Engelliler Haftası kapsamında Çağdaş Özürlüler Yaşam Derneği (ÇÖYDER) Genel Başkanı Vedat Başer ile engelli bireylerin yaşadığı güncel sorunlar, yerel yönetimlerin politikaları ve karar alma mekanizmalarındaki konumu üzerine kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.
1994 yılından bu yana hak mücadelesi veren Başer, 30 yıllık süreçte temel sorunların değişmemesini eleştirdi.
“30 yıllık bir aymazlık var”
Engellilerin en temel sorununun erişilebilirlik olduğunu vurgulayan Başer, bu kavramın sadece fiziksel engellerle sınırlı olmadığını belirtti. Toplumla erişim noktasında büyük bir kopukluk yaşandığını ifade eden Başer, şu ifadeleri kullandı:
“‘94 yılında biz engelliler için kaldırımlarla uğraşıyorduk, aradan 30 yıl geçti hâlâ onunla uğraşıyoruz. Böyle bir aymazlık var. Erişilebilirlik sadece kaldırım, rampa veya otobüs değil, toplumun bizi kabul edişi noktasında da büyük bir problem var.”

“Projeler vitrinde kalıyor”
Engellilere yönelik hayata geçirilen projelerin çoğunun “vitrin” amaçlı olduğunu savunan Başer, özellikle konut projelerinde yaşanan belirsizliklere dikkat çekti. Projelerinde engelli yurttaşlara kontenjan ayırma vaadinde bulunan TOKİ örneğini veren Başer, şunları söyledi:
“Bence projeler vitrinde kalıyor çünkü politik anlamda yaklaşılıyor. Mesela TOKİ kuraları çekiyor ama ortada proje yok, yer yok. Engelli adam kura kazanıyor ama daha yeri belli değil, ödemesi belli değil. Altyapının hazırlanması lazım.”
Bornova örneği: Karar mekanizmasında engelliler
Yerel yönetimler bazında Bornova Belediyesi’nin yürüttüğü çalıştay sürecini “örnek bir model” olarak nitelendiren Vedat Başer, engellilerin danışman değil, karar verici olması gerektiğini vurguladı:
“Bornova’da belediyenin yapacağı her türlü hizmette engellilerin de söz sahibi olması noktasında bir karar alındı. Yol yaparken, bina yaparken engellilerin fikri alınacak. Bu, belediyenin politikası olma noktasında ilk örnek. Eğer yaptırım hâline gelirse diğer şehirlere de örnek olacak.”

“Emeklilik hakkı insafa kaldı”
Engelli bireylerin sosyal güvenlik ve istihdam haklarında ciddi gerilemeler yaşandığını savunan Başer, vergi muafiyeti ve emeklilik süreçlerindeki sistemsel değişiklikleri eleştirdi:
“Şu anda bütün haklarımızı kaybettik. Eskiden sistemsel bir şey vardı. yüzde 40 engelli olanın ne zaman emekli olacağı sabitti, yoruma gerek kalmıyordu. Süresi ve prim günü de sabitti. Şimdi her şey il ve ilçe SGK heyetlerinin insafına kaldı. Bu çok adaletsiz bir şey. İzmir’de farklı, Van’da farklı kararlar çıkabiliyor. Sosyal güvencedeki garanti tamamen kalktı. ”
“Engelliler 1 kat daha fazla ekonomik sıkıntı yaşıyor”
Başer, engelli bireylerin ekonomik açıdan da toplumun geri kalanına göre daha fazla zorluk çektiğini vurguladı:
“Sosyal yaşamın içerisinde diğer insanlar nasıl ekonomik olarak sıkıntı yaşıyorsa, engeller bir kat daha fazla yaşıyor. Çünkü istihdama kavuşmuş, sosyal güvenceye kavuşmuş olanları çok az. Sosyal güvenceye kavuşmak daha zor. Çünkü engellisin, yani körsün veya topalsın. Engel baz alınıyor. O sandalyeli olan insanın kariyeri nedir, nitelikleri nedir, o baz alınmıyor. Sadece engeli baz alındığı için ne yazık ki iş bulması da zor, sosyal güvenceye kavuşması da zor.”
“Eşitlik için düşüncelerdeki engeller kalkmalı”
Toplumsal entegrasyonun sağlanması için bakış açısının değişmesi gerektiğini belirten Başer, kariyer ve eğitimde “engel” odaklı yaklaşımın adaletsiz olduğunu söyledi. Başer, söyleşiyi şu anlamlı vurguyla tamamladı:
“Kişinin vasfıyla, eğitimiyle, kariyeriyle değerlendirilmesi lazım. Bizim için gerçek özür bedende değil, düşüncelerdedir. Düşüncelerdeki engeller kalktığı ve birbirimizi sadece insan olarak kabul ettiğimiz zaman sorunların temeli çözülmüş olacak.”





