Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Özgür Coşkun’un hazırlayıp sunduğu Pusula programında ilçede yürütülen çalışmaları ve gelecek projelerini anlattı. Yetişkin, “Kolayı değil, doğru olanı seçtik” diyerek özellikle altyapı yatırımlarına dikkat çekti.
Ramazan boyunca Seferihisar’da hangi çalışmalar yürütülüyor?
Her yıl olduğu gibi bu yıl da aşevimiz Ramazan boyunca hizmet veriyor. İhalelerimiz tamamlandı, dağıtımlar başladı.
İki ayrı noktada – Seferihisar merkez ve Ürkmez’de – günlük sıcak yemek çıkarıyoruz. Ayrıca hasta ve gelemeyecek durumda olan vatandaşlarımıza evlerine kadar sıcak yemek ulaştırıyoruz. Günlük yaklaşık 250 kişiye bire bir dağıtım yapılıyor.
Bunun dışında akşam programlarımız, çeşitli etkinliklerimiz ve sosyal destek çalışmalarımız Ramazan boyunca devam edecek.
31 Mart itibarıyla yedi yılı dolduruyorsunuz. Bugünkü Seferihisar ile yedi yıl önceki Seferihisar arasında nasıl bir fark var?
Ben sahada olduğum için bu farkı en çok halktan dinliyorum. Makamda oturmayı pek sevmem. Boşluk bulduğum anda mahallelerde, kahvehanelerde, sokakta vatandaşla bir arada olurum.
Yedi yılda ciddi bir yol kat ettik. Özellikle altyapı konusunda önemli adımlar atıldı. Üstyapı düzenlemeleriyle birlikte kent daha düzenli bir yapıya kavuştu.
Doğalgaz daha önce belli bölgelerde vardı. Biz bunun Seferihisar geneline yayılması için çalıştık. Şimdi Ürkmez, Doğanbey ve diğer mahallelerde de bu sürecin ilerlemesi için girişimlerimiz sürüyor.
Sizin Seferihisar’la bağınız da çok güçlü. Bu yönetim anlayışınızı etkiliyor mu?
Ben Seferihisar’da doğdum, büyüdüm. Yedi yıl belediye başkanlığı yaptım ama öncesinde uzun yıllar ilçe başkanlığı yaptım. Daha da öncesi var.
Bu kentte esnaflık yaptım. Çarşı merkezde de Sığacık’ta da. Yani sorunları uzaktan duymadım, bire bir yaşadım.
Atatürk Caddesi’ndeki bir sorunu da Turabiye Mahallesi’ndeki bir problemi de Ürkmez’in bir sokağındaki sıkıntıyı da detaylı şekilde anlatabilecek durumdayım.
Hiç başka bir şehirde yaşamadım. Sadece askerlik döneminde ayrıldım. O yüzden Seferihisar’ın her mahallesine, her sokağına hâkimim.
Yani planlama sürecinde Seferihisar ne istiyorsa ona göre mi hareket ediyorsunuz?
Aynen öyle. Önceliğimiz halkın talepleri.
Sahada bire bir dinlediğimiz görüşler var. Bunun yanında düzenli yaptırdığımız anketler var. O anketlerden çıkan sonuçları analiz ediyoruz. Hangi mahallede hangi öncelik var, hangi yatırım bekleniyor, hangi hizmet daha acil; buna göre planlama yapıyoruz.
Yani masa başında değil, sahadan gelen veriye göre Seferihisar’ı şekillendirmeye çalışıyoruz.
Anketleri her mahallede yapıyor musunuz? Örneğin Doğanbey Mahallesi ne bekliyor, ne istiyor? Taleplere göre mi hareket ediyorsunuz? Yerinde hizmet anlayışı mı söz konusu?
Mahalle mahalle herkesin sorununu biliyoruz. Sahada sürekli olduğumuz için vatandaşın beklentisini doğrudan dinliyoruz. Anketler de yapıyoruz ama en büyük veri kaynağımız bire bir temas.
Her mahalleye kendi önceliğine göre yaklaşıyoruz. Ama isterseniz herkesin konuştuğu altyapı konusundan başlayalım.
Altyapı konusu Seferihisar’da en çok konuşulan başlık. Eleştiriler de var. Neden bu kadar kapsamlı bir kazı süreci yaşandı?
Seferihisar’ın geçmişteki altyapısı 16–17 bin nüfusa göre yapılmıştı. Bugün ise 60 binin üzerindeyiz, 70 bine yaklaşıyoruz. Aynı altyapıyla bu nüfusa hizmet vermek mümkün değildi.
Üstelik 40 yıl önce döşenmiş, asbestli borular kullanılıyordu. İçme suyu hattı da, atık su hattı da eski nüfusa göre planlanmıştı. Oysa biz artık 70 bin değil, ileride 100 bine ulaşabilecek bir ilçeden söz ediyoruz. Bu nedenle altyapının tamamen yenilenmesi gerekiyordu.
