Yanan Sadece Ormanlar Değil: Sağlığımız da Alevler İçinde

Eskiden orman yangınlarını sadece çevresel felaketler olarak tanımlıyorduk. Bugün bilim bize daha farklı bir gerçeği söylüyor: Orman yangınları artık yalnızca ekolojik değil, küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı krizidir.

Akdeniz Havzası'nın bir parçası olan Türkiye, iklim değişikliğinin en fazla hissedildiği bölgeler arasında yer alıyor. Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi'ne göre 2025 yılı, sanayi öncesi döneme kıyasla 1,47 derecelik artışla kayıtlardaki en sıcak üçüncü yıl oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre ise Türkiye'de 2025 yılı ortalama sıcaklığı, son 55 yılın en sıcak beşinci yılına işaret ediyor. Artan sıcaklık, kuraklık, düşük nem ve şiddetli rüzgârlar yangın riskini her yıl daha da tırmandırıyor.

Ormanlar yanarken yalnızca ağaçlar mı yanıyor? Yanıt, ne yazık ki hayır.

Dünya Sağlık Örgütü, iklim değişikliğini 21. yüzyılın en büyük sağlık tehdidi olarak tