Kooperatifin geçmişinden üretim kapasitesine, üreticinin yaşadığı zorluklardan yeni yatırım planlarına kadar birçok başlık programda ele alındı. Öztürk, özellikle artan maliyetlerin üreticiyi zorladığını vurgulayarak kooperatifin üreticiye destek olmak için çeşitli modeller geliştirdiğini söyledi.
Başkanım, sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1968 yılında İzmir’in Tire ilçesine bağlı Karateke Köyü’nde doğdum. Evliyim ve iki kız çocuğu babasıyım. Uzun yıllar Tarım ve Orman Bakanlığı’nda veteriner sağlık teknikerliği yaptım. Yaklaşık 40 yıllık çalışma hayatımın ardından bakanlıktan emekli oldum.
23 Mart 2022 tarihinde yapılan genel kurulda, üreticilerimizin desteğiyle Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildim. O gün gerçekten düğün havasında geçen bir seçim yaşadık. Göreve geldiğimiz günden bu yana üreticilerimizle birlikte kooperatifimizi daha ileriye taşımak için çalışıyoruz. Amacımız aldığımız bayrağı daha yukarı taşımak ve üreticimizin daha refah bir yaşam sürmesine katkı sağlamak.
4 yıl önce göreve geldiğinizde nasıl bir Tire Süt devraldınız, bugün geldiğiniz nokta nedir?
23 Mart 2022’de yapılan genel kurul, kooperatif tarihine yakışır bir atmosferde gerçekleşti. Tire Süt Kooperatifi’nin üçüncü başkanıyım. 1967 yılında kurulan kooperatifimizde ilk başkanımız rahmetli Gündüz Başkan, ardından Mahmut Başkan görev yaptı.
Kooperatifimizin bugünkü seviyeye gelmesinde önceki başkanlarımızın çok büyük emeği var. Onlara her zaman teşekkür ediyorum. Biz de göreve gelirken kooperatifin ihtiyaçlarını ve potansiyelini görerek geldik. “Bunu bir adım daha ileri nasıl götürürüz?” sorusunun cevabını aradık.
1967 yılında 11 ortağın girişimiyle kurulan kooperatif, uzun yıllar yalnızca süt toplayıp satan bir yapıdaydı. 2008–2010 yıllarından sonra özellikle büyükşehirlerde yürütülen Süt Kuzusu gibi projeler ve üretilen ürünlerin pazara sunulmasıyla birlikte ciddi bir ivme yakalandı. Bu süreçte devlet desteklerinin de önemli katkısı oldu.
Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlardan biri bu desteklerin azalması. Ancak buna rağmen kooperatifimizi daha ileriye taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Tire Süt’ü biraz rakamlarla anlatabilir misiniz?
Tire Süt’ü bu noktaya getiren en önemli güç üreticilerimizdir. Üretici olmazsa tüketim de olmaz. Bizim için üreticilerimiz her zaman baş tacıdır.
Bugün günlük yaklaşık 300 ton süt topluyoruz. Göreve geldiğimiz dönemde bu rakam 180–200 ton civarındaydı. Bu da ciddi bir artış demek.
Kooperatif bünyesinde yaklaşık 420–430 çalışanımız bulunuyor. Ayrıca geniş bir araç filomuzla hizmet veriyoruz. Şu anda 1984 ortağımız var ve 25 Mart’ta yapılacak genel kurul öncesinde üyelik güncellemeleri devam ediyor.
Bu rakamlarla Türkiye’de kooperatifçilik anlamında en fazla süt toplayan kooperatiflerden biri olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim.
Üretim ve tesis kapasiteniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Günlük topladığımız 300 ton sütün yaklaşık 100 tonunu kendi tesislerimizde işliyoruz. Özellikle kaymaklı yoğurt üretiminde oldukça iddialıyız. Günlük 30–35 ton civarında yoğurt üretimimiz bulunuyor. Yoğurdumuzun kuru madde oranı yüksek olduğu için tüketiciler tarafından da tercih ediliyor.
Topladığımız sütün bir kısmını büyükşehirlerde yürütülen sosyal projelerde değerlendiriyoruz. İstanbul’da Halk Süt, İzmir’de ise Süt Kuzusu projelerine süt veriyoruz. Bunun dışında Bodrum, Kuşadası ve Akşehir gibi bölgelere de UHT süt gönderimi yapıyoruz.
Kalan yaklaşık 100 ton sütü ise sanayici ve mandıracılarla paylaşıyoruz. Ancak yeni dönemde hedeflerimizden biri bu sütü de kendi üretimimizde değerlendirebilmek. Bunun için yeni fabrika ve kapasite artırımı projeleri üzerinde çalışıyoruz.
Üretici açısından bugün en büyük sorun nedir?
Üreticinin en büyük sorunu girdi maliyetleri. Ulusal Süt Konseyi bir fiyat açıklıyor ancak üretici daha o fiyatı almadan yem ve akaryakıt fiyatlarına zam geliyor.
Örneğin Aralık ayında açıklanan süt fiyatı üreticinin eline daha yeni geçiyor ama Ocak ayında yem fiyatlarına üç kez zam gelebiliyor. Akaryakıttaki artışlar da cabası.
Bu durumda verilen süt fiyatı üretici için yeterli olmuyor. Üretici kazanamazsa mutlu olmaz, mutlu olmazsa üretim de sürdürülemez. Tarımın ve hayvancılığın temelinde üreticinin kazanması vardır.
Geçtiğimiz yıl bölgemizde yaşanan şap hastalığı da üreticiyi ciddi şekilde etkiledi. Hem süt verimi hem de et verimi düştü. Bir tarafta hastalıkla mücadele edilirken diğer tarafta maliyetler artınca üretici daha da zor durumda kalıyor.
Bu nedenle üreticinin ayakta kalabilmesi için girdi maliyetlerinin mutlaka dengelenmesi gerekiyor.
Tire Süt’te neler yapıyoruz kısmını biraz açabilir misiniz?
Tire Süt’te en önemli farkımız üreticilerimizle yaptığımız mahsuplaşma sistemi. Üreticilerin ay boyunca ihtiyaç duyduğu akaryakıt, yem, tarımsal ürün ve alet ekipmanlarını temin ediyoruz. Ay sonunda üretici bize verdiği süt üzerinden bu harcamaları mahsup ediyor. Bazı durumlarda üretici ödemeyi bir sonraki aya ya da birkaç aya yayabiliyor. Bu sistem Tire Süt’ü Türkiye’de öne çıkaran modellerden biri.
Özellikle Aydın, İncirliova gibi dağ köylerindeki küçük üreticiler için kooperatifimiz hayati bir önem taşıyor. Bu bölgelerde Tire Süt olmasa süt toplamak neredeyse imkânsız olurdu. Küçük üretici hem ürününü güvenle satabiliyor hem de köyde kalabiliyor. Böylece hem üreticiyi hem de bölgesel hayvancılığı koruyan bir yapı oluşturuyoruz.
Peki süt toplama ve işleme zinciri nasıl işliyor?
Sistemimiz en başından sonuna kadar dört aşamalı bir kontrol mekanizmasına sahip:
Üretici tarafından süt sağımı ve tanka dökme: Üretici sabahın erken saatlerinde sütünü sağarak toplama merkezine ulaştırıyor.
Toplama merkezinde ilk kontroller: Sütün kalite kontrolü burada yapılıyor.
İşletmeye giriş kontrolü: Süt tesisimize geldiğinde tekrar kalite kontrolü uygulanıyor.
Sanayiciye veya tüketiciye gönderim: Dışarıya giden süt ve ürünler tekrar kontrol ediliyor.
Ayrıca geliştirdiğimiz otomatik takip sistemi sayesinde üretici, sütünü tanka döktüğü anda kaç litre süt sağdığı bilgisine ve günlük olarak sisteme düşen kayıtlara ulaşabiliyor. Böylece üretici ve kooperatif arasında tam şeffaflık sağlanıyor.
Soğuk zincir ve katkı maddeleri konusunda neler söylersiniz?
Soğuk zincir bizim için kritik. Süt ve süt ürünleri, hijyen ve tazelik açısından günlük olarak takip ediliyor. Eğer bir sorun olursa numune alınıp kontrol ediliyor. Özellikle antibiyotik ve hijyen konularına çok dikkat ediyoruz, çünkü bu sütler çocuklar ve hamile kadınlar için kullanılabiliyor.
