İNSANLAR ARTIK KONUŞMUYOR, ÖLÇÜYOR

Bir zamanlar insanlar konuşurdu.

Şimdi ölçüyor.

Bir cümle kurmadan önce ölçüyor.

Bir fikrini söylerken ölçüyor.

Bir paylaşım yaparken ölçüyor.

Hatta bazen sadece “merhaba” derken bile ölçüyor.

Çünkü artık kelimeler yalnızca söylendiği yerde kalmıyor.

Bağlamından kopuyor.

Ekran görüntüsüne dönüşüyor.

Yorumlanıyor.

Yargılanıyor.

Ve insan, bazen söylediği sözden değil; o sözün nereye çekileceğinden korkuyor.

Bugün Türkiye’de oluşan iklimin en görünmeyen ama en ağır tarafı belki de bu.

İnsanlar artık yalnızca hukuktan değil, birbirinden de çekiniyor.

Bir avukat olarak da, toplumun içinde siyaset yapan bir kadın olarak da bunu çok net görüyorum.

Eskiden insanlar anlaşılmak isterdi.

Şimdi yanlış anlaşılmamaya çalışıyor.

Bu çok büyük bir kırılmadır.

Çünkü hukuk devleti yalnızca ceza veren bir mekanizma değildir.

Aynı zamanda insana güven veren bir düzendir.

Anayasa’nın 25. ve 26. maddeleri düşünceyi ve ifade özgürlüğünü korumak için vardır.

Ama mesele yalnızca kanun maddesi değildir.

Asıl mesele, insanların gerçekten kendini güvende hissedip hissetmediğidir.

Bugün birçok insan konuşurken bile savunma yapıyor.

Eleştirisini yumuşatıyor.

Cümlesini törpülüyor.

Fikrini eksilterek anlatıyor.

Çünkü sosyal medya artık sadece bir iletişim alanı değil;

aynı zamanda bir yargılama alanı.

Bir cümle bazen niyetinden koparılıyor.

Bir ekran görüntüsü bütün bir kişiliğin yerine geçebiliyor.

İnsanlar anlamak için değil, yakalamak için dinliyor.

Ve böylece herkes, birbirinin küçük savcısına dönüşüyor.

Oysa hukuk; korku üretmek için değil, güven vermek için vardır.

Adalet sadece mahkeme salonlarında aranmaz.

Bazen bir insanın düşüncesini rahatça söyleyebilmesinde yaşar.

Bazen bir sohbetin korkmadan yapılabilmesinde.

Bazen de insanların birbirine şüpheyle değil, anlayarak bakabilmesinde.

Çünkü bir toplum sessizleşiyorsa, bu her zaman olgunlaştığı anlamına gelmez.

Bazen insanlar sustuğu için değil, yorulduğu için sessizleşir.

Ve belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:

Biz gerçekten daha huzurlu bir toplum mu olduk…

yoksa sadece ölçerek konuşmaya alışmış bir toplum mu?

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'G-PPV6YT9CVE');