe var. Açıkçası fırın kurma fikrine çok anlam veremedim. Hayırlısı olsun, görüşeceğiz.

Belki sadece dar gelirli, dezavantajlı mahallelere yönelik bir çalışma yapılabilir mi?

Başkanın kafasında nasıl bir proje var bilmiyoruz. İnşallah konuşacağız. Ama şunu söyleyeyim: Ben esnafımı ezdirmem. Halk ekmek zaten İzmir’de var. İlçeler tek tek fırın açarsa o zaman biz kapatalım, herkes belediyeden alsın.

Vatandaş kaçak ve kayıt dışı üretimi nasıl ayırt edecek?

Vatandaşın en çok dikkat etmesi gereken yer pazar yerleri. Mesela Menemen’de çekilmiş fotoğraflar var. Pazar yerinde açıkta satılan ekmekler… Sel vurmuş, her yer su içinde. Binlerce ekmek var ama nerede üretildiği belli değil. Bu hem halk sağlığına zararlı hem de fırıncı esnafını mağdur ediyor. Biz şikayetlerle bunların yüzde 80’inin önüne geçtik ama tamamen bitmiş değil. Artık ben de sahaya ineceğim. Yetkim olmasa bile bu işi takip edeceğim. Sizden de ricam, bunu dile getirin. Çünkü bu sadece esnaf meselesi değil, halk sağlığı meselesi.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'G-PPV6YT9CVE');