Ayrıca katkı maddesi kullanmıyoruz. Yoğurtlarımız doğal ve katkısızdır. Normalde raf ömrü 15–16 gün, fakat 13–14. günde hafif ekşime başlayabilir ki bu katkı maddesi olmadığını gösterir. Kara maya sistemiyle yoğurt üretiyoruz ve üretim sürecine çalışanlarımızın sevgisini de katıyoruz.
Market raflarında tüketiciler nelere dikkat etmeli?
Kooperatif ürünleri güvenilirdir ve katkı maddesi içermez. Ürünleri gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz. Etiketlerde SKT (Son Kullanma Tarihi) ve üretim tarihi yazıyor; buna dikkat ederek alım yapabilirsiniz. Katkı maddesi içeren ürünlerin raf ömrü uzun olduğu için fiyatları da genellikle düşük olur.
Tire Süt olarak amaç, güvenli, doğal ve kaliteli ürünleri doğrudan tüketiciye ulaştırmak.
Üç harflilere çalışıyor musunuz? Tire Süt’ün bayileri ve üretim hedefleri neler?
Evet, üç harfliler de var; diğer zincir marketlerimiz de var. Ancak esas ana zincir marketimiz Tire’de ve sadece Tire halkına hizmet ediyor. İzmir’de ise 9 bayimiz var ve İstanbul’da da ikinci bayimizi hizmete açıyoruz.
Günlük ürettiğimiz yaklaşık 100 ton sütü yoğurt, tereyağı, peynir, kaşar peyniri ve şişe süt olarak değerlendiriyoruz. Ana kaynağımız yoğurt; süt ve yoğurt üretimimizi çeşitlendirerek yurt içinde daha geniş pazarlara açılmak istiyoruz. İstanbul ve Ankara piyasalarında ürün çeşitliliğimizi artırmayı planlıyoruz. Ancak bunun için yeni bir fabrika ve üretim tesisi gerekiyor.
Bugün günlük yoğurt üretimimiz 30–35 ton civarında. Yeni tesisle bunu 45–50 ton veya 60 tona çıkarabiliriz. Böylece dışarıya verdiğimiz sütleri kendimiz işleyerek, üretim kapasitemizi artırıp finansal olarak daha da güçlenmeyi hedefliyoruz.
Bu yeni üretim tesisi ile istihdam da artacak mı?
Kesinlikle. Yeni tesis yaklaşık 400 kişilik istihdam sağlayacak. Biz sürekli olarak devletin ilgili bakanlıklarıyla ve genel müdürlerle irtibat halindeyiz. Hedefimiz Tire’de çalışan sayısını artırmak ve üretim kapasitemizi geliştirmek. Günlük 650 ton civarında üretilen sütün yaklaşık 330–340 tonunu topluyoruz ve kalan kısmı büyük işletmelerin üretimiyle karşılanıyor. Bu topladığımız sütü de en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz.
Tire’de süt ürünleri OSB’si kurulabilir mi?
Tire OSB zaten güçlü ve bölgede birçok büyük süt ürünü firması mevcut. Bizim yanımızda iki fabrikanın yan tarafında et ürünleriyle ilgili alan var. İleride tüm süt ürünlerini ve et ürünlerini tek bir tesiste birleştirme veya yeni bir fabrika kurma planımız var. Yeni dönemin en büyük projelerinden biri, kalan 100 ton sütü değerlendirebileceğimiz bir üretim kapasitesi oluşturmak olacak.
Biraz sorunlardan bahsedelim. En büyük maliyet girdi kalemleri üreticinin belini büken kalemler. Bunun dışında siz üreticilere prim veya destek veriyor musunuz? Şu an ne durumdayız?
Üreticilerimizin kazancını artırmak için eskiden Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyatın üzerinde sadece az miktarda, yağ ve protein oranına göre küçük bir derecelendirme yapıyorduk. Artık bunu sütün miktarına göre yapıyoruz. Yağ oranları 3.6 ve protein 3.2 devletin baz aldığı değerler. Kaliteli süt üretimi için bizim hedefimiz yağ oranı 3.78 ve protein 3.2’nin üzerinde. Miktarı yüksek olan üreticimizin fiyatı da yükseliyor. Ulusal Süt Konseyi fiyatı 22-22 lira olarak belirlerken biz 22,70 TL’den başlıyoruz ve 24,5 TL’ye kadar prim desteği veriyoruz.
