SES GAZETE/Nagihan ÇAKIR- Tarım ve Orman Bakanlığı’nın son yayımladığı taklit-tağşiş listesi, gıda güvenliğindeki kara tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi.

Torbalı’da üretim yapan Ege Canet firmasının dana sucuğunda kanatlı eti tespit edilmesi, buzdağının sadece görünen kısmı.

Ekonomik buhran derinleştikçe, gıdada hile münferit bir olay olmaktan çıkıp sınıfsal bir sorun ve devasa bir “tağşiş sektörü” hâline dönüşüyor.

2-180

“Ette kategorizasyon yok”

İzmir Kasaplar Odası Başkanı Melih Şenkara, piyasadaki fiyat uçurumuna ve sistemdeki boşluklara dikkat çekiyor. Şenkara, “Kategorilendirme sistemi olmadığı için yaşlı hayvanla genç ve tezgâhlık hayvan aynı kategoride sunulurken birinin maliyeti çok düşük, diğerininki hâliyle daha yüksek oluyor” ifadelerini kullanıyor.

Hileli ürünlerin fiyatla olan ilişkisine de değinen Şenkara, “Aynı zamanda dünyada hiç kimse hiçbir şeyi daha kötü yapmadan daha ucuza satamaz. Bir malın sadece fiyatına bakmak bazı hileleri kabul etmek demektir” uyarısında bulunuyor.

171835 1731668156

“Güvenli gıdaya erişim ayrıcalık hâline geldi”

Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Uğur Toprak ise meselenin sınıfsal boyutuna vurgu yapıyor. Toprak, “Asgari ücretlinin veya emeklinin bütçesine uygun et ürününün hilesiz olma ihtimali neredeyse yok” diyerek, güvenli gıdaya erişimin bir ayrıcalık hâline geldiğini söylüyor.

Haziran 2026 açlık sınırının 35 bin TL’yi aştığı bir ortamda, yoksulluğun bu güvensiz gıda düzeninin en büyük sürdürücüsü olduğunu ifade ediyor.

3-126

Emekli Hasan: “Marketlerin ‘son gün’ indirimlerini takip ediyorum”

Bu karamsar tablo, emekçilerin mutfağında “hayatta kalma savaşı”na dönüşüyor. Uzmanların “şüpheli ürün” dediklerini, emekçiler tek çare olarak görmek zorunda kalıyor.

Eskiden eşiyle özel günlerde restorana gidebilen, mahalle kasabıyla şakalaşan 68 yaşındaki emekli Hasan için artık her şey bir “etiket avı” hâline gelmiş.

“Yıllarca çalıştık, bayramdan bayrama et görür olduk. Kasabın önünden geçerken başımı çeviriyorum. Marketlerin ‘son gün’ indirimlerini takip ediyorum. Tadı et gibi değil de, paramız buna yetiyor” diyor.

Altın fiyatlarında son durum: Gram ve çeyrek ne kadar?
Altın fiyatlarında son durum: Gram ve çeyrek ne kadar?
İçeriği Görüntüle

4-102

Üniversiteli Can: “İçinde ne olduğunu düşünürsem et yiyemem”

Can, Bornova’da bir yurtta kalıyor. Uğur Toprak’ın bahsettiği “besin değeri düşük, raf ömrü uzun gıdalarla” beslenen neslin bir temsilcisi.

“Yurtta ya da dışarıda en ucuz proteini arıyoruz. Ucuz sucukların, salamların içinde ne olduğunu düşünürsem yemek yiyemem” diyor. Toprak’ın dediği gibi, “tercih değil, hayatta kalma mücadelesi” veriyor.

N Ses Gazete Manşet (7)-57

Selda: “Yediğimizin et olmadığını biliyoruz ama mecburuz”

Annelik vicdanı ile boş cüzdanı arasında kalan Selda’nın ise içinde sürekli, “Evlatlarıma ne yediriyorum?” korkusu var.

“Fabrikadan çıkıp eve giderken çocuklara ne yedireceğim diye kara kara düşünüyorum. Çocuklar sucuk istiyor, marketten en ucuzunu alıyorum. Yediğimizin etin et olmadığını biliyoruz ama mecburuz” diyor.

Görünen o ki gıda güvenliği artık sadece bir denetim meselesi değil, her gün yeniden verilen ve bedeli halk sağlığıyla ödenen bir yaşam mücadelesine dönüşmüş durumda.

Muhabir: Nagihan ÇAKIR