Çalışmalar sadece su hattıyla mı sınırlı kaldı?
Hayır. Elektrik hatları yer altına alındı. Eskiden direklerde olan kablolar artık yer altında. Bu kış, TEDAŞ’ın rutin bakımları dışında ciddi bir kesinti yaşanmadı.
Doğalgazı yaygınlaştırdık. Önceden çok sınırlı bir bölgede vardı. Şu anda merkezde yaklaşık yüzde 80 seviyesine ulaştık. Yeni yerleşim alanlarında çalışmalar devam ediyor.
Ayrıca internet altyapısı için de kazı izinleri verildi. Günümüzde internet artık temel bir ihtiyaç. Bu altyapıyı da tamamladık.
Türkiye genelinde su kayıp-kaçak oranları yüksek. Seferihisar’da bu konuda nasıl bir sonuç elde ettiniz?
Baştan sona yenilenen içme suyu hattı sayesinde kayıp-kaçak oranını ciddi şekilde düşürdük.
Bu süreç, önceki dönemde başlatılan ve Büyükşehir Belediyesi tarafından ihalesi yapılan büyük bir yatırımın devamı niteliğinde. Biz de süreci kararlılıkla sürdürdük ve tamamladık.
Bugün Seferihisar artık kayıp-kaçakla anılan bir ilçe olmayacak.
Üstelik kuraklık döneminde birçok yerde su kısıtlaması uygulanırken biz Seferihisar’da böyle bir uygulamaya gitmedik. Bu da yeni içme suyu hattının en somut sonucu.
Vatandaş kazılardan dolayı zaman zaman şikâyetçi oldu. Buna ne diyorsunuz?
Evet, bu süreçte bazı zorluklar yaşandı. Ancak eski, asbestli ve yetersiz hatlarla devam etmek mümkün değildi.
Bugün döşediğimiz borular Avrupa standartlarında ve 40–50 yıllık ömre sahip. Yani bu çalışma Seferihisar’ın önümüzdeki yarım asrını güvence altına alan bir yatırımdır.
Kısa vadeli bir rahatsızlık yaşandı ama uzun vadede ilçemiz kazandı.
Altyapı kazılarında Gediz kazıyor, Türk Telekom kazıyor, İZSU kazıyor… Ama cefayı Seferihisar Belediyesi mi çekiyor?
Açık konuşayım; hem Seferihisar Belediyesi hem de Seferihisar halkı çekiyor.
Ama artık çok az kaldı. Göreve geldiğimden bu yana, sadece üst kaplama için geçen yıl yaklaşık 60 milyon liralık yatırım yaptık. Büyükşehir’in desteğiyle birlikte 552 bin metrekare yol yaptık.
Bu rakamı düz hesap düşündüğünüzde İzmir’den Ankara’ya uzanan bir mesafe demek. Altı–yedi metre genişliğinde yol olarak hesapladığınızda ise İzmir’den Aydın’a kadar bir yol yapmış oluyorsunuz.
Yani çok büyük işler yapıyoruz. Ancak kazılar nedeniyle yapılan iş tam görünmüyor.
Bu sürecin sonu ne zaman görünecek?
İZSU’nun altyapı çalışmaları bitmek üzere. En son aldığım bilgiye göre 9 kilometrelik bir bölüm kalmıştı; şu anda 6–7 kilometreye düşmüş olmalı. Mart ayında Seferihisar’ın büyük kısmı bize teslim edilecek.
Onlar son üst kaplamalarını yapacak, ardından biz devreye gireceğiz. Yaklaşık 100 milyon liralık üst kaplama ihalesi yaptık. Taş ihalesini de gerçekleştirdik.
Büyükşehir Belediyesi de aylık metrekare bazında taş desteği verecek. Kısa süre içinde Seferihisar’ın üst yapısını baştan aşağı yenileyeceğiz.
Vatandaş yapılan yatırımı görüyor mu? Çünkü merkez mahallelerde ciddi yol sorunu var.
Haklılar, merkez mahallelerde şu anda ciddi sıkıntı var. Çünkü altyapı çalışmalarına önce dış mahallelerden başladık. Oraları toparladık. İş merkeze geldiğinde kış dönemine denk geldi.
Yazın yapılması daha zor olacağı için merkezden başlandı. O yüzden en görünür yerler şu an en bozuk durumda.
Ama bir ay, bilemediniz bir buçuk ay daha sabır. Yakın zamanda bazı bölgelerde başlayacağız. Bir ay sonrasında ise tüm Seferihisar genelinde üst yapı çalışmaları hızlanacak.
Bir ila iki yıl içinde ilçenin tamamını bitirmiş olacağız.
Aslında en zor yatırımı yaptınız. Parayı toprağın altına gömdünüz. İsterseniz makyaj yapıp üstünü kapatabilirdiniz. Tepki de almazdınız. Doğru mu?
Doğru. Bu çok kolaydı.
Küçük yamalar yapardık, üstünü kapatırdık. Beş yıl boyunca çiçekle, böcekle, makyajla geçirirdik. Toz da olmazdı, eleştiri de.
Ama biz Seferihisar’ın sadece bugününü değil, 40–50 yıl sonrasını planlıyoruz.
Bu bir vizyon meselesi. Altyapıya yatırım yapmak bir belediye başkanı için en riskli iştir. Çünkü parayı toprağın altına gömüyorsunuz; vatandaş o yatırımı hemen görmüyor. Üstelik tozdan dolayı eleştiri alıyorsunuz.
Ama biz kalıcı bir iz bırakmak istedik. Bugün biraz sıkıntı çekiyoruz ama yarın bunun karşılığını hep birlikte alacağız.
Bu yatırımlar bütçeyi de zorluyor mu?
Elbette zorluyor. Üst kaplama, taş, altyapı yatırımları ciddi maliyetler. Ama asbestli, 40 yıllık borularla devam etmek daha büyük bir riskti.
Bugün yaptığımız yatırım, Seferihisar’ın önümüzdeki yarım asrını güvence altına alan bir çalışmadır.
Kolayı seçmedik. Doğru olanı seçtik.
Büyükşehir’de ve bazı ilçelerde maaş krizi, eylemler, protestolar yaşanıyor. Seferihisar’da ise ne bir tepki var ne bir ödeme sorunu. Gerçekten her şey güllük gülistanlık görünüyor. Bunun sırrı ne? Bütçe şu an ne durumda?
Allah’a şükür bütçede bir sıkıntımız yok. Kapıda bekleyen hacizlik bir durumumuz yok.
İşçiye ya da memura tek kuruş borcumuz yok. Maaşlar düzenli olarak ödeniyor. Mesailer, ikramiyeler dahil tüm haklar her ay yatırılıyor.
Bu konuda hiçbir sıkıntımız yok.
Bugün İzmir’de bazı ilçe belediyelerinde 6–7 aylık maaş birikmiş durumda. Özellikle şirket çalışanlarının ciddi mağduriyeti var. Seferihisar Belediyesi’nin borçsuz bir tablo çizmesi nasıl mümkün oldu?
Bu işin sırrı sıkı para politikası ve planlı hareket etmek. Oturmuş bir kadromuz var. Ekibimizle her harcamayı tek tek konuşuruz. Gelirimize göre gider planlaması yaparız. En büyük gelir kalemlerimiz belli; imar, ruhsatlandırma gibi alanlar. Gelir durumuna göre aylık bütçemizi düzenler, ona göre adım atarız. Özetle mesele para disiplini.
Esnaflıktan geliyorsunuz. Para yönetiminde daha mı titizsiniz?
Mecburuz titiz olmaya. Bu para ne benim param ne de babamdan kalma bir para. Bu Seferihisar’ın parası. Biz de en doğru yerde, en verimli şekilde nasıl kullanabiliriz onun planlamasını yapıyoruz. Popülist işler yapmak kolay. İsterseniz çok pahalı sanatçılar getirirsiniz, büyük organizasyonlar yaparsınız. Ama bunun yarını var. Mesele ekonomiyi doğru yönetmek. Parayı doğru yerde kullanmak ve halkı memnun edebilmek.
Peki Seferihisar halkı bunu görüyor mu? Sokağa çıktığınızda ya da anketlerde nasıl geri dönüş alıyorsunuz?
Sahadayım. Çarşıda esnafla oturur konuşurum. İlçe yönetiminden arkadaşlarla değerlendirme yaparız. Halk toplantıları düzenleriz. Kapımız her zaman açık.
Ayrıca yaptığımız anketler var. Bunlar bilimsel veriler sunuyor. Şu an için ciddi bir memnuniyetsizlik tablosu yok, çok şükür.
Bir de şu üst kaplama ve yol çalışmalarını tamamladığımızda, bence tablo çok daha net ortaya çıkacak.
Altyapıyı konuştuk ama biraz da güzel gelişmelerden bahsedelim. Beş artı iki yıl geride kaldı. Seferihisar’da yeni projeler, açılışlar, yakın dönemde planlanan yatırımlar neler?
Son dönemde en önemli hedeflerimizden biri, Büyükşehir Belediyesi ile birlikte yeni bir kapalı spor salonu kazandırmak.
Şu anda Seferihisar’da yalnızca bir kapalı spor salonu var ve gençlerimize yetmiyor. İlçemiz hızla büyüyor. Genç nüfus artıyor. Yaz aylarında temeli atmayı hedefliyoruz.