Ayrıca ari işletmelerimizden organik süt alıyoruz. Aydın’daki bir işletmeden aldığımız sütle organik ürünler üretiyoruz; organik tereyağı, pastörize süt gibi.
Üreticiler açısından en büyük maliyetler neler?
En büyük maliyetler akaryakıt ve yem. Yem fiyatları Ocak ayında üç kez zamlandı. Bu durum üreticiyi zorluyor. Ulusal Süt Konseyi yerine Ulusal Hayvancılık Konseyi’nin kurulması ve süt, et ve yem fiyatlarını birlikte belirlemesi gerekir. Aksi takdirde hayvanlar kesilmek zorunda kalıyor, istihdam düşüyor ve hayvancılık bırakılamayacak bir noktaya geliyor.
Üreticiler ne durumda? İzlenimleriniz nelerdir?
Evet, köy köy dolaşıyorum, üreticilerimizin yanında uzun yıllardır çalışıyorum. Üreticilerimizin çoğu birden fazla gelir koluna sahip ve tarım da yapıyor. Son iki yıldır Küçük Menderes Ovası’nda tarımsal sıkıntılar var. Devletin ürünleri yönlendirme politikası henüz tam uygulanamadığı için bazı ürünler tarlada kalıyor; örneğin geçen sene karpuz, domates ve patates.
Hayvancılık burada üreticiler için aylık bir ek gelir gibi. Gerektiğinde hayvan satışıyla acil ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Ancak tarla satışlarında alıcı az, fiyatlar düşmüş durumda. Bu nedenle hayvancılığa sahip çıkmak gerekiyor.
Peki hayvancılığı desteklemek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Kaliteli süt üretimi, bölgesel hayvancılığın takibi ve sağlık kontrolleri en önemli konularımız. Hayvan hastalıklarını ve aşılarını takip ediyoruz. Köylerde her yıl toplantılar düzenleyerek üreticilerle iletişimdeyiz. Saha ekiplerimiz üretim sorunlarına hızlı müdahale ediyor, sütle ilgili problemleri anında kontrol altına alıyoruz. Böylece üreticiye destek oluyor ve üretimi sürdürülebilir kılıyoruz.
Bu saha çalışmaları ve ekipleriniz sayesinde ne tür bir ivme yakaladınız?
Üretici ile birebir çalışmak, saha ve ekip yönetimi sayesinde Tire Süt’te ciddi bir ivme yakaladık. Üreticinin sorunlarını yerinde görerek çözüm üretiyoruz. Üst yönetimle birlikte koordinasyon sağlamak, üreticinin üretim ve gelirini artırmak açısından büyük katkı sağlıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin et ve süt tesisleri var. Bu tesislerle bir iş birliğiniz var mı? Tire’de bir fabrika eksikliği olduğundan, bu konuda ortaklık olabilir mi?
Şu anda Büyükşehir Belediyesi ile yeni dönem için tekrar bir sözleşme imzalayacağız. Oradaki süt miktarındaki düşüş dışında bir sıkıntı yok. Biz geldiğimizde İzmir’de süt dağıtımı yarısı başka kooperatifte, yarısı Tire Süt Kooperatifi’ndeydi. Sonradan tamamı Tire Süt’e geçti.
Geçen yıl Büyükşehir kendi dağıtımını yapma kararı aldı, elemanlarını bünyesine kattı ve biz araç filomuzu güncelledik. Şu anda İzmir sütünü İztarım tesislerinde üretiyoruz, UHT süt bantlarıyla birlikte. Küçükbaş işletmeler kısmını henüz tam olarak kullanamıyoruz ama bu ileride geliştirilebilir. Önceliğimiz şu anda UHT süt üretimi ve İzmir Süt Kuzusu projesi.
Cemil Tugay ve ekibiyle iş birliğiniz nasıl?
Herkesle anlaşabilen bir yapımız var. Cemil Başkan da bize yardımcı oluyor, biz de kendisine destek veriyoruz. Ufak tefek sıkıntılar konuşularak çözülüyor. Bizim görevimiz sütü kaliteli şekilde temin etmek. UHT süt için 3.6 yağ ve 3.2 protein kriterlerini sağlamak çok önemli. Paketlendikten sonra bozulmaya müsait olmayan bir süt olması gerekiyor.
Tesislerle ilgili Büyükşehir’den beklentiniz veya talepleriniz var mı?
Cemil Başkan ile UHT bantlarının artırılması konusunda konuştuk. Büyükşehir Süt Kutusu projesinde süt miktarında bir düşüş oldu, bunu yeni dönemde birlikte çalışarak artırmayı hedefliyoruz.
Ürün gamınız kaç çeşit ve hangi ürünler mevcut?
Et ürünleri, süt ürünleri, peynir, tereyağı, köfte, sucuğun yanı sıra döner ve dondurma gibi ürünlerimiz var. Coğrafi işaretli şiş köftemiz öncelikli ürünlerimiz arasında. Yeni ürünlerimizi her yıl ekleyerek ürün gamımızı genişletiyoruz. Örneğin, önümüzdeki hafta organik süt kullanarak dondurma üretimine başlıyoruz.
Ürün gamını artırma ve sürdürülebilirlik konusunu nasıl yönetiyorsunuz?
Her yıl 1-2 yeni ürün piyasaya sürerek hem ürün çeşitliliğini hem de sürdürülebilirliği sağlıyoruz. Ürünler piyasada azalırsa, hemen yeni bir ürün ekleyerek tüketiciye sunuyoruz.
Organik süt nasıl anlaşılır ve tüketici nelere dikkat etmeli?
Organik süt, ilaç ve gübre kullanılmadan üretilir, hayvanların yemleri de doğal olmalı. Tüketici bunu direkt gözlemleyemez, ancak devlet sürekli numune alıp kontrol ediyor. Biz de kendi kontrollerimizi yapıyoruz. Organik süt Aydın’daki özel işletmeden geliyor. Tire’de organik üretim mevcut değil, sınırlı bölgelerde üretiliyor. Raflardan alınan ürünler de Tarım Bakanlığı kontrolünde.
Tire Süt’ü en çok hangi illerde tercih ediyor? Bir analiz yaptınız mı?
İzmir en yoğun tüketim alanımız, ardından İstanbul geliyor. Üretim kapasitemizi karşılayamadığımız için bazen ürün kısıtlaması oluyor. Günlük 35 ton yoğurt üretiyoruz, yazın talep 45 tona çıkıyor. Üretim yeterli olmazsa tüketici başka ürünlere yöneliyor. Tire Süt’ün değerinin temeli güven. Ürünler rafta çabuk dolaşıyor, tüketici son kullanma tarihine bakmadan gönül rahatlığıyla alabiliyor.
Yeni dönem hedefleriniz ve genel kurul ne zaman?
Genel kurul 25 Mart’ta yapılacak, ortaklarımızla birlikte bir düğün havasında gerçekleşmesini istiyoruz. Köy toplantılarımız devam ediyor, üreticilerimizin istek ve eleştirileriyle çalışıyoruz. Önümüzdeki dönem için fabrikaların teknolojik yenilenmesi, araç ve ekipman yatırımları önceliğimiz. Örneğin süt tankerlerimizin maliyeti 5-5,5 milyon TL, bu yatırımlar devam ediyor.
Dış pazara yönelik hedefleriniz var mı?
Avrupa ve Dubai gibi pazarlar ilgimizi çekiyor, ancak yoğurdun tazelik süresi nedeniyle önceliğimiz iç pazar. Ürünlerimizi tamamen iç pazarda işleyip kaliteyi sağladıktan sonra yurt dışı çalışmalarını sürdüreceğiz.
Üreticilere, Tire halkına, İzmirliye ve Türkiye’ye mesajınız nedir?
Ürünlerimizin kalitesi konusunda çok güveniyoruz. Türkiye’nin önder kooperatiflerinden biriyiz. Çalışanlarımız ve üreticilerimizle birlikte güzel işler yapıyoruz. Üreticilerimizin ihtiyaçlarını ve maliyetlerini her platformda dile getiriyoruz. Amacımız, üreticiyi ayakta tutmak, küçük üreticilerle güçlü bir bağ kurmak.
25 Mart’ta yapılacak genel kurulda birlik ve beraberlik içinde devamlılığı sağlamayı hedefliyoruz. Tire Süt’ü kalite ve güvenle üretmeye devam edeceğiz. Online satış sistemiyle de ürünlerimizin fiyatlarını ve çeşitlerini takip edebilirsiniz. Güven, Tire Süt’ün temel değeri. Üreticilerimizle beraber yolumuza devam edeceğiz.