İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer’in avukatları, kentsel dönüşümde kooperatifçilik modeli kapsamında yürütülen soruşturmaya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, daha önce tahliye edilen Soyer’in yeni bir dosya üzerinden yeniden tutuklandığı belirtilerek tutuklama kararının hukuki dayanağının olmadığı savunuldu.
Avukatların açıklamasına göre süreç, 1 Temmuz 2025 tarihinde gerçekleştirilen şafak operasyonuyla başladı. Bu kapsamda 11’i tutuklu 65 kişi hakkında kentsel dönüşümde kooperatifçilik modeliyle ilgili dava açıldı.
Açılan davanın 5 Ocak 2026 tarihli duruşmasında tüm sanıklar hakkında tahliye kararı verildiği hatırlatılırken, Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın tahliye edileceklerinin anlaşılmasının ardından farklı bir soruşturmaya dahil edilerek 30 Aralık’ta yeniden tutuklandıkları ifade edildi.
“Hukuken mümkün olmayan bir süreç işletildi” iddiası
Açıklamada, Soyer ve Kaya’nın tahliye sürecine girilmesinin ardından “hukuken mümkün olmayan bir şekilde” kooperatiflerin iç işleriyle ilgili bir soruşturmaya dahil edildikleri belirtildi.
Avukatlar, bu yeni tutuklama kararının hukuki bir gerekçeye dayanmadığını savunarak, sürecin “yedek tutuklamanın yedeği” gibi olağan dışı bir uygulamaya dönüştüğünü ileri sürdü.
Bilirkişi raporları: “Soyer aleyhine delil yok”
Soyer’in avukatları, ikinci dosyada dört ayı aşan süreçte üç bilirkişi raporu alındığını ancak Tunç Soyer aleyhine tek bir delil sunulmadığını belirtti. Açıklamada ayrıca, bu süreçte hiçbir kişinin Soyer aleyhine beyanda bulunmadığı da vurgulandı.
İddianame hazırlanmasının beklendiği bir dönemde dosyanın savcısının değiştirildiği bilgisi de açıklamada yer aldı.
MASAK raporu: “Şüpheli para hareketi bulunmadı”
Avukatların açıklamasında 12 Nisan tarihinde dosyaya giren MASAK raporuna da dikkat çekildi. MASAK raporunda Tunç Soyer’e ait “tek bir şüpheli para hareketine rastlanılmadığı” ifade edildi.
Bu raporun ardından suç şüphesi bulunmadığının ortaya çıktığı belirtilerek, yeniden tutuklamanın izah edilemeyeceği savunuldu.
Dosyalar ayrıldı, her kooperatif için ayrı soruşturma başlatıldı
Açıklamaya göre süreç içerisinde dosyalar ayrıldı ve her kooperatif için ayrı soruşturma dosyası açılmasına karar verildi. İkinci dosyanın Örnekköy 4. Etap kooperatifiyle ilgili olduğu, üçüncü dosyanın ise Gaziemir 1. Etap kooperatifi üzerinden başlatıldığı aktarıldı.
Bu aşamada Soyer’in yeni dosyaya dahil edilmeyeceğinin düşünüldüğü ancak gece saatlerinde aniden savcılık ifadesine çağrıldığı ifade edildi.
“Hangi suçla suçlandığı söylenmedi” iddiası
Avukatlar, Tunç Soyer’in savcılık ifadesinde hangi suçla karşı karşıya olduğunu anlamaya çalıştığını ancak avukatların ısrarlı sorularına rağmen net bir cevap alamadığını belirtti.
Açıklamada Soyer’in, “Bir tane imzam olan belge, bir tane para hareketi söyleyin” sözlerine rağmen suçlamanın somutlaştırılamadığı iddia edildi.
“Kooperatifler belediyeye ait değil”
Açıklamada, haklarında soruşturma yürütülen kooperatiflerin belediyeye ait olmadığı özellikle vurgulandı. Bu kooperatiflerin, vatandaşların bir araya gelerek oluşturduğu yapılar olduğu ve belediyenin şirketi İZBETON ile sözleşme imzaladıkları belirtildi.
Tunç Soyer’in kooperatif yöneticileriyle, denetçilerle ya da alt taşeronlarla tanışmadığı, kendisinin veya yakınlarının herhangi bir kooperatife üye olmadığı ifade edildi. Bu nedenle bir kooperatif içindeki zimmet suçuna nasıl dahil edilmeye çalışıldığının anlaşılamadığı savunuldu.
“Hakim suçlamaya cevap veremedi”
Avukatların açıklamasına göre Tunç Soyer, Sulh Ceza Hakimliği’nde de neyle suçlandığını sordu ancak hakim bu soruya cevap veremedi. Soyer’in, suçlamayı bilmediği için savunma yapamayacağını belirttiği aktarıldı.
Açıklamada, savcılık ve hakimlik makamlarının da tutuklama kararının gerekçesini izah edemediği ileri sürüldü.
“Kızgınız ama yılgın değiliz”
Tunç Soyer’in avukatları açıklamalarını, sürece yönelik sert ifadelerle tamamladı. Yeniden tutuklama kararının hukuki olmadığını savunan avukatlar, “Kızgınız ama yılgın değiliz” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, adaletin temel ilke olduğu vurgulanarak bu adaletsizliğin hukukla bağını koparanlara fayda sağlamayacağı görüşüne yer verildi.