Hatta şu an gençlerimizi sporla buluşturmak için dere kenarında branda ile kapattığımız geçici bir alan kullanıyoruz. Orada farklı branşlarda faaliyetler yürütüyoruz. Ama bu geçici bir çözüm. Kalıcı ve modern bir tesis şart.
Yer tahsisi konusunda Büyükşehir ile görüşmelerimizi yaptık. Yaz ortasında süreci başlatmayı planlıyoruz.
Başka projeler de var mı?
Evet. Seferihisar girişinde, Karakoğalar mevkiinde bir hizmet noktamız var. Şu anki belediye binamız geçmişte kültür merkezi olarak tasarlanmış bir yapıydı. Ancak nüfus artışı nedeniyle belediye hizmet binasına dönüştürüldü.
Bu da ilçede bir kültür merkezi ihtiyacı doğurdu.
Planımız şu: Büyükşehir Belediyesi ile istişare halindeyiz. Seferihisar girişinde yeni bir belediye hizmet binası yapmayı düşünüyoruz. Alt kısmı gelir getirici dükkânlardan oluşabilir. Üst kısmında kültür merkezi ve hizmet birimleri yer alabilir.
Mevcut belediye binasını da yeniden kültür merkezi olarak değerlendirme düşüncemiz var. Yani hem hizmet kapasitesini artırmak hem de kültürel altyapıyı güçlendirmek istiyoruz.
Size göre Seferihisar’ın şu an en acil çözülmesi gereken sorunu nedir? Büyükşehir ya da kamu tarafında en büyük beklentiniz ne?
En acil iki konu var: Üst yapının tamamen tamamlanması ve otopark sorununun çözülmesi.
Resmî nüfusumuz 65 bin civarında. Ancak fiili nüfus 100 bine yaklaşıyor. Yaz aylarında ise 600–700 bin kişiye ulaşıyoruz. Bayram ve özel günlerde bu sayı 1 milyona kadar çıkabiliyor.
Bu yoğunluğu kaldırmak kolay değil.
Merkezde belediyeye ait bir otopark var mı?
Pazar yerinin arkasında açık bir otopark alanımız var. Ancak bu yeterli değil.
Bildiğiniz gibi otopark gelirleri Büyükşehir Belediyesi’ne aktarılıyor. Seferihisar adına orada biriken bir kaynak var. Biz de bu kaynağın ilçeye yeni bir otopark olarak dönmesi için talepte bulunduk.
Hedefimiz, mümkünse katlı ama altı açık bir sistemle yeni bir otopark kazandırmak. Bu şu an en öncelikli projelerimizden biri.
Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile sık temas halindesiniz. Seferihisar’a özel bir ilgisi olduğu da görülüyor. Yakın zamanda ikinci ziyaretini yaptı değil mi? Sel sürecinde geldi, ardından balıkçılarla buluştu…
Cemil Başkan’la geçmişe dayanan bir arkadaşlığımız var. İlçe belediye başkanlığı dönemlerimizden beri sık sık görüşür, istişare ederdik. O dönemden gelen bir samimiyetimiz var.
Ayrıca Seferihisar’ı gerçekten seviyor. “Seferihisar’la ilgili projeleri birlikte yürütelim, birlikte çalışalım” yaklaşımı var.
Sel sürecinde ilçeye geldi, bire bir sahada birlikte dolaştık. Vatandaşın evine girdik, dertlerini yerinde dinledik.
Sel sürecinde nasıl bir çalışma yürütüldü?
Yaklaşık 150–160 hanede ciddi hasar vardı. Sosyal Yardımlaşma ve Sosyal İşler Müdürlüğü ekiplerimiz, temizlik ekiplerimizle birlikte bu evlere tek tek girdik.
Temizlik çalışmaları yapıldı, hasar tespitleri gerçekleştirildi. İtfaiye raporları hızla hazırlandı. Cemil Başkan da bu süreci yakından takip etti. Raporların bir an önce tamamlanmasını ve ihtiyaç sahiplerine nakdi ya da ayni yardımların ulaştırılmasını istedi.
Orada gerçekten vatandaşın derdine çare olmaya çalıştık.
Balıkçılarla yapılan buluşmada hangi konular gündeme geldi?
Balıkçılarla bir araya geldik. Kooperatiflerle görüştük. Kayıtlı ve aktif balıkçılara yönelik destekler konuşuldu. Boya ve macun gibi malzeme destekleri sağlandı.
Ancak en büyük gündem maddesi Sığacık’taki marina projesiydi.
Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi üyeleri ve balıkçılar, planlanan marina genişleme projesinin Sığacık’ın yapısını bozacağı görüşünü dile getirdi. “Bu proje hayata geçerse Sığacık zarar görür, biz istemiyoruz” dediler.
Cemil Başkan da balıkçıların yanında olacağını ifade etti.
Bu süreç sadece yerelde mi yürütülüyor?
Hayır. İzmir milletvekillerimiz konuyla ilgileniyor. Meclis’te soru önergeleri verildi. Süreç takip ediliyor.
Genel Başkanımız da konudan haberdar ve yakından ilgileniyor.
Balıkçıların en büyük talebi buydu: Sığacık’ın kimliğini korumak. Biz de onların yanında durmaya devam edeceğiz.
Madem konu açıldı; Seferihisar’ın, özellikle Sığacık’ın başına bela olduğu söylenen marina projesi nedir?
Bu uzun süredir gündemde olan bir proje. ÇED raporları hazırlanıyor, küçük değişiklikler yapılıyor, sonra yeniden karşımıza geliyor.
Örneğin daha önce 276 yat kapasitesi konuşulurken, son düzenlemede 266’ya düşürülmüş. Ama burada esas mesele sayı değil. Getirilmek istenen yatların büyük bölümü mega yat sınıfında.
Şunu net söyleyeyim: Biz yatırıma karşı değiliz. Ancak bu yatırımın yeri burası değil.
Sığacık zaten doğal bir liman. Mevcut bir marina var. Yapılmak istenen proje, mevcut yapının yanına dolgu alanı oluşturup yeni bağlama yerleri açmak ve dalgakıranla alanı genişletmek.
ÇED raporunda yatırım maliyeti yaklaşık 40 milyon lira olarak belirtiliyor. Ancak yıllık gelir projeksiyonlarına baktığınızda, yatırımın bir yılda kendini fazlasıyla amorti edebileceği görülüyor.
Bu, ticari açıdan cazip olabilir. Ama mesele sadece ekonomik değil.
Projeye karşı çıkışın temel gerekçesi nedir?
ÇED raporunda “burada balıkçılık yapılmıyor” gibi ifadeler var. Oysa Sığacık balıkçılığın kalesidir.
Balıkçılar geçimini buradan sağlıyor. Aileler, turizmle birlikte balıkçılıktan da gelir elde ediyor. Balıkçı tekneleri Sığacık’ın simgesidir.
Biz diyoruz ki madem buraya bir yatırım yapılacak, o zaman dışarıda bağlama yeri bulamayan balıkçı tekneleri için yapılsın. Günübirlik tekneler için çözüm üretin. Mega yatlar için değil, yerel ekonomiyi güçlendirecek bir model için yapılsın.
Teknik açıdan risk olduğunu söylüyorsunuz. Nedir o risk?
Proje hayata geçerse liman ağzı yaklaşık 120 metreye kadar daralıyor. Yazın günlük 500–600 tekne giriş-çıkış yapıyor. Balıkçı tekneleri, gezi tekneleri, yelkenliler…
Ayrıca bölgede deniz jandarması ve sahil güvenlik unsurları var. Acil durumlarda hızlı çıkış yapılması gerekiyor.
Bu yoğunlukta bir deniz trafiğini bu kadar dar bir geçiş alanında yönetmek ciddi risk taşır.
Yakın geçmişte bir deprem ve ardından tsunami yaşadık. Kaleiçi bölgesinde su baskını oldu ve bir vatandaşımız hayatını kaybetti.
Bilim insanlarıyla yapılan değerlendirmelerde, liman ağzının daralması durumunda olası bir tsunami etkisinin daha yıkıcı olabileceğine dair uyarılar var.
Bu sadece ekonomik bir mesele değil; can güvenliği meselesi.
Projenin istihdam sağlayacağı da belirtiliyor…
ÇED raporunda proje tamamlandığında 13 kişilik istihdam öngörülüyor.
Ama burada binlerce kişi balıkçılıktan, günübirlik teknelerden, turizmden geçiniyor. Sığacık’ın kimliği balıkçı barınağı ve o teknelerdir.
Asıl endişe şu: Önce dolgu alanı, ardından balıkçı barınağının bulunduğu alanın da projeye dahil edilmesi. Bölgenin tel örgülerle çevrilip halka kapalı, özel bir alana dönüşmesi.
O zaman Sığacık halkına yalnızca kale arkası ve çarşı bölgesi kalmış olur.
Bizim duruşumuz net:
Yatırıma karşı değiliz. Ama Sığacık’ın kimliğini, balıkçısını ve kamusal alanını korumak zorundayız.
Marina konusuyla ilgili kampanyalar ve eylemler yapıyorsunuz. Süreç devam ediyor mu?
Evet, devam ediyor. Şu anda yeni ve daha kapsamlı bir hazırlık içerisindeyiz. Yakın zamanda, halkın geniş katılımıyla büyük bir eylem gerçekleştireceğiz. Çalışmalarımız sürüyor. Bu mesele yalnızca Sığacık’ın değil, Seferihisar’ın ve aslında tüm kıyı kentlerinin meselesi.
