Gündem

Özgür Özel’den Buca’da iktidar mesajı: “Sandığı koy, hodri meydan”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’deki toplu açılış törenleri kapsamında Buca’da vatandaşlarla buluştu. Özel, iktidara erken seçim çağrısı yaparken CHP’li belediyelere yönelik baskılara tepki gösterdi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programı kapsamında Bayraklı ve Bornova’nın ardından Buca’daki toplu açılış törenine katıldı. Buca Belediyesi tarafından hayata geçirilen 16 projenin açılışında konuşan Özel’e, vatandaşlar ve partililer eşlik etti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’da günün anlamı ve İzmir hakkında açıklamalarda bulundu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel İzmir’deki toplu açılış törenlerine katıldı. Buca’da gerçekleşen toplu açılış töreninde CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Büyükşehir belediye Başkanı Cemil Tugay ve Buca Belediye Başkanı Görkem Duman konuşma gerçekleştirdi.

Buca Belediye Başkanı Görkem Duman şöyle konuştu;

“Sayın Genel Başkanım; Sizleri Buca’da ağırlamanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu önemli günde bizleri yalnız bırakmadığınız için şükranlarımı sunuyor, hizmetlerimizle karşınıza çıkmaktan da gurur duyuyorum.

Yine bugün bizi kırmayıp, davetimize icabet eden Edip Akbayram’ın kızı sevgili Türk Akbayram,

Naim Süleymanoğlu’nun kardeşi değerli Muharrem Süleymanoğlu’a çok teşekkür ediyorum.

Sayın Genel Başkanım, kıymetli konuklar;

Bugün burada sadece yeni tesislerin, yeni hizmetlerin, yeni merkezlerin açılışını yapmıyoruz.

Bugün burada bir anlayışın, bir iradenin, bir belediyecilik modelinin altını kalın çizgilerle yeniden çiziyoruz.

Çünkü biz biliyoruz:

Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin olduğu yerde rant değil halk vardır!

Ayrıcalık değil eşitlik vardır!

Gösteriş değil hizmet vardır!

İsraf değil kamu yararı vardır!

Ve en önemlisi; insanı merkeze alan sosyal demokrat belediyecilik vardır!

İşte tam da bu yüzden;

ekonomik krizin derinleştiği, gençlerin gelecek kaygısıyla boğuştuğu, halkın her geçen gün biraz daha yoksullaştırıldığı bir dönemde; biz Buca’da halkçı belediyeciliği büyütmeye devam ediyoruz. Hak temelli bir yaklaşımla, kimseyi ayırt etmeden, bize oy veren vermeyen diye düşünmeden tüm hemşerilerimize adil ve eşit hizmeti sunmaya çalışıyoruz.

Sayın Genel Başkanım, değerli hemşehrilerim,

Bugün Cumhuriyet Halk Partili belediyelere sistematik bir baskı uygulanıyor.

Bizi çalıştırmamak, hizmet üretemez hale getirmek için her gün yeni bir engel çıkarılıyor.

Açık söylüyorum:

Bu baskının mağduru sadece belediyeler, belediye başkanları değildir.

Bu baskının mağduru ne Cemil Tugay’dır, ne Görkem Duman’dır ne de Helil Kınay’dır.

Bu baskının mağduru; sabahın köründe göreve başlayan belediye emekçileridir.

Bu baskının mağduru; hizmet bekleyen yurttaşlardır.

Bu baskının mağduru; kreş bekleyen annelerdir, asfalt bekleyen mahallelidir, sosyal destek bekleyen dezavantajlı vatandaşlarımızdır…

Sayın Genel Başkanım;

Ben bu partinin gençlik kollarında yetiştim.

Afiş astım

Sandık başlarında sabahladım.

Yağmurda, çamurda, soğukta, güneşin altında örgütümüzle birlikte, omuz omuza mücadele verdim.

Ben, bu partinin öz evladıyım.

Cumhuriyet Halk Partisi benim ve benim gibi binlerce yoldaşımın baba ocağıdır!

Ve bizler o baba ocağının geçici bireyleri değil; emanetçisi, bekçisi ve neferleriyiz!

Bu yüzden partimize, Genel Başkanımıza ve özellikle kadın yoldaşlarımıza yönelik her saldırıyı, her haksızlığı kendimize, yapılmış sayarız. Tüm bu saldırıların karşısında da, kale gibi sapasağlam dururuz. Asla geri atmayız.

