Çağatay Güç, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) kararıyla görevden alınarak Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmesinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanlığı önünde partililere ve vatandaşlara seslendi.
“Baba ocağına saldırı” vurgusu
Güç, konuşmasında partiye yönelik müdahaleleri sert ifadelerle eleştirerek süreci “baba ocağına saldırı” olarak nitelendirdi.
Partililerin geçmiş dönemlerde yaşanan protestolarda baskı gördüğünü öne süren Güç, CHP’lilerin geri adım atmadığını söyledi.
Demokrasi ve halkın iradesi mesajı
Çağatay Güç, yaşanan gelişmelerin yalnızca parti içi bir mesele olmadığını, halkın iradesine yönelik bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmasında ekonomik sorunlara da değinen Güç, toplumun gerçek gündeminin yoksulluk, işsizlik ve adaletsizlik olduğunu belirtti.
“Operasyonlarla siyaset dizayn edilmek isteniyor”
Güç, yerel yönetimlere ve parti örgütüne yönelik süreçlerin “algı ve siyasi operasyonlarla” yürütüldüğünü iddia etti.
CHP’nin baskılara rağmen geri adım atmayacağını söyleyen Güç, partinin kurucu irade ve Kuvayı Milliye geleneğinden geldiğini vurguladı.
Örgüt ve liderlik vurgusu
Konuşmada CHP’nin gücünü üyelerinden aldığı belirtilirken, seçilmiş genel başkan Özgür Özel’e de destek mesajı verildi.
Güç, örgüt, belediye başkanları ve milletvekilleriyle birlikte iktidar yürüyüşünün sürdüğünü ifade etti.
“Mücadele devam edecek” mesajı
Konuşmasını birlik ve dayanışma çağrısıyla tamamlayan Çağatay Güç, demokrasi, millet iradesi ve parti örgütünün kazanacağını söyledi.
Çağatay Güç İl binası önünde şöyle konuştu:
“Değerli yol arkadaşlarım,
Kıymetli Cumhuriyet Halk Partililer, demokrasiye, adalete ve halkın iradesine sahip çıkan değerli İzmirliler,
Sizlere bu şehrin bir evladı olarak ve tarihin doğru tarafında duran, sizleri çok seven vatanperver bir vatandaş olarak ve son yaşanan tarihi günlerin tanığı olarak sesleniyorum.
Baba ocağımıza yönelen saldırılarda, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nin önünde oradaydım.
Bir avuç koltuk sevdalısının, bir avuç butlan meraklısının, sarayın değirmenine su taşıyanların partimizi ne hâle getirmeye çalıştığını gözlerimle gördüm.
Bu partinin evlatlarına biber gazı sıktılar, plastik mermi sıktılar.
Bizim kavgamız polislerle değildir; bizim kavgamız milletin iradesini yok sayan anlayışladır.
O gün orada şunu gördüm: Kimse geri adım atmıyordu, kimse korkmuyordu. Çünkü mesele birkaç kişinin koltuğu değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve ülkemizin geleceğiydi.
Yağmurda, çamurda milletimizle birlikte yürüdük. İzmir’de buluştuk, meydanlara sığmadık. On binler vardı, umut vardı, millet vardı.
Butlan karanlığına karşı ilk meşaleyi İzmir’den yaktık. Sonra Anıtkabir’e yürüdük.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüz binlerle birlikte Ata’mızın huzuruna çıktık.
Bu mücadele artık sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin değil, demokrasi ve milletin iradesini savunma mücadelesidir.
Bugün ülkemizde milyonlarca insan geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor. Emekli geçinemiyor, gençler geleceğe umutla bakamıyor, çiftçi emeğinin karşılığını alamıyor.
Ancak iktidar bu sorunları çözmek yerine gündemi değiştirmeye çalışıyor.
Önce belediyelerimize yöneldiler, sonra partimizi içeriden karıştırmaya çalıştılar, şimdi de yargı ve siyasi operasyonlarla Cumhuriyet Halk Partisi’ni dizayn etmeye çalışıyorlar.
Ama başaramayacaklar.
Çünkü bu parti saraylarda kurulmadı, milletin bağrında kuruldu. Cumhuriyet Halk Partisi Kuvayı Milliye’nin partisidir.
Son sözü delegeler, üyeler ve millet söyleyecektir. Hiç kimse örgütün iradesini yok sayamaz.
Millet bizimledir, İzmir bizimledir, Türkiye bizimledir.
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel liderliğinde iktidara yürüyoruz.
Yaşasın demokrasi, yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Buradayız! Burada yatıp kalkacağız”




