Türkiye, dünyanın en aktif sismik kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya deprem hattı üzerinde bulunuyor.
Ülke topraklarının yaklaşık yüzde 92’si deprem tehlikesi altında yer alırken, nüfusun büyük bölümü aktif fay sistemlerine yakın bölgelerde yaşamını sürüyor.
Konak Pier'de bulunan Primo Restaurant'ta basın mensuplarıyla bir araya gelen Tanyer Yapı Zemin Grubu Koordinatörü, İnşaat Yüksek Mühendisi Batuhan Tozburun İzmir’de kentsel dönüşüm, deprem, zemin güvenliği ve sağlıklı yapılaşmaya ilişkin önemli bilgiler paylaştı.
İzmir’in alüvyon zemin yapısı ve yaşlı yapı stoğu nedeniyle yüksek risk taşıdığını belirten Tozburun, kentsel dönüşümün sadece bina yenilemek değil, bir risk yönetimi olduğunu vurguladı.
“Deprem dalgalarını zemin büyütüyor”
30 Ekim 2020 Samos depreminin İzmir için büyük bir uyarı olduğunu ifade eden Batuhan Tozburun, “Yerel zemin etkileri deprem dalgalarını büyüttü, 1980 öncesi yapılar yüksek hasar aldı. Bu durum, deprem güvenliğinin yalnızca bina kalitesiyle değil zemin-yapı etkileşimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu” dedi.
Kentsel dönüşümün sadece bina yenilemek olmadığını savunan Tozburun, “Kentsel dönüşüm eski binaları yıkıp yenisini yapmak değil, deprem riskini sistematik biçimde azaltan bir şehircilik politikasıdır” ifadelerini kullandı.
Rakamlarla İzmir’in risk tablosu
İzmir’deki binaların yaklaşık yüzde 40’ının 1980 öncesi yapıldığını hatırlatan Tozburun, kentin dönüşüm ihtiyacını, “Risk altındaki nüfus yaklaşık 1,5 milyon kişi, öncelikli dönüşüm bekleyen alan ise 50 binin üzerinde konuttur” rakamlarıyla özetledi.
Doğru planlanan bir dönüşümün can kayıplarını yüzde 90 oranında azaltabileceğini belirten Tozburun, Bayraklı, Karşıyaka ve Konak gibi bölgelerin öncelikli olduğunu dile getirdi.
“Müteahhit desteklenmeli, arz artmalı”
Kentsel dönüşümün önündeki finansal engellere değinen Tozburun, hem vatandaşın hem de müteahhitlerin krediye ulaşmakta zorlandığını söyledi.
Konut fiyatlarının 8-10 milyon lira bandına çıkmasının süreci yavaşlattığını belirten Tozburun, çözüm önerisini paylaştı:
“Öncelikle müteahhitlere destek sağlanmalı. Müteahhitler yapı stoğunu artırırsa sürümden kazanacakları için vatandaş da bir nebze daha uygun fiyatlarla ev alabilir.”
Zemin mühendisliğinde “anahtar teslim” modeli
Tanyer Yapı Zemin Grubu olarak yaklaşık 200 kişilik uzman kadroyla hizmet verdiklerini belirten Tozburun, sektörde “anahtar teslim zemin mühendisliği” modeliyle büyüdüklerini söyledi.
“Zamanla yarış başladı”
İzmir’in hasarlı yapı stoğunun henüz sadece yüzde 10’unun dönüştürülebildiğine dikkat çeken Batuhan Tozburun, sürecin bir “ulusal güvenlik” meselesi olduğunu vurguladı.
İstanbul’daki hastane projesinin ardından İzmir’de Allsancak projesinin zemin çalışmalarına başladıklarını kaydeden Tozburun, fore kazıdan jet grout uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede güvenli yapılar için temel attıklarını sözlerine eklemesinin ardından, “Depremi engellemek mümkün değil ancak doğru planlama ve güçlü zemin mühendisliğiyle kayıpları azaltmak mümkündür” diyerek sözlerini tamamladı.