Çünkü biz biliriz ki mesele sadece bir parti meselesi değildir.

Mesele; demokrasi meselesidir.

Mesele; adalet meselesidir.

Mesele; Cumhuriyet meselesidir.

Mesele; bu ülkenin aydınlık geleceğinin meselesidir!

O nedenle Sayın Genel Başkanım;

Yalnız değilsiniz.

Arkanızda sizin için mücadele verecek yüzbinlerce kardeşiniz, kalbi sizi için çarpan milyonlarca yürek var.

Bu onurlu yolda asla yalnız yürümeyeceksiniz!

Size söz veriyoruz sayın genel başkanım!

Değerli dostlar,

Buca sıradan bir ilçe değildir.

Buca; İzmir’in vicdanıdır.

Buca; gençliğin kentidir.

Buca; emeğin merkezidir.

Buca; dayanışmanın adresidir.

Ama aynı zamanda Buca; göçle büyümüş büyük bir halk hikâyesidir.

Bu kentte Anadolu’nun dört bir yanından gelen insanların alın teri vardır.

Bu kentte Rumeli’den kopup gelenlerin hasreti vardır.

Bu kentte Doğu’nun emeği, Ege’nin umudu, Balkanlar’ın hatırası vardır.

Buca çok renktir!

Buca çok sestir!

Buca Anadolu’dur!

Buca Rumeli’dir!

Ve Buca, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hemşerisidir!

Buca öğrenci dostu bir ilçedir.

Dokuz Eylül Üniversitesi’nin kampüsleriyle, liseleriyle, kurs merkezleriyle, sokaklarında yürüyen gençlerin enerjisiyle Buca artık sadece bir ilçe değil;

İzmir’in eğitim ve gençlik merkezidir.

Bugün nüfusu 520 bini aşan Buca’da, 100 binden fazla üniversite öğrencisi barınıyor, ikamet ediyor, Bucanın havasını soluyor, suyunu içiyor.

Yaklaşık 40 bine yakın lise öğrencimiz bulunuyor.

Yani bu kentte gelecek yürüyor!

Bu kentte umut dolaşıyor!

Bu kentte Türkiye’nin yarını nefes alıyor!

İşte böylesine değerli bir ilçe’de siyasi hesap peşinde koşanlar olduğunu biliyoruz.

Bazıları için İzmir’e açılmanın, İzmir’i kazanmanın yolunun Buca’dan geçtiğini de biliyoruz, görüyoruz.

Buca’ya böylesine saldırmalarının, elimizi, kolumuzu bağlayarak bizi iş yapamaz hale getirmelerinin, işçimizi, emekçimizi mağdur etmelerinin, bizi işçiyle, bizi vatandaşlarımızla karşı karşıya getirmeye çalışmalarının ardındaki niyetleri çok net görüyoruz.

Ama biz bu oyunu bozarız!

Nasıl mı?

Daha çok çalışarak!

Daha çok üreterek!

Halkın yanında daha çok durarak!

Bizim için belediyecilik;

bir öğrencinin sınav kaygısını azaltmaktır.

Bir gencin kendisini güvende hissetmesini sağlamaktır.

Bir çocuğun yeteneğini keşfetmesine alan açmaktır.

Bugün açılışını yaptığımız Edip Akbayram Eğitim Merkezi tam da bu anlayışın ürünüdür.

Hepimizin sevgili abisi Edip Akbayram, Anadolu’nun isyanını da merhametini de aynı türkünün içinde taşıyan bir sestir.

Bu ses halkın hafızası, emeğin direnci ve memleketin vicdanıdır.

Türkülerle büyüyen bu coğrafyada, Edip Akbayram’ın sesi; acının, umudun ve insan kalabilmenin yankısı olarak hafızalara kazınmıştır.

Bu nedenle merkezimizde yalnızca ders anlatılmayacak, gençlerle yol arkadaşlığı yapılacak.

Öğrenci koçluğu sistemiyle, dijital altyapısıyla, burs imkanlarıyla, deneme kulübüyle, kütüphaneleriyle, konferans salonuyla; özellikle ekonomik olarak zorlanan ailelerin çocuklarına fırsat eşitliği sunulacak.

Naim Süleymanoğlu, bir milletin gururunu omuzlarında taşıyan efsaneydi. Dünyaya en büyük gücün, bazen en derin inançtan doğduğunu gösterdi.

Bu yüzden Naim’in adı, sadece spor tarihinde değil, çok daha fazlasında; cesaretin, azmin ve insan iradesinin destanında yaşamaya devam ediyor.