Uğurlu ve Demircili Koyu’na getirilen gemi de gündemde. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Maalesef kıyı ilçelerimizin başına benzer sorunlar geliyor. Uğurlu’daki Demircili Koyu’na getirilen büyük gemi de bunlardan biri. Daha önce açıkta bağlıydı, fırtına nedeniyle zincirleri kopunca sürüklendi. Sonrasında yeniden kıyıya çekilerek bağlandı. Bu tür uygulamalar hem çevre hem de kıyı güvenliği açısından ciddi riskler barındırıyor. Kıyılarımızın korunması gerekiyor.
Cittaslow (Sakin Şehir) kimliği Seferihisar’la özdeşleşmişti. Bu konsept devam edecek mi?
Elbette devam edecek. Genel merkezle görüşmelerimiz sürüyor ve Seferihisar açısından herhangi bir sorun bulunmuyor. Hatta Türkiye’deki Cittaslow genel kurul toplantısını Mart ya da Nisan ayında yeniden Seferihisar’da yapmayı planlıyoruz. Türkiye’de Cittaslow ağına dahil olan tüm ilçeleri Seferihisar’a davet ettik.
Sekretarya ve genel işleyiş sürecini Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne devrettik ancak biz hâlâ yönetim kurulundayız. Çalışmalarımız aktif şekilde devam ediyor.
Vatandaşlardan özellikle altyapı ve yollarla ilgili ciddi şikâyetler geliyor. “Yollar kötü değil, berbat” diyenler var. Bu konuda ne yapılacak?
Altyapı konusu bizim de öncelikli gündemimiz. Sezon öncesi yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Açıkçası Mart ayı içerisinde tüm eksikleri tamamen bitirmek kolay değil. Ancak bahar ve yaz boyunca üst kaplama çalışmalarımız aralıksız sürecek. Yaz sezonuna en hazır şekilde girmek için yoğun bir çaba içindeyiz.
Turizm sezonu yaklaşırken yeni tesisler açıyorsunuz. Ürkmez’deki tesis ilgi gördü. Yeni projeler var mı?
Evet, yeni projelerimiz var. Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim: Sosyal belediyecilik artık sadece bir kap sıcak yemek ulaştırmakla sınırlı değil. Bugün insanların tatil yapabilmesi bile ciddi bir maliyet haline geldi.
Bir plaja ya da beach işletmesine giriş ücretleri oldukça yüksek. Yeme-içme hariç 5-10 bin liralara varan rakamlar konuşuluyor. Bu şartlarda birçok vatandaşımızın bir gününü deniz kenarında geçirmesi bile zor.
Biz de dedik ki; hem emeklilerin hem ailelerin rahatlıkla gelebileceği, uygun fiyatla kaliteli hizmet alabileceği sosyal tesisler açalım. Amacımız insanların ekonomik olarak zorlanmadan bir gününü güzel geçirebilmesini sağlamak. Sosyal belediyecilik artık insanların tatil hakkını da düşünmek zorunda.
Kent lokantası projesine girmediniz. Böyle bir plan var mı?
Şu ana kadar doğrudan kent lokantası modeline geçmedik. Ancak meclis üyelerimizden ve vatandaşlarımızdan bu yönde talepler geliyor. Değerlendiriyoruz, neden olmasın?
Öte yandan biz zaten gerçek ihtiyaç sahiplerine günlük sıcak yemek ulaştırıyoruz. Özellikle Ramazan ayında bu çalışmalarımız daha da yoğunlaşıyor. Ramazan dışında da düzenli olarak devam ediyor. Evde bakım hizmetlerinden temizlik desteğine kadar geniş bir sosyal yardım ağı yürütüyoruz. Sosyal belediyecilik anlamında güçlü bir sistemimiz var ve bunu geliştirmeye devam ediyoruz.
Seferihisar’ın değerlerine sahip çıktığınızı görüyoruz. Özellikle yaşlılara yönelik çalışmalarınız dikkat çekiyor. Ev ziyaretleri yapıyorsunuz…
Evet, hem ben birebir ziyaretler yapıyorum hem de benim gidemediğim yerlere Sosyal İşler Müdürlüğü ekiplerimiz gidiyor. Evleri tek tek ziyaret ediyorlar, yaşlılarımızın yaşam koşullarına bakıyorlar, ihtiyaçlarını tespit ediyorlar.
Buradan yola çıkarak “Seferi Çınar” adını verdiğimiz bir Çınarlar Merkezi açtık. Bugün neredeyse bine yakın büyüğümüz her gün oraya geliyor. Bu proje aslında çok doğal bir ihtiyaçtan doğdu.
