KARŞIYAKA BELEDİYESİ BORÇ SORUNU HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME

Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal Ağustos 2025’te Belediye Meclisi’nde yaptığı bir konuşmada Belediye Başkanlığı görevini devraldığında Belediyenin vergi ve sigorta borcunun 2,2 milyar TL olduğunu bildirdi. Ünsal, borcun Ağustos 2025 itibariyle 3,6 milyar TL’ye yükseldiğini de açıkladı. Başkan, sözlerine “15 yıl da başkan olsam ödeyemem” ifadesini ekledi. Ünsal, Ocak 2026’ya gelindiğinde borçların 4,6 milyar TL’ye ulaştığını Belediyenin aylık yüzde 4,5 faiz ödediğini açıkladı.

Rakamların büyüme hızı gerçekten çok yüksek. Borçlar bu şartlarda ve bu şekilde büyümeye devam ederse borç toplamı 2026 sonunda 7 milyar TL’ye, 2027 sonunda 12 milyar TL’ye, 2028 sonunda ise 20 milyar TL’ye çıkabilir. Bu rakamlar Başkan Ünsal’ın “15 yıl da başkan olsam ödeyemem”ifadesinin sadece bir retorik olmadığını ve sözlerinin matematiksel bir karşılığı olduğunu gösteriyor.

Karşıyaka Belediyesinin borçları nereden geliyor?

Borçlanmanın ana kaynağının Karşıyaka Belediyesi’ne bağlı Kent A.Ş. olduğu ileri sürülüyor. Şirket sosyal belediyecilik anlayışıçerçevesinde farklı bütçelere hitap eden tesisler işletiyor. Şirketin şeffaflığı oldukça sınırlı. Açık kaynaklardan bu şirketin bilanço ve gelir tablolarına erişim mümkün değil. Bu durumda söz konusu şirketin Karşıyaka Belediyesi’nin faaliyet raporlarında yer alan verilerine bakılarak sorun hakkında bir bilgi elde etmek mümkün olabilir.

Tablo 1: Kent A.Ş. Satış Gelirleri, Personel Giderleri ve Farklar

Yıl

Satış gelirleri

Personel Giderleri

Fark

2020

49.858.051

53.443.261

-3.585.210

2021

75.550.652

112.807.381

-37.256.729

2022

186.251.513

182.302.211

3.949.302

2023

345.868.790

339.654.562

6.214.228

2024

498.831.901

727.133.314

-228.301.413

Kaynak: Karşıyaka Belediyesi faaliyet raporları.

Kent A.Ş.’ye ilişkin Tablo 1, şirketin gelir–gider yapısında kronik bir dengesizlik olduğunu ortaya koymaktadır. Beş yılın üçünde personel giderleri satış gelirlerini aşmakta, şirket faaliyet gelirleriyle kendi temel maliyetini dahi karşılayamamaktadır. Özellikle 2024 yılında personel giderleri ile satış gelirleri arasındaki 228 milyon TL’lik açık, sorunun ölçeğini net biçimde göstermektedir. 2022 ve 2023’te görülen sınırlı pozitif farklar yapısal bir iyileşmeye değil, geçici bir rahatlamaya işaret etmektedir.

Satış gelirleri hızla artmasına rağmen bu artış kârlılığa dönüşmemekte, verimlilik sorunu devam etmektedir. Personel giderlerinin gelirle aynı hızda büyümesi, şirketin istihdam ve ücret yapısında ciddi bir ölçek sorununa işaret etmektedir. Sayıştay denetçilerinin 2023 Kent A.Ş. raporunda dikkat çeken bir husus şirketin 953 kişiden oluşan personelinin 324’ünün (yani yaklaşık üçte birinin) Karşıyaka Belediyesinde görevlendirildiğinin tespit edilmesidir. Rapora göre şirket sürekli olarak zarar etmektedir. Bu zarar 2023 yılında 125 milyon TL’ye yaklaşmıştır. Aynı rapora göre zararın önemli bir nedeni şirketin Belediyede istihdam edilen personelinin maliyetlerine katlanmak zorunda kalması. Bu durum belediye şirketlerinin “sosyal istihdam aracı” olarak kullanılmasının tipik bir sonucu olabilir. Bu mekanizma, Karşıyaka Belediyesine atfedilen borçların kısa sürede katlanarak artmasında önemli bir rol oynamakta. Sonuç olarak Tablo 1, belediye borç sorununun geçici değil, yapısal nitelikte olduğunu açıkça göstermektedir.