Aynı şekilde az sonra açılışını yapacağımız Naim Süleymanoğlu SporiumSpor Tesisi de yalnızca bir spor salonu değildir.

Burası çocukların ekranlara değil spora yöneldiği,

gençlerin kötü alışkanlıklardan uzaklaşıp eğitimle buluştuğu,

kadınların güvenle spor yapabildiği,

özel gereksinimli çocukların akranlarıyla birlikte hayatın içinde yer alabildiği bir yaşam alanıdır.

İki yılda çok badire atlattık, çok sıkıntı çektik. Ancak bunların hiç birini; çalışmak, üretmek ve hizmet etmek için bir bahane olarak kullanmadık. Hizmetlerimizi hazırladığımız kısa filmde bir kısmını paylaştık. Tekrar etmeyeceğim. Ancak bir yeri daha özellikle belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşım, kıymetli yoldaşım rahmetli Şehzadeler belediye başkanım Gülşah Durbay adını verdiğimiz Kadın Danışma Merkezi açtık. Bu merkezde; kadınların her gün saldırıya maruz kaldığı, yaralandığı, öldürüldüğü hatta cins kırıma uğradığı bir dönemde; ihtiyaç sahibi kadınların yanında duruyor; onların sosyal, hukuki ve psikolojik mücadelelerine omuz veriyoruz.

Bir diğer önemli çalışmamız da asfalt seferberliği. Yol sorunu Buca’mızın en mağdur olduğu, adeta kangrenleşmiş konusu. Bu sorunu ortadan kaldırmak için Büyükşehir Belediyemizle birlikte asfalt seferberliği başlattık. Buca’mızın sokaklarını, caddelerini, mahallelerini birer birer yeniliyoruz.

Daha mutlu, daha huzurlu, daha temiz ve daha yaşanabilir bir Buca için gece gündüz demeden Büyükşehir Belediyemizle birlikte uyum içinde çalışıyoruz. Bu noktada, desteklerini esirgemeyen Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay’a huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum.

Tüm bu çabamıza rağmen, eksik kaldığımız, yetişemediğimiz ve bizden kaynaklı olmayan nedenlerle zaman zaman mağdur ettiğimiz halkımıza da; gösterdikleri anlayış ve hoşgörü için sonsuz teşekkür ediyorum.

Bize olan güvenlerini çok çalışarak, onları mutlu ederek asla boşa çıkartmayacağız.

Çünkü bizim belediyecilik anlayışımızda insan vardır.

Dayanışma vardır.

Hak vardır.

Adalet vardır.

Sayın Genel Başkanım;

Siz bize güvendiniz, İzmir’i gençlere emanet ettiniz.

Biz de huzurlarınızda söz veriyoruz;

Büyükşehir belediye başkanımız,takım kaptanımız Sayın Cemil Tugay öncülüğünde İzmir’i ve Buca’yı kimsenin siyasi hesaplarına teslim etmeyeceğiz.

Bu kentin gençlerine, emekçilerine, çocuklarına, kadınlarına, yarınlarına sahip çıKmart için var gücümüzle çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Tüm inancımla söylüyorum ki;

Buca kazanacak, İzmir kazanacak, Türkiye kazanacak.

Bu özel günde bizleri yalnız bırakmadığınız için; Başta Genel Başkanım Sayın Özgür Özel olmak üzere, tüm konuklarımıza ve sevgili hemşerilerime bir kez daha teşekkür ediyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise şöyle konuştu;

“Spordan kültüre, kentsel dönüşümden sosyal hizmetlere, tarıma dönük onlarca yeni tesis ve proje bugün hayata geçiyor. Bayraklı ve Bornova ilçelerimizin ardından üçüncü durağımız olan Buca'dayız. Buradan da Karabağlar'a geçeceğiz, orada da törenimiz var. Kentimiz ve partimiz adına mutluluk ve heyecan veren çalışmaların hayata geçtiğini hep birlikte görüyoruz.