Ben sabahları kahvehaneye gidip emeklilerle çay içerdim, sohbet ederdik. Bazen simit, peynir alıp birlikte kahvaltı yapardık. Ama bir süre sonra fark ettik ki kahvehanelerde çay fiyatları 15–20 liraya çıkınca emekliler ortadan kayboldu. Sorduğumda, “Başkanım, sabah akşam gelince günlük 200-250 lirayı buluyor. Bütçemizi zorluyor” dediler.
“Peki ne yapıyorsunuz?” diye sordum. “Evde gazete okuyoruz, bulmaca çözüyoruz, bazen parka gidip bankta oturuyoruz” dediler. O zaman şunu gördük: Sosyalleşme bir ihtiyaç.
Ekip arkadaşlarımızla oturup düşündük ve Seferi Çınar’ı hayata geçirdik. Orada çay-kahve içebiliyorlar, isteyen kurslara katılıyor. Felsefe atölyesi, resim atölyesi gibi çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Hem üretken oluyorlar hem sosyalleşiyorlar hem de evden çıkıp güzel bir gün geçiriyorlar. Kursa katılmak istemeyenler de geliyor, gazetesini okuyor, sohbet ediyor. Bu bile artık ciddi bir ihtiyaç haline geldi.
“Yeni işler yapmak önemli ama kentin ruhunu bozmamak daha önemli” şeklinde bir mesaj var. Seferihisar’ın doğasını ve ruhunu korumak konusunda nasıl bir yaklaşımınız var?
Bu çok kıymetli bir bakış açısı. Gerçekten mesele sadece yatırım yapmak değil, o yatırımı kentin ruhunu bozmadan yapmak. Seferihisar’ın doğasını, sakinliğini, kültürel dokusunu koruyarak gelişmek bizim temel anlayışımız. Her projede önce şu soruyu soruyoruz: “Bu Seferihisar’a yakışır mı?” Kentin kimliğini zedelemeden ilerlemek bizim için en önemli kriter.
Yerelden genele geçelim. Ankara ziyaretlerinizi görüyoruz. Genel merkezle temaslarınız sürüyor. Yerelden iktidara yürüyüş konusunda ne söylersiniz?
Bugün birçok büyükşehir ve belediye Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yönetiliyor. Bu önemli bir başarıdır. Genel Başkanımızın liderliğinde yakalanmış bir ivme var. Biz de onun yanındayız, arkasındayız. Bu konuda en ufak bir tereddüdümüz yok.
Genel Başkanımızın yürüdüğü yolda biz de onunla birlikte yürümeye hazırız. Yerelde ortaya koyduğumuz başarılı belediyecilik anlayışının, ülke yönetimine dair de güçlü bir alternatif sunduğunu düşünüyorum.
Yakın zamanda genel başkanla bir görüşmeniz oldu. Projelerinizi paylaştınız mı?
Evet, bir görüşme gerçekleştirdik. Seferihisar’la ilgili projelerimizi aktardık. Yeni planladığımız bazı projeler de var. Ancak henüz proje aşamasında olduğu için detay vermek istemiyorum. Zamanı geldiğinde kamuoyuyla paylaşacağız.
“Silkeleme” sürecinden Seferihisar Belediyesi de etkilendi mi?
Etkilenmeyen belediye var mı? Bugün 2009 öncesi belde belediyesi olan yerlerde bile arkadaşlarımız çok zor şartlar altında belediyecilik yapıyor. Açık konuşmak gerekirse, silkelenmeyen belediye kalmadı.
Buna rağmen çalışanların maaşlarını günü gününe ödeyen bir belediye haline geldiniz. Bu başarının sırrı nedir?
Bu başarı “ben” değil, “biz” başarısıdır. Başkan yardımcısından müdürüne, saha çalışanından memuruna kadar herkes kol kola girerse, gerçekten “biz” olursa o zaman başarı geliyor.
Ekip ruhu çok önemli. Her birim kendi işini ciddiyetle yapıyor. Sorunlar büyümeden çözülüyor. İşte bu koordinasyon sayesinde mali disiplini de sağlayabiliyoruz. Bu kolay bir şey değil ama ekip işi.
Gerçekten sahada çok dinamik bir ekip görülüyor. Başkan yardımcıları, birim müdürleri halkın içinde. Bu bilinçli bir tercih mi?
Kesinlikle. Belediyecilik sadece makamda oturarak yapılmaz. Elbette işim olduğunda makamdayım ama fırsat buldukça sahadayım. Şunu unutmamak lazım: Beş yılda bir seçim var. Aday gösterilirsiniz ya da gösterilmezsiniz, kazanırsınız ya da kaybedersiniz. Bunlar siyasetin doğasında var.
Ama önemli olan şu: Başkanlık bittiğinde o sokakta yine yürüyebilecek misiniz? Esnaf size “Başkan, gel bir çay içelim” diyebilecek mi? Asıl mesele bu.
