İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nın sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı.
Türkiye ve dünyadan çok sayıda bilim insanının katılımıyla hazırlanan bildirge, Körfez’in çok katmanlı bir ekolojik krizle karşı karşıya olduğunu bilimsel verilerle ortaya koydu.

70 yıllık birikim ve oksijen krizi
İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, Körfez’deki kirliliğin yaklaşık 70 yıllık bir geçmişi olduğunu ve ekosistemin kritik eşiklere yaklaştığını belirtti.
Özellikle İç Körfez’de düşen oksijen seviyelerinin balık ölümlerine ve habitat kayıplarına yol açtığı vurgulandı.
Bildirgede; ötrofikasyon, zararlı alg patlamaları ve mikroplastik kirliliği gibi unsurların ekosistemi ciddi şekilde baskıladığı ifade edildi.

“Gediz temizlenmeden Körfez temizlenmez”
Körfez’deki kirliliğin ana kaynağının karasal yükler olduğunu belirten uzmanlar, Gediz Havzası ve 33 dere üzerinden taşınan tarım, sanayi ve yerleşim atıklarına dikkat çekti.
Dr. Işıkhan Güler, “Gediz temizlenmeden Körfez temizlenmez. Havza bazlı, kurumlar arası iş birliğine dayalı bütüncül bir yönetim modeli şart” diyerek merkezi ve yerel yönetimin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Kısa ve uzun vadeli çözüm önerileri
Bilim insanları çözüm için tekil müdahaleler yerine kademeli bir plan önerdi:
- Kısa vadede: Zararlı alg patlamalarına karşı modifiye kil kullanımı ve süper oksijenlendirme.
- Orta ve uzun vadede: Dip taraması, ileri biyolojik arıtma, deniz çayırlarının yaygınlaştırılması ve deniz hıyarı gibi türlerle ekolojik iyileştirme.
Kesintisiz izleme vurgusu
Sürecin en kritik ayağının sürekli takip olduğunu belirten bildirgede, kirliliğin anlık izlenmesi için gerçek zamanlı veri sistemlerinin ve erken uyarı mekanizmalarının kurulması gerektiği ifade edildi.
İzmir’in bilimsel çalışmalarla bu alanda örnek bir model oluşturabileceği belirtilerek, Körfez’in korunmasının gelecek nesillere olan borç olduğu hatırlatıldı.