Genel Başkanımız biraz sonra pek çok tesisi Bucalılar’ın hizmetine sunacak. Şu an önünde bulunduğumuz, Buca Belediyemizin yaptırdığı Naim Süleymanoğlu Sporium Spor Tesisinde 16 projenin toplu açılışını gerçekleştireceğiz. Sizlere biraz bu işlerin değerinden söz etmek istiyorum. Çünkü CHP'li belediyelerin çalışmaları daha fazla konuşulmayı hak ediyor. Bazı yandaş medya organlarının servis ettiği manipülatif haberler bu hizmetlerden söz etmez. O nedenle bizlerden duyun isteriz. Bulunduğumuz Naim Süleymanoğlu Sporium Spor Tesisi adından başlayan bir değere sahip. Türkiye'mizin gururu, olimpiyat şampiyonumuzun hatırasını yaşatan tesisten elbette yeni ve çok başarılı sporcular, yeni sporcu kuşaklar çıkacak. Sağlığın, dinçliğin yeni merkezi artık burası olacak. Yüzme ve jimnastik kurslarından belki yeni şampiyonlar yetişecek.

Biz bu oyunu bozarız! Öyle olmayacak o iş, öyle olmayacak o iş. İzmir, Türkiye'nin gözbebeğidir; Cumhuriyet Halk Partisi'nin amiral gemisidir. İzmir'imizin en büyük ilçesi Buca en iyi hizmeti alacaktır. İzmirli olarak söylüyorum; Buca'da ayağımızın basmadığı sokak kalmayacak. Yolun yenilenmemiş cadde ve sokak kalmayacak. Hizmet almamış, o hizmetlerden yararlanmamış hiçbir kimse kalmayacak.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise şu ifadeleri kullandı;

“Birinin demokrat olduğunu seçimi kaybettiğinde ne yaptığından anlarsınız. İşte yıllardır ülkeyi yöneten iktidar seçimi kaybettiğinde önce CHP'li belediyeleri silkeleyip, ‘Geçmişten birikmiş bütün borçları faizinden bir seferde alın. Vergiyi alın, SGK'yı alın. İller Bankası'ndan bir şey koklatmayın, kamu bankalarından kredilerini onaylamayın, özel bankalara korku salın sakın CHP'li belediyelere kredi vermesinler, yurt dışından alsalar da getirseler de onaylamayalım.’ diyerek Cumhuriyet Halk Partisi'ni önce maddi yönden çökertmeye çalıştı. Sonra üzerimize, kadın kollarımız bizim kadın kollarını yenemediği için artık, gençlik kollarımız bizim gençlik kollarıyla baş edemediğinden yargı kollarını kurdu. Başına birisini görevlendirdi ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'ndan, İstanbul'dan başlayarak bütün Türkiye'de çeşitli operasyonlarla arkadaşlarımızı özgürlüklerinden etmeye, bürokratlarımızı özgürlüklerinden etmeye ve operasyon olmayan yerlerde de korku yaymaya, tedirginlik üretmeye ve hizmetleri aksatmaya ellerinden gelen ne varsa yaptılar. Atatürk'ün iki büyük eserinden biri olan partimize bir yanda kapatma davası açıyorlar, bir yandan da üstüne üç kurultay yapılmış kurultayı kendilerince tartıştırıp partiyi zayıflatmaya çalışıyorlar. Diğer taraftan partinin kurumsal kimliğine, yöneticilerine her türlü kötülük ve iftirayla Cumhuriyet Halk Partisi'nin üzerine doğru geliyorlar. Bilmedikleri bir şey var. Cumhuriyet Halk Partisi geri adım atanların, susanların, eğilenlerin, teslim olanların değil; aksine süngüyü gördüğünde süngünün üzerine koşanların partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi gerekirse baş veren ama başını eğmeyenlerin, teslim olmayanların partisidir.

İzmir'de her türlü engellemeye, her türlü hasetliğe, her türlü İzmir'den oy isterken ‘İzmir'i seviyoruz, İzmir bizim sevdamız, yaşam biçimine dokunmayız, sizi üzmeyiz.’ diyenlerin oy alamayınca nasıl kinlendiklerini, nasıl nefret duyduklarını, nasıl İzmir'deki hizmetleri aksatmak için her yola başvurduklarını biliyoruz. Bu kredi vermemeden üstüne gitmeye, kredi borçları, faiz borçları için AK Partili belediyelere tanınan olanakları tanımamaya, imzaları atmamaya, elinizdeki hizmet binalarına çökmeye, aldığınız mahkeme kararlarını iptal ettirmeye kadar türlü kötülükleri yaptıkları gibi, türlü hasetlikleri yaptıkları gibi İzmir'in huzurunu kaçırmak için ellerinden geleni yapan birileri var. Ama bir yandan da her kötülüğe rağmen Cemil Tugay gibi, Görkem Duman gibi elinden gelen her imkanla 24 saati 26 saat, 28 saat yaşayan, uyumayan, koşturan, çalışan ve başaran arkadaşlarımız var. Her seferinde en zorlu günlerde 'Güzel günler göreceğiz güneşli günler' diye gelecekteki güzel günlerin müjdeleyen sesini ömrümüz boyunca kulağımızda durmaya devam edeceğiz.

