Suça Sürüklenen Asgari Ücretli
Bugün bu ülkede insanlar aç.
Ayda bir gün et yiyemeyenler var.
Çocuğuna bir çift çorap alamayanlar var.
Akşam evine ekmek götüremeyenler var.
Çöpten ekmek toplayan insanlar var.
Ama bir de başka bir Türkiye var.
Bir asgari ücretlinin 10 yılda kazandığını bir gecede yiyenler var.
Resmî rakamlara, gayrisafi yurt içi hasılaya baktığınızda tablo bambaşka görünüyor. Sanki herkes ekonomik özgürlüğüne kavuşmuş gibi. Oysa gerçek sokakta. Gerçek pazarda. Gerçek mutfakta. Ve gerçek şu: Asgari ücret açlık sınırının altında.
28 bin 75 lirayla geçinilmez.
Ama o 75 lira önemli.
Çünkü o 75 lira, bu ülkenin vatandaşının hâlâ “yuvarlama hatası” gibi görülmesinin sembolü.
Çünkü o 75 lira, “idare edin” demenin rakama dökülmüş hali.
Çünkü o 75 lira, yoksulluğun normalleştirildiğinin sessiz itirafı.
Bu ülkede insanlar yoksullukla, açlıkla boğuşuyor. Ve artık kimse şunu sormuyor:
“Ne kadar zam yapıldı?”
Herkes aynı soruyu soruyor:
“Bu parayla nasıl yaşanır?”
Cevabı olmayan her rakam, sadece bir sayıdan ibarettir.
Tıpkı 28 bin 75 lira gibi.