Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, Özgür Coşkun’un hazırlayıp sunduğu Pusula programında ilçenin ekonomik yapısından sosyal projelere kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Okur, Soma’nın tek bir sektöre bağlı kalmaması gerektiğini vurguladı.
Soma’da tarımın yeri nedir? Hangi ürünler öne çıkıyor?
Soma’da tarım sınırlı. Geçmişte tütün yaygındı, ancak zamanla yerini zeytin aldı. Bugün Soma’nın en kıymetli tarımsal ürünü zeytin ve özellikle coğrafi işaretli zeytinyağıdır.
Belediyemizin kendi zeytinlikleri var. Bakımını yapıyoruz, hasadı gerçekleştiriyoruz, sıkımını yaptırıyoruz ve kendi markamızla üretim yapıyoruz. Ürettiğimiz zeytinyağını sosyal tesislerimizde kullanıyoruz ve iktisadi işletmemiz üzerinden satışını yapıyoruz.
Ayrıca Soma’da 4 kadın kooperatifi faaliyet gösteriyor. Farklı alanlarda üretim yapıyorlar ve belediye olarak destek veriyoruz.
Soma’nın coğrafi işaretli ürünleri neler?
Zeytinyağımızın yanı sıra Soma Tahin Helvası da coğrafi işaretli bir ürün.
Geleneksel usulle üretiliyor. Yerli susam ve yerli ceviz kullanılıyor. Susam küllü suda yıkanıyor, katkı maddesi kullanılmadan doğal yöntemlerle imal ediliyor.
Soma’ya gelen vatandaşlar yerel üreticilerden temin edebilir.
Hayvancılık ve diğer tarım faaliyetleri ne durumda?
Hayvancılık yok denecek kadar az. Tarım büyük oranda zeytin üzerine kurulu.
Soma ekonomisi uzun yıllardır kömür ve termik santral ekseninde gelişti. Organize Sanayi Bölgesi var ancak henüz istenilen seviyede değil. Yaklaşık 350 kişinin çalıştığı bir yapı söz konusu. Hedefimiz bunu büyütmek.
Yatırım açısından Soma ne vaat ediyor?
Soma coğrafi olarak çok avantajlı bir noktada.
İzmir–İstanbul Otoyolu üzerinde. İzmir’e, Balıkesir’e, Bursa’ya ve Manisa’ya kısa mesafede. Dikili sahiline 40–50 dakika uzaklıkta. Ayrıca demiryolu bağlantımız var. İzmir’e, Ankara’ya ve Bandırma’ya hem yolcu hem yük taşımacılığı mümkün.
Lojistik avantajı nedeniyle yatırımcılar için ciddi bir potansiyel sunuyor.
Soma’nın turizm açısından öne çıkan noktası neresi?
En bilinen yerlerden biri Darkale. Eski adı Tarhala. Taş evleri, tarihi dokusu ve doğal yapısıyla dikkat çeken bir mahalle. Son yıllarda kültür turizmi açısından daha fazla ilgi görüyor.
Soma’nın tanıtımı için İzmir’de bir fotoğraf sergisi açtınız. Süreç nasıl gelişti?
Aslında her şey “Soma’yı nasıl daha doğru tanıtabiliriz?” sorusuyla başladı. Soma denildiğinde akla ilk olarak kömür geliyor. Oysa biz ilçemizin farklı değerleriyle de bilinmesini istiyoruz.
Bu düşünceyle önce en yakın büyük şehir olan İzmir’den başlamamız gerektiğine karar verdim. Soma’yı en iyi tanıtabilecek kesimlerin başında turist rehberleri geliyor. Bu nedenle İzmir Turist Rehberleri Odası Başkanı Sayın Ayça Kesici’den randevu talep ettim. Kendisiyle yaklaşık bir, bir buçuk saatlik verimli bir görüşme yaptık.
Ona “Soma deyince aklınıza ne geliyor?” diye sordum. Cevabı “kömür” oldu. Ben de tam olarak bu algıyı değiştirmek istediğimizi anlattım. Bu fikir heyecan uyandırdı ve yaklaşık 45 rehberden oluşan bir ekip Soma’ya geldi. Darkale’yi, tarihi yapılarımızı gezdiler. Özellikle Emir Hıdır Bey Camii ve Darkale Köyü büyük ilgi gördü.
Ardından rehberlerden Mehmet Gülümser’in öncülüğünde ikinci bir organizasyon düzenlendi. Bu kez heykel ve resim sanatıyla ilgilenen isimler, galericiler ve İzmirli gazeteciler Soma’ya geldi. Onları da ilçemizde ağırladık. Bu ziyaretlerin sonunda İzmir’de açılan fotoğraf sergisi ortaya çıktı.
Sergi, 18 Şubat’ta İzmir’de Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde açıldı ve 24 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek.
Sergide ziyaretçileri neler bekliyor?
Serginin merkezinde Darkale var.
Darkale, Soma merkeze yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta. Soma’da linyit kömürünün ilk keşfedildiği yer burası. Aynı zamanda Soma’nın eski kaza merkezi. Soma, zamanla buradan aşağıya, bugünkü yerleşimine doğru taşınmış.
Köyün tarihi, Türklerin Anadolu’ya giriş dönemine kadar uzanıyor. Daha eskiye, Bergama Krallığı dönemine dayandığına dair bilgiler de var. O dönemde bir uç karakolu olduğu söyleniyor.
Darkale’nin en dikkat çekici özelliği mimarisi. Osmanlı dönemine ait taş evleri, dar sokakları ve özgün dokusuyla adeta açık hava müzesi niteliğinde. Sokaklarına araç girmiyor; evlerin altından ve üstünden geçen geçitler, ziyaretçilere farklı bir atmosfer sunuyor.
Geçmişte tabakhanecilik önemli bir geçim kaynağıymış ancak bugün bu meslek yapılmıyor. Nar ekşisi, ebirman sosu gibi yerel lezzetleriyle de biliniyor. Özellikle bayram sabahları kızılcıktan yapılan ebirman sosu, kavurmayla birlikte tüketiliyor.
Darkale için bundan sonra nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz?
Darkale, tarihi ve kentsel sit alanı. Koruma amaçlı imar planı çalışmamız son aşamaya geldi. Planın onaylanmasının ardından restorasyon sürecini başlatmak istiyoruz.
Bakanlık destekleri, hibeler ve özel sektör iş birlikleriyle bölgeyi turizme kazandırmayı hedefliyoruz. Amacımız Darkale’yi hem Soma hem de bölge için yeni bir turizm destinasyonu haline getirmek.
İzmir’e yaklaşık 1 saat 15–20 dakika mesafede. Günübirlik ziyaret için çok uygun. Soma’nın sadece kömürle değil, tarihi ve kültürel değerleriyle de anılmasını istiyoruz.
Bölge turizmini canlandırmak için daha fazla adım atılması gerekmiyor mu?
Çabamız devam ediyor. Manisa Büyükşehir Belediyemizle de ortak çalışmalar planlıyoruz. Ancak takdir edersiniz ki belediyelerde bu tür işler bugünden yarına olmuyor. Bir planlama ve mevzuat süreci var.
Biz bu süreci mümkün olduğunca hızlı ilerletmeye çalışıyoruz. İzmir’de açtığımız sergi de bu çabanın bir parçası. Ressamlar ve sanatçılar Soma’ya geldiklerinde Darkale’de çektikleri fotoğraflardan ve edindikleri izlenimlerden oluşan bir sergi hazırladılar. Amacımız insanlara “Darkale’yi görün” demek.
Unutulmuş bir değeri yeniden görünür kılmaya çalışıyoruz.
Darkale’yi konuştuk ama Soma Belediyesi’nin iki yıllık performansını da merak ediyoruz. Nasıl bir belediye devraldınız? Özellikle mali yapı açısından tablo nasıldı?
Bunu her yerde açıkça söylüyorum ve söylemekten de çekinmiyorum: Borçsuz bir belediye devraldım. Bu anlamda kendimi şanslı hissediyorum.
Elbette esnafa olan rutin borçlar vardı. Ancak SGK ve vergi borcu yoktu. Bu, bir belediye için çok önemli bir avantajdır.
Daha da önemlisi şu: Biz de bu iki yıllık süreçte belediyeyi borçlandırmadık. Vergi ve SGK ödemelerimizi günü gününe yaptık. İşçilerimize tek kuruş borcumuz yok. Ayın 15’i saat 00.00 olduğunda maaşlar hesaplara yatar. Sosyal denge ödemeleri ve toplu iş sözleşmesinden doğan tüm haklar eksiksiz ve zamanında ödenir.
Bu disiplin kolay sağlanmıyor, sürdürmek de kolay değil. Ama biz bunu başardık ve böyle devam edeceğiz.
Bu mali disiplini nasıl sağladınız?
Öncelikle tasarruflu davrandık. Kaynağımız belli, gelirimiz belli. “Bu geliri en doğru şekilde nasıl kullanırız?” sorusuyla hareket ettik.
Har vurup harman savurmadık. Paramızı çarçur etmedik. Planlı ve projeli harcama yaptık.
Çok sayıda taşınmaz satışı da yapmadık. Elbette vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda arsa ve hisse satışlarımız oldu ama bu bir satış belediyeciliği değil.
Bir diğer önemli nokta da kaynak üretmek. Örneğin Galericiler Sitesi projesini hayata geçiriyoruz. Bu proje Soma’nın ticari hayatına hareket kazandıracak. Şehir içinde dağınık halde çalışan galerici esnafını tek bir alanda toplayacak. Aynı zamanda dükkân satışlarından belediyeye gelir sağlayacak.
Bugün İller Bankası payları ve emlak vergileriyle büyük yatırımlar yapmak neredeyse imkânsız. Bu nedenle belediyelerin kendi kaynaklarını üretmesi gerekiyor. Biz de bu anlayışla hareket ediyoruz.
İki yıllık süreçte sosyal belediyecilik adına neler yaptınız? En çok hangi projeyle gurur duyuyorsunuz?
Sosyal belediyecilik bizim için temel öncelik. Bu anlayışla ilk olarak Bakkal Kart uygulamasını devreye aldık.
Şunu da açıkça söyleyeyim; bu fikri Akhisar Belediyesi’nden aldık. Önceki dönemde orada başlatılmış bir uygulamaydı. Biz de Soma’ya uyarladık.
Bakkal Kart bir ödeme kartı sistemi. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımız başvuru yapıyor, sosyal inceleme sonrası uygun görülenlere kart veriyoruz. Her ay düzenli olarak karta bakiye yüklüyoruz.
Burada iki önemli nokta var:
Birincisi, vatandaşa koli verip “şunu al, bunu al” demiyoruz. İhtiyacını en iyi kendisi bilir. Dayatma yapmıyoruz.
İkincisi, anlaşmalarımız zincir marketlerle değil, yerel esnafla. Vatandaş hem ihtiyacını özgürce alıyor hem de alışveriş yerel esnaftan yapıldığı için ilçe ekonomisine katkı sağlanıyor.
Ayrıca kartla alkol ve tütün ürünü alınamıyor. Sistem hem sosyal hem kontrollü.
Başka hangi sosyal hizmetler devreye alındı?
Soma Belediyesi’nde daha önce olmayan bazı hizmetleri başlattık. Dar gelirli, yaşlı ve tedavi gören vatandaşlarımız için evde temizlik hizmeti veriyoruz. Evde bakım destekleri sağlıyoruz. Özellikle kırsal mahallelerde berber ya da kuaför bulunmadığı için evde berber–kuaför hizmeti başlattık. Yaşlı vatandaşımızın kilometrelerce yol gitmesine gerek kalmıyor; biz hizmeti ayağına götürüyoruz.
Yakın zamanda hayata geçireceğiniz yeni bir sosyal proje var mı?
Evet. Bir süredir üzerinde çalıştığımız bir proje var: Mobil Halk Pazarı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’dan bir otobüs talebimiz oldu. Ancak bunu ulaşım için değil, temel tüketim ürünlerini uygun fiyatla mahallelere ulaştırmak için kullanacağız.
Özellikle çarşamba günleri kurulan ilçe pazarına uzak mahallelerde yaşayan, özellikle emekli ve dar gelirli vatandaşlarımız için indirimli satış yapılacak bir sistem kuruyoruz. Amaç, uygun fiyatlı gıdayı vatandaşın ayağına götürmek.
Sosyal destek çalışmalarımız bununla sınırlı değil.
Manisa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle açılan kent lokantası hizmet veriyor.
İlçede 6 adet halk ekmek büfesi var.
Halk mandırası faaliyetini sürdürüyor.
Doğalgazı olmayan, kömür alamayan ailelere yakacak desteği sağlıyoruz.
Sarı Hoca Derneği ile birlikte yürüttüğümüz aşevi üzerinden her gün yaklaşık 1.300 vatandaşa sıcak yemek ulaştırıyoruz.
Ramazan ayında beldelerimizde iftar programları düzenliyoruz.
Bu hizmetlerin bir kısmı önceki dönemden gelen uygulamalardı. Biz üzerine yenilerini ekleyerek kapsamını genişlettik.
Önceki döneme ait projeleri sahiplenmeniz dikkat çekiyor. Çoğu yönetici bunu yapmaz. Bu yaklaşımınızı nasıl açıklarsınız?
Seçim döneminde eleştirilerimizi yaptık, eksikleri söyledik. Ama seçim bittikten sonra mesele hizmettir.
Geçmişte yapılan doğru işleri yok saymak doğru değil. Hatalardan ders alırız, eksikleri tamamlarız ama devam eden projeleri de sürdürürüz.
Örneğin Soma’da 110 bin nüfus var ama kültür merkezi yoktu. Önceki dönemden gelen bir kültür merkezi projesi vardı; yaklaşık üçte biri tamamlanmıştı.
Biz göreve geldikten sonra yaklaşık 50 milyon liralık ek kaynakla projeyi tamamladık. Bir yıl bile dolmadan Soma modern bir kültür merkezine kavuştu.
Bugün orada tiyatro gösterileri, konserler, sinema etkinlikleri düzenleniyor. Nikâh işlemleri yapılıyor. Her gün yaşayan, hareketli bir merkez haline geldi.
Seçilmiş olmanın anlamı, geçmişi silmek değil; eksikleri tamamlayıp ileriye taşımaktır.
İki yılda Soma’nın ciddi bir değişim yaşadığını görüyoruz. Özellikle hayvanseverler açısından da önemli bir adım attınız. Bu konuda neler yaptınız?
Hayvanseverler bu konuda çok hassas, haklılar da. Biz de bu hassasiyeti dikkate aldık.
İki yıl içinde yaptığımız en önemli çalışmalardan biri, yaklaşık 28 dönümlük alanda kurduğumuz Doğal Yaşam Parkı oldu. Cenk Yeri Mahallesi’nde, tamamen belediyemizin imkânlarıyla hayata geçirdik.
Bugün Soma’da sokak hayvanı sorununu büyük ölçüde çözdük diyebilirim. Hayvanlarımızı sağlıklı, güvenli ve doğal bir ortamda barındırıyoruz. Ufak tefek eksiklerimiz var, onları da kısa sürede tamamlayacağız.
Oteller ve lokantalarla yaptığımız anlaşmalar sayesinde artık yemekleri değerlendiriyoruz. Oradaki canlarımızı gerçekten kendi canımız gibi görüyoruz.
Amacımız sadece barınak yapmak değil, yaşam alanı oluşturmak.
Sosyal medyada da çok aktifsiniz. Özellikle yaşlı bir teyzenin sobasını yaktırdığınız görüntü çok konuşuldu. Bu samimiyet seçmene de yansıyor. Eleştirilere rağmen bu tarz paylaşımlara devam edecek misiniz?
Bazı kesimler sosyal medya fenomeni olmaya çalıştığımı söylüyor. Ama beni tanıyanlar bilir; ben olduğum gibiyim.
Belediye başkanı olmak hayatımı değiştirmedi. Evimi değiştirmedim. Arabamı değiştirmedim. Makam aracını hafta sonu ya da mesai sonrası kullanmam. Benim makam aracımda memurdur. 8–5 mesai olarak çalışır. Onun dışında kendi aracımla gezerim.
Göreve seçildikten sonra Ankara’ya ilk ziyaretimde genel başkanımızın daveti üzerine parti genel merkezine gittim. Eşimle, kendi aracımla gittim. Şoförüm de eşimdi. Genel merkezin önünde makam araçları vardı ama ben mütevazı aracımla gittim, öyle döndüm.
Ben böyle yaşamayı seviyorum. İnşallah böyle devam edeceğim.
Bu yaklaşımınızın Somalılarla aranızdaki bağı güçlendirdiğini düşünüyor musunuz?
Elbette. Çünkü beni hayatın içinde görüyorlar.
Beni market kuyruğunda görüyorlar. Ramazan’da pide sırasında görüyorlar. Bir lokantada yemek yerken görüyorlar. Yağmur yağdığında çizmelerle sokakta görüyorlar.
Yaklaşık iki hafta önce Bakırçay taştı, bazı evlerimiz zarar gördü. Gece yarılarına kadar sahadaydık. Uykusuz geceler geçirdik. Fen İşleri ekiplerimizle birlikte yoğun bir çalışma yürüttük.
Ama biz bunun için seçildik. Çalışmak için seçildik. Gocunmuyoruz, şikâyet etmiyoruz. Mutluyuz.
Komşu belediyelerle ilişkileriniz nasıl? Özellikle Akhisar ve Manisa Büyükşehir ile diyaloğunuz nasıl ilerliyor?
Manisa’da belediye başkanları arasında gerçekten samimi bir ilişki var. Rahmetli Ferdi Başkanımızın başlattığı, Besim Başkanımızla devam eden bir dayanışma kültürü oluştu.
Alaşehir Belediye Başkanımız Ahmet Öküzcüoğlu, Turgutlu Belediye Başkanımız Çetin Akın, Akhisar Belediye Başkanımız Besim Dutlulu… Hepsi tecrübeli isimler. Başımız sıkıştığında ararız, “Abi böyle bir durum var” deriz. Hiç gocunmadan deneyimlerini paylaşırlar.
Belirli aralıklarla bir araya geliyoruz. Eşlerimiz arasında da ayrı bir dostluk oluştu. Sadece resmi değil, insani bir bağ da var.
Komşu ilçelerimiz Akhisar, Kırkağaç, Savaştepe ile güzel bir diyalogumuz var. İzmir tarafında Bergama ve Kınık’la da ilişkilerimiz iyi. Tanju Çelik ve Sema Bodur gibi değerli başkanlarla dönem dönem bir araya gelip hem iş birliği yapıyoruz hem de dertleşiyoruz.
Önünüzde üç yıl daha var. Soma’da maden ve santral dışında hangi projeleri hayata geçirmeyi planlıyorsunuz?
İlçemizde doğalgaz dönüşümü devam ediyor ve henüz tamamlanmış değil. Bu süreç doğal olarak yol ve üstyapı sorunlarını da beraberinde getiriyor. En büyük problemimiz şu an yollar.
Kazılan alanların yeniden yapılması hem maliyetli hem zaman alıcı. Önümüzdeki süreçte yollarımızı Somalılara yakışır hale getirmek istiyoruz. Sadece sağlam değil, peyzaj düzenlemeleriyle estetik açıdan da güçlü bir kent hedefliyoruz.
Göreve geldiğimizde belediyenin pasif durumda bir kalker ocağı vardı. Yatırım yaparak üretime geçirdik. Yıllık yaklaşık 500 bin ton malzeme üretiyoruz. Bu malzemeyi yollarımızda kullanıyoruz.
Bununla bağlantılı olarak bir parke taşı şantiyesi kurduk. Günlük 2 bin metrekare üretim kapasitesine ulaştık. Ayrıca Manisa Büyükşehir Belediyesi’nden sıcak asfalt desteği alıyoruz.
Rahmetli Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek’in adını vereceğimiz bir yer altı otoparkı ve kent meydanı projemiz var. İhale aşamasına geldik.
Bunun yanı sıra bir eğitim merkezi projemiz var. 3 Mart’ta ihalesi yapılacak. Bu merkez; kadınlara ve gençlere yönelik meslek edindirme ve hobi faaliyetlerinin yürütüleceği bir alan olacak.
“Değirmen” markasıyla yürüttüğümüz sosyal tesislerimizin ikincisini de Ramazan Bayramı sonrası hizmete açmayı planlıyoruz. Yeşil alan içinde, çok nitelikli bir tesis oldu.
2025 yılı içinde mevcut parkların revizyonunun yanı sıra 5 yeni parkı ilçeye kazandırdık. Park yatırımlarımız da devam ediyor.
Üç yıl yeter mi?
Açık söyleyeyim, yetmez. Belediye başkanlığı süresi hiçbir zaman tam anlamıyla yetmez.
İlk iki yıl belediyeyi tanımakla geçiyor. Bir nevi çıraklık dönemi. Sistemi, personeli, mali yapıyı, öncelikleri anlamaya çalışıyorsunuz. Tam projeleri hızlandırmaya başladığınızda ise seçim süreci geliyor.
Ama heyecanımız var, enerjimiz var. Soma’nın dönüşümü için çalışmaya devam edeceğiz.
Yerel hizmetleri konuştuk. Peki kamu yatırımları açısından Soma’nın beklentileri neler? Devletten hangi başlıklarda destek bekliyorsunuz?
Elbette kamu yatırımları var, geçmişten bugüne yapılan hizmetler için teşekkür ediyoruz. Ancak Soma’nın Türkiye’ye sağladığı katma değeri düşündüğümüzde, bu yatırımların yeterli olmadığını düşünüyoruz.
En temel mesele termik santral ve kömür politikası. Bu, yerel yönetimin tek başına çözebileceği bir konu değil. Bu bir devlet politikası meselesi.
Yaşadığımız süreç bize şunu net gösterdi: Soma ekonomisi doğrudan kömüre bağlı. Bu bağımlılığı çeşitlendirmemiz gerekiyor. Turizm, tarıma dayalı üretim, farklı sanayi kolları… Soma’nın yeni sektörlere ihtiyacı var.
Bunun için de kamunun rehberliğine ve yatırım desteğine ihtiyaç var.
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası iklim anlaşmaları var. Paris İklim Anlaşması bunların başında geliyor. Eğer bu anlaşmalara tarafsak ve kömürden çıkış hedefi gündemdeyse, Soma gibi kentlerin geleceğini planlamak zorundayız.
Bu planlamayı yerel yönetim olarak tek başımıza yapamayız. Devletin tüm kurumlarıyla bu dönüşüme öncülük etmesi gerekiyor.
Sadece Soma değil; Zonguldak, Tunçbilek, Tavşanlı, Yatağan, Afşin-Elbistan gibi kömür havzalarının tamamı benzer bir dönüşüm sürecine hazırlanmalı.
Soma denilince akla yalnızca maden ve kömür gelmemeli. İlçenin kaderi tek bir sektöre bağlı kalmamalı.
Bu dönüşümde tarımın rolü ne olabilir?
Bence tarım çok önemli. Hatta programdan çıkar çıkmaz Soma’ya döneceğim çünkü kiraz üreticilerimizle buluşacağız.
Heciz, Göktaş ve Kızılören mahallelerimizde özellikle kiraz üretimi çok güçlü. Göktaş Kiraz Festivali düzenledik. Geçen yıl Ferdi Başkanımızın vefatı nedeniyle yapamadık ama yeniden başlatacağız.
İddialı konuşuyorum: Göktaş kirazı Türkiye’nin en lezzetli kirazlarından biri. Bu yıl kiraz fidanı dağıtımı yapacağız.
Bunun yanında Yağcılı fasulyemiz var. Türkiye’nin en lezzetli kuru fasulyelerinden biridir. Sevişler kavunumuz var. Dayanıklılığı ve aroması çok güçlüdür.
Eğer bu ürünlere yatırım yapılırsa Soma’nın kaderi değişir.
Kiraz için soğuk hava deposu
Fasulye için paketleme ve işleme tesisi
Kavun için depolama alanları
Bu yatırımlar yapılırsa Soma sadece kömürle değil, tarımsal markalarıyla da anılan bir kent olur.
Soma bugün hem geliri hem istihdamı hem de ısınma sistemi açısından kömüre bağlı bir şehir. Bu kolay bir tablo değil.
Ama planlı bir dönüşümle, devlet destekli yatırımlarla ve yerel üretimin güçlendirilmesiyle Soma’nın kaderi değişebilir.
Biz buna inanıyoruz. Çalışmaya da bu inançla devam ediyoruz.