Burası bir öğrenci şehri. Öğrenci kenti Buca. Dünya kadar öğrenci var. Bundan beş yıl önceydi. Yine bu iktidarın kendince sıkıştığı bir dönemde, Boğaziçi'nde her sene yapılan festivali kayyum rektör yasaklamıştı. Öğrenciler de bu protestoyu resim sergisini bahçeye taşımıştı. Orada bir Şahmaran resmi vardı. O resmi oraya götürüp koyan da Doğu Demirtaş ve arkadaşı Selahattin Can Oğuz'du. 11 öğrenciyi gözaltına aldılar. Doğu'yu ve Selahattin'i Silivri'ye koydular. Üç ay orada tuttular.

Ben onları ilk ziyarete gidendim. En çok ziyarete gidendim. Ve 90 günün sonunda önce tutuksuz yargılandılar. Almanya'daki büyük üniversiteler davette bulundu. Türkiye'de Silivri, Türkiye'de zulüm, okuldan uzaklaştırılma, ailelerine her türlü kötü söz... ve gittiler, şu anda ikisi de dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim görüyorlar. Biri doktora yapıyor, birisi başlamak üzere. Doğu Demirtaş'ın annesi AK Parti'nin Sarıyer Kadın Kolları İlçe Başkanı'ydı. İstifa etti. Babası çok iyi bir AK Partiliydi, Sertaç Bey, istifa etti. O günden bugüne Sertaç Bey ve Doktor Hanım her hafta cuma günü Boğaziçi'ndeki direnişte oğulları adına direniyorlar. Çünkü AK Parti'nin ne olduğunu, nasıl vicdansız olduğunu gördüler. Ve bugün dava tamamen bitti. Birinci kademe bitti, istinaf bitti, Yargıtay başvuru süreci geçti, karar kesinleşti. Karar esastan ret, hiçbir suç yoktur. Talepleri halinde öğrencilere Türkiye Cumhuriyeti tazminat ödeyecektir.

Ey Tayyip Efendi! O gün grup konuşmasında 18 yaşındaki çocukları hedefe koyan, çocukları deli bozuklara, mafyalara, çetelere hedef gösteren, hayatlarını tehdit ettirten, Türkiye'den kaçmalarına sebep ettiren... Boğaziçi Fizik'teki dehaları Alman üniversitelerine kaptıranlara söylüyorum; her şey görüldü ve şu kadarlık bir suç bile bulunamadı.

Bunun için buradan, Buca'dan, öğrencilerin başkentinden, bütün Türkiye'deki gençlere söylüyorum: İşine geldiğinde gençleri öven ama işine geldiğinde söven, hedef gösteren, hapse atan, konserleri yasaklatan, her türlü kültürel aktivitede kimin ne içeceğine ne giyeceğine ne yapacağına karışan; gencecik kızların, altı tane kız çocuğunun grubundan bilmem ne sakınca doğurtup onlara ev hapisleri bilmem neler veren bu anlayışa karşı, az sıkın dişinizi diyorum gençler, az sıkın dişinizi! İktidar değişiyor; yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor! Yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor

Bu yolun sonu aydınlıktır. Ne yaparlarsa yapsınlar, içeride atsalar, her türlü kötülüğü de yapsalar, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşü engellenemez. Karşımızda seçimden kaçan, Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin en önemli kazanımı sandığa borçlu olduğu iktidarını şimdi sandıkta kaybedeceğini gördüğü için rakiplerini azaltan, rakiplerine saldıran, rakibi, kendinden sonraki iktidar partisine, ülkenin kurucu partisine taarruz eden ve seçimden korkan bir iktidar vardır.

Son kez söylüyorum, bir kez daha söylüyorum; Tayyip Bey, kendine güveniyorsan, korkak değilsen, millete güveniyorsan, milli irade diyorsan, sandığı koy, gel karşımızda aday ol, hodri meydan! Kazanırsan ben gidiyorum, kaybedersen bu ülkenin önünü açıyorsunuz. Korkmuyorsan hodri meydan! Seni sandığa davet ediyorum.”

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'G-PPV6YT9CVE');