Gündem

İzmir’de tarihi taşınmaz krizi: CHP’li Türeli, “Anayasa ve kamu yararına aykırı”

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait tarihi taşınmazların Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri tartışma yarattı; CHP milletvekili Türeli süreci “anayasa ve kamu yararına aykırı” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, belediyeye ait bazı tarihi taşınmazların Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmek istenmesine sert tepki gösterdi. Türeli, sürecin hukuka ve kamu yararına aykırı olduğunu vurguladı. İzmir’in kent hafızasında önemli yeri olan Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi, Namazgâh Hamamı ve gasilhane gibi yapılar gündemde.

Taşınmazların vakıflara devri ve tartışmalar

Türeli, taşınmazların 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesi gerekçe gösterilerek Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmek istendiğini açıkladı. Söz konusu işlemin “sessiz tescil” yöntemiyle yürütüldüğünü belirten Türeli, bunun hukuki ve demokratik teamüllere aykırı olduğunu savundu.

Mülkiyet tarihi ve önem

Meslek Fabrikası, 1926’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla belediyeye devredilmiş, 2007’de vakıf şerhi bedeli ödenerek tamamen belediye mülkiyetine geçmiştir. Egemenlik Evi, Milli Mücadele döneminde hizmet vermiş ve 2006’da belediyeye geri verilmiştir. Namazgâh Hamamı ve gasilhane binası da uzun yıllardır belediye mülkiyetinde korunmaktadır.

Belediyenin kullanımı ve sosyal hizmetler

İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu taşınmazları kamu hizmetine yönelik kullanıyor. Meslek Fabrikası eğitim ve istihdam sağlarken, Egemenlik Evi yönetim merkezi olarak hizmet veriyor. Namazgâh Hamamı tarih turizmine katkı sağlıyor, gasilhane ise evde bakım ve afet lojistiği görevleri yürütüyor.

Yatırımlar ve kamu yararı

Namazgâh Hamamı için yaklaşık 51,5 milyon TL, Meslek Fabrikası için 17 milyon TL yatırım yapıldı. Taşınmazların tahliyesi, kamu kaynaklarının boşa gitmesi ve sosyal hizmetlerin aksaması anlamına geliyor. Türeli, yapıların belediye tasarrufunda kalması gerektiğini vurguladı.

Hukuki ve anayasal boyut

Uygulama, Anayasa’nın mülkiyet hakkı, yerel yönetim özerkliği ve ölçülülük ilkeleriyle çelişiyor. Türeli, CHP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne taşınan 5737 sayılı kanunun merkezi yönetime devri hukuka aykırı kıldığını belirtti. İzmir halkının ortak malının siyasi ajandaya kurban edilemeyeceğini ifade etti.

Restorasyon ve acil ihtiyaçlar

İzmir’de UNESCO geçici listesinde yer alan Tarihi Kemeraltı Çarşısı ve çevresinde yaklaşık 700 yapının acil restorasyona ihtiyacı bulunuyor. Türeli, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu taşınmazlara el koymak yerine restorasyon çalışmalarına öncelik vermesi gerektiğini söyledi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

İZMİR’İN KENT HAFIZASI VE HALKIN MÜLKİYET HAKKI SİSTEMATİK BİR OPERASYONLA KARŞI KARŞIYA

TAŞINMAZLARIN VAKIFLARA DEVRİ ANAYASAYA AYKIRI

İzmir’in kent belleğinde sarsılmaz bir yere sahip olan Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi, Gasilhane ve Namazgâh Hamamıgibi taşınmazların mülkiyet durumu, son dönemde yaşanan "gizli devir" işlemleri ve hukuki ihtilaflarla kamuoyunun gündemine gelmiştir. İzmir halkının vergileriyle ayağa kaldırılan, restore edilen ve kent yaşamına kazandırılan bu değerler, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesi dayanak gösterilerek, hukuki ve demokratik teamüllere aykırı bir biçimde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin elinden alınmak istenmektedir.

Taşınmazlara El Konulma Süreci ve Tarihsel Arka Plan

Söz konusu taşınmazlarla ilgili mülkiyet tartışmaları, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne herhangi bir tebligat yapmaksızın, Tapu Müdürlüğü üzerinden gerçekleştirdiği "sessiz tescil" işlemiyle başlamıştır. Devam eden hukuki süreçte, Meslek Fabrikası için İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından konulan "ihtiyati tedbir" kararının Mart 2026 başında kaldırılması, bu haksız el koyma girişimini bir tahliye baskısına dönüştürmüştür. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün 23 Mart 2026 tarihine kadar binaların boşaltılması yönündeki tebligatı, kentin idari ve sosyal işleyişine yönelik doğrudan bir müdahale niteliğindedir.

Söz konusu yapılar, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bedelsiz devredilmiş mülkler değildir. 1926 yılında bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla belediyeye devredilen Meslek Fabrikası, 2007 yılında vakıf şerhi bedeli ödenerek tamamen belediye mülkiyetine geçmiştir. 135 yıllık bir geçmişe sahip olan ve Milli Mücadele döneminde Müdâfaa-i Hukuk-ı Osmâniye Cemiyeti merkezi olarak hizmet veren Egemenlik Evi 2006 yılında TBMM Vakfı’nın kapanmasıyla belediyeye geri verilmiştir. 16. yüzyıl Osmanlı eseri olan Namazgâh Hamamı ile "Tebhirhane" olarak kayıtlı gasilhane binası da benzer şekilde belediyenin mülkiyetinde ve korumasında bugüne ulaşmıştır.

Belediyenin Taşınmazları Kullanma Usulü ve Sosyal Etki

İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu taşınmazları ticari birer mülk olarak değil, doğrudan kamu hizmeti odaklı kullanmaktadır. Meslek Fabrikası, 29 merkezde 145 bin kursiyere eğitim vermiş ve 37 bin kişiyi istihdamla buluşturmuş bir toplumsal dönüşüm merkezidir. Egemenlik Evi, 2020 depremi sonrası Belediye Başkanlık makamı ve yönetim merkezi olarak hizmet verirken; Namazgâh Hamamı tarih turizmine hizmet eden yaşayan bir kültür varlığıdır. Eşrefpaşa Hastanesi’nin ek hizmet alanı olarak kullanılan gasilhane ve morg alanı ise yılda 55 bin ev ziyareti yapan "Evde Bakım Birimi"nin lojistik merkezi, araç sevk alanı ve afet deposu olarak kritik bir kamu sağlığı görevi yürütmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmirlilere hizmet için milyonlarca lira kaynak kullanmış ve sosyal belediyecilik anlayışını devam ettirmiştir.

Yatırımlar, Kamu Yararı ve Taşınmazların Belediye Bünyesinde Kalma Zorunluluğu

Taşınmazların belediye bünyesinde kalması hem harcanan devasa kamu kaynakları hem de sunulan hizmetlerin sürekliliği açısından bir zorunluluktur. Namazgâh Hamamı için güncel kurlar üzerinden yaklaşık 51,5 milyon TL yatırım yapılmış; Meslek Fabrikası binası ise 17 milyon TL’lik restorasyon bütçesiyle harabe halinden kurtarılarak kente kazandırılmıştır. Bu yapıların tahliye edilmesi, halkın vergileriyle yapılan bu yatırımların boşa gitmesi ve halka sunulan hayati hizmetlerin durması anlamına gelmesinin yanı sıra yerel yönetimin doğrudan zarar görmesine neden olmaktadır. Üstün kamu yararı gereğince, bahse konu yapıların yerel yönetimin tasarrufunda kalması ve halka hizmet vermeye devam etmesi gerekmektedir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ülke sathında CHP’li belediyelere yönelik bu uygulaması bir tür cezalandırmaya dönüştürülmüştür. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün taşınmazlara el koymasından en çok İzmir halkı etkilenecek ve yerel idare zarara uğratılma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.Parasını alıp helalleştiğiniz taşınmazların tapusuna yıllar sonra el konulmasının mantıklı bir açıklaması bulunmamaktadır.

Diğer taraftan,İzmir’de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Tarihi Kemeraltı Çarşısı ve çevresinde, belediye ve TARKEM verilerine göre yaklaşık 700 yapının acil restorasyon ihtiyacı olduğu bilinmektedir. Bu çerçevede, Vakıflar Genel Müdürlüğü söz konusu taşınmazlara el koymak yerineacil restorasyon ihtiyacı olan yapıları kamuya kazandırabilir.

Hukuki Zemin ve Anayasal Aykırılıklar

Burada vurgulanması gereken önemli bir husus, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesindeki düzenlemenin Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşınmış olmasıdır. Mevcut uygulama; Anayasa’nın "İdarenin Bütünlüğü" (Madde 123), "Yerel Yönetimlerin Özerkliği" (Madde 127), "Mülkiyet Hakkı" (Madde 35) ve "Ölçülülük" (Madde 13) ilkeleriyle açıkça çelişmektedir. Yerel halkın bütçesiyle kamulaştırılan ve restore edilen mülklerin merkezi yönetime devri, mülkiyet hakkının özüne dokunmakta ve idari özerkliğe doğrudan müdahale niteliği taşımaktadır.

Bu zulme boyun eğmeyecek, İzmir halkının ortak malını iktidarın siyasi ajandasına kurban etmeyeceğiz.

İZMİR SAHİPSİZ DEĞİLDİR!”

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'G-PPV6YT9CVE');