Halkın içinde olmak zorundayız. Aynı kahveye gideceğiz, aynı çay ocağında oturacağız, aynı restoranda yemek yiyeceğiz. Çünkü günün sonunda yine bu kentin insanlarıyla bir arada yaşayacağız. Kibirli olmaya, halktan kopmaya gerek yok. Yaptığınız her şey bir gün karşınıza çıkar.
Son olarak Seferihisar’a bir mesaj vermek ister misiniz? Önünüzde üç yıllık bir süreç var.
Öncelikle bize güvenip oy veren ya da vermeyen tüm Seferihisarlılara teşekkür ediyorum. Kimsenin yüzünü kara çıkarmayacağız. Bu bütçe imkânlarıyla ne yapabiliyorsak en iyisini yapmaya devam edeceğiz.
Sorunları biliyoruz. Görmezden gelmiyoruz. Ekibimle birlikte sahadayız, çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz. Seferihisar’ın her mahallesinde, her sokağında olmaya devam edeceğiz.
Vatandaşlarımız bize güvensin. Biz işimizin başındayız. Her zamanki gibi sokaktayız, yanlarındayız ve böyle olmaya devam edeceğiz.
“Kapınız herkese açık” diyebilir miyiz?
Kesinlikle. Kapım her zaman açık. Bazen sadece çay içmeye gelen oluyor. “Başkan ağabey, geçerken uğradım” diyen oluyor. Bu çok kıymetli. Makam odası halktan kopulan bir yer değil; halkla temas edilen bir yer olmalı.
Başkanım, Seferihisar’ı bu anlamda şanslı görüyorum. Sezon yaklaşırken hem esnafa hem vatandaşa önerileriniz olur mu?
Önümüz bahar ve yaz ayları. Turizm sezonu yaklaşıyor. Ancak şunu özellikle söylemek isterim: Her şey sadece Seferihisar Belediyesi ile bitmiyor. Seferihisar esnafıyla, insanıyla güzel bir bütün.
Herkes yaptığı işi en iyi şekilde yapmalı ve sahiplenmeli. Gelen misafirlerin buradan mutlu ve huzurlu ayrılması gerekiyor. Eğer Seferihisar’a gelen bir misafir memnun ayrılırsa, gittiği yerde Seferihisar’ı anlatır. Bu da turizmin sürdürülebilirliğini sağlar.
O yüzden sezon sadece belediyenin değil; esnafın, işletmecinin, vatandaşın da sorumluluğunda olan bir süreç. Hep birlikte sahip çıkmamız gerekiyor.
İzleyicilerden de çok sayıda mesaj geliyor. Köylerde yapılan hizmetler için teşekkür edenler var. Seferihisar’ın kaç köyü var başkanım?
Seferihisar’ın 8 köyü var. Ayrıca yakın zamanda Necat Hepkon Mahallesi’ni oluşturduk. Necat Hepkon, Seferihisar’a çok büyük katkılar sunmuş bir hayırseverdi. İlkokuldan üniversiteye, cemevinden camiye kadar birçok yatırım yaptı. Allah razı olsun.
Yeni yapılaşmaya açılan ve büyüyen bölgelerde yönetimsel kolaylık sağlamak adına o bölgeyi ayrı bir mahalle olarak ilan ettik ve meclis kararıyla hayata geçirdik. 8 Mart’ta da orada muhtarlık seçimi yapılacak. Dünya Kadınlar Günü’nde iki kadın muhtar adayımız var, üç de erkek adayımız var. Hepsine başarılar diliyorum.
Altyapı yatırımlarına ağırlık verdiniz. Bu kısa vadede sıkıntı yaratsa da uzun vadede Seferihisar’ın geleceğini şekillendirecek gibi görünüyor.
Altyapı yatırımı dışarıdan bakıldığında görünmeyen ama kentin geleceğini belirleyen en önemli iştir. Elbette günü kurtaran, makyaj niteliğinde işler yapılabilirdi. Ama biz Seferihisar’ın 50 yılını düşünerek hareket ediyoruz.
Sorunları halının altına süpürmek yerine kökten çözmek istiyoruz. Bu süreçte vatandaşımızdan sabır istiyoruz. Çünkü bugün çekilen sıkıntının yarın büyük bir konfor olarak geri döneceğine inanıyoruz.
Son olarak Ramazan ayına dair bir mesajınız var mı?
Başta da söylediğim gibi, Ramazan ayının herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum. Barışın, dayanışmanın ve kardeşliğin güçlendiği bir ay olsun. İnsanların kol kola, yan yana olduğu; birlik ve beraberliğin arttığı bir dönem olsun.
Herkesin mutlu, huzurlu ve kardeşçe yaşayabildiği bir Seferihisar ve bir Türkiye diliyorum.