Bu tablo, borç sorununun çözümünün yalnızca yeni finansman arayışlarıyla değil, Kent A.Ş.’nin faaliyet alanı, istihdam yapısı ve belediye ile olan mali ilişkilerinin açık ve ölçülebilir kurallarla yeniden düzenlenmesiyle mümkün olabileceğini göstermektedir. Şirketin sosyal politika hedefleri ile mali sürdürülebilirlik arasındaki denge yeniden kurulmadıkça, belediye borçlarının kontrol altına alınması gerçekçi değildir. Bu nedenle Karşıyaka Belediyesi için öncelikli adım, belediye şirketlerini kapsayan iyi iletişim, şeffaf, hesap verebilir ve performans odaklı bir yeniden yapılandırma sürecinin başlatılması olmalıdır.

Neler yapılabilir?

Her şeyden önce doğru iletişime ihtiyaç var. “15 yıl da başkan olsam ödeyemem” ifadesi borç yükünün ağırlığınıortaya koymada etkili bir retorik olsa da yanlış ağızdan ve yanlış bağlamda söylendiği için sorun yaratabilir. Bu ifade çözüm iradesini, kurumsal kapasiteyi, Belediye Meclisi’nin ve bürokrasisinin rolünü yok sayar. Borç Başkanın değil kurum olarak Karşıyaka Belediyesi’nin borcudur. O nedenle “ödeyemem” ifadesi de uygun olmamıştır. Söz konusu ifade aynı zamanda alacaklılarda tahsilat riskinin yüksek olduğu, personelde yönetimin kendilerini kurtaramayacağı, kamuoyunda kontrolün kaybedildiği ve durumun ümitsiz olduğu algısı yaratabilir.

Başkan ciddi bir borç sorunu ile karşı karşıya olduğu gerçeğini inkâr etmemeli (zaten inkâr etmiyor), kurumsal kapasiteyi ayakta tutmalıve sorunu çözeceğine ya da en iyi şekilde yöneteceğine dair iddiasını korumalı. Sonuç olarak “Belediyemizin ağır bir borç sorunu var. Ancak sorumluluklarımız çerçevesinde bu borcu üreten yapıyıdeğiştirmek ve borçlarımızı ödemek için elimizden geleni yapıyoruz” şeklinde bir ifade çok daha uygun olurdu.

Borç yönetiminde şeffaflık adına da adımlar atılmalıdır. Borç yönetimine ilişkin gelişmeler, gelişigüzel zamanlarda gelişigüzel formatlarla kamuoyuna sunulmamalıdır. Sorunun daha da ağırlaşmamasına, yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesine yönelik olarak mutlaka doğru bir şeyler yapılabiliyordur. Karşıyaka Belediyesi’nde ve Kent A.Ş’de bunu yapabilecek çekirdek kadrolar vardır. Bu konuda yapılan çalışmalar düzenli bir şekilde ve belirli bir formatta kamuoyuna anlatılmalıdır.“Efendim, şöyle bir tablo ile göreve başladık, bugün geldiğimiz noktada tablo şudur. Şu tür yapısal önlemler alıyoruz. Şu alanlarda ilerlemeler sağladık, önümüzdeki üç ayda şunları yapmayı hedefliyoruz” gibi üç aylık düzenli açıklamalar Başkanı “mağdur” veya “şikayetçi” konumundan zor bir tabloyu yöneten yönetici konumuna getirir. Bu stratejik bir kazanımdır ve siyasi dayanıklılığı artıracaktır.

Sonuç olarak, Karşıyaka Belediyesi’nin karşı karşıya olduğu mali tablo, yalnızca yeni finansman arayışlarıyla değil, özellikle Kent A.Ş. üzerindeki yapısal reformların kararlılıkla uygulanmasıyla aşılabilir. Şirketin sosyal istihdam aracı olmaktan çıkarılarak verimlilik odaklı bir yapıya kavuşturulması ve belediye ile olan mali ilişkilerinin şeffaf kurallara bağlanması, borç sarmalından çıkışın temel anahtarıdır. Belediye yönetiminin "mağduriyet" söylemi yerine kurumsal kapasiteye vurgu yapan güçlü bir irade sergilemesi hem alacaklılar hem de kamuoyu nezdinde güvenin yeniden tesis edilmesini sağlayacaktır. Üç aylık periyotlarla yapılacak düzenli ve somut açıklamalar, kriz yönetimini profesyonel bir zemine oturtarak belediyenin siyasi ve idari dayanıklılığını artıracaktır. Mevcut borç yükü her ne kadar ağır olsa da şeffaflık, hesap verebilirlik ve doğru bir iletişim stratejisiyle bu sürecin rasyonel bir şekilde yönetilmesi Karşıyaka Belediyesi için en uygun seçenek.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'G-PPV6YT9CVE');