Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (ESİAD) açıkladığı Üye Beklenti Anketi, Türkiye ekonomisine dair risklerin yanı sıra İzmir’in yapısal sorunlarını da bir kez daha gün yüzüne çıkardı. İzmirli sanayici ve iş insanları, küresel belirsizlikler karşısında temkinli bir duruş sergilerken, kentin geleceği için net bir beklenti ortaya koydu: Ulaşım, altyapı ve planlı yatırım olmadan İzmir’in rekabet gücü korunamaz.
ESİAD’ın bu yıl sekizinci kez gerçekleştirdiği ankete göre, 2026 yılında iş dünyası açısından en büyük tehdit jeopolitik riskler olarak öne çıkıyor. Yüksek borçluluk, faiz oranları, finansmana erişim ve öngörülebilirlik sorunları bu riski takip ediyor.
İzmir merkezli sanayi ve ihracat firmaları için bu tablo, özellikle Avrupa Birliği pazarına bağımlılık nedeniyle daha da kritik bir anlam taşıyor. Ankete katılan İzmirli iş insanları, küresel gelişmelerin doğrudan kent ekonomisine yansıdığını vurguluyor.

AB hamleleri İzmir ihracatçısını zorluyor
ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, Avrupa Birliği’nin Hindistan ve Mercosur ülkeleriyle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının, İzmir sanayisi açısından ciddi riskler barındırdığını dile getirdi.
İhracatının önemli bir bölümünü Avrupa pazarına yapan İzmirli sanayiciler için bu anlaşmalar, rekabet koşullarının sertleşmesi anlamına geliyor. Zorlu, “Gümrük Birliği’nin günümüz koşullarına cevap veremediği bir dönemde AB’nin yeni ortaklıkları, İzmir sanayisini doğrudan etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu.
İzmir ekonomisi için net uyarı: Geleneksel rekabet bitti
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Direktörü ve Başekonomisti Dr. Burcu Ünüvar da konuşmasında, küresel ekonomide yeni bir döneme girildiğine dikkat çekti. Ünüvar, İzmirli firmaların sadece kur veya düşük maliyet avantajıyla ayakta kalamayacağını belirterek, teknolojik ve yeşil dönüşümün zorunluluk haline geldiğini söyledi.

Çin’in üretim fazlasını dış pazarlara yönlendirdiğini ifade eden Ünüvar, geleneksel rekabet yöntemlerinin artık yeterli olmadığını vurguladı.
Ünüvar, “Rekabetçilik düşük ücretle ya da kur avantajıyla sağlanamaz. Yapay zeka, enerji ve finansman bu yeni dönemin anahtarı” değerlendirmesinde bulundu.
İzmir’in üretim yapısı ve liman avantajına rağmen, dönüşüm yatırımlarında gecikmesinin kent ekonomisi için risk oluşturduğuna dikkat çekildi.

İzmir’de ayaklar frende
ESİAD Ekonomi Gözlem Grubu Başkanı Muhittin Bilget, anket sonuçlarının İzmir iş dünyasında iyimserliğin henüz oluşmadığını gösterdiğini ifade etti.
“En azından 2026’nın ilk yarısı için ayaklar frende” diyen Bilget, siparişlerde ve kapasite kullanımında belirgin bir artış beklentisi olmadığını söyledi. İzmirli sanayiciler, mevcut ekonomik koşullar ve küresel riskler nedeniyle yeni yatırımlar konusunda temkinli davranıyor.
Ankete göre, 2026 yılı sonu için makro beklentiler;
- TÜFE beklentisi yüzde 26,4,
- ÜFE beklentisi yüzde 26,2,
- Dolar kuru beklentisi 53,05 TL,
- Euro beklentisi 61,97 TL,
- Kısa vadeli TL kredi faizi beklentisi ise yüzde 34,75 oldu.
GSYH büyüme tahmini yüzde 3,6, işsizlik beklentisi ise yüzde 10,5 olarak ölçüldü.

İzmir için üçüncü kez aynı başlık: Öncelik ulaşım
Anketin İzmir açısından en çarpıcı sonucu ise değişmedi. ESİAD üyeleri, İzmir’de öncelik verilmesi gereken yatırım sorusuna üçüncü kez üst üste “şehir içi ulaşım” yanıtını verdi.
İzmir’de trafik, lojistik ve erişim sorunlarının üretim maliyetlerini artırdığına dikkat çeken iş dünyası, 2. Çevreyolu, metro ve raylı sistemlerin genişletilmesi gibi projelerin hızlandırılmasını istiyor.
İzmir’in bekleyen dosyaları kalınlaşıyor
Ulaşımın ardından öncelikli yatırımlar arasında;
- 2. Çevreyolu
- Kentsel dönüşüm projeleri
- Su geri kazanımı ve atık yönetimi
- İzmir Körfezi’nin temizlenmesi
- Limanların kapasite artırımı
- Ankara–İzmir hızlı tren hattı
yer aldı. İzmirli sanayicilere göre bu projeler hayata geçirilmeden kentin yatırım çekme kapasitesi sınırlı kalacak.

İzmir’de hâlâ potansiyel var ama zaman daralıyor
Ankete göre İzmir’de yatırım potansiyeli bulunan sektörler enerji, turizm, sağlık, gıda-tarım ve yapay zeka olarak sıralandı. Ancak ESİAD üyeleri, bu potansiyelin ancak planlı kentleşme, güçlü altyapı ve ulaşım yatırımlarıyla gerçeğe dönüşebileceği görüşünde.
İzmir iş dünyasının ortak mesajı net: Küresel riskler büyürken, İzmir’in kendi iç sorunlarını erteleme lüksü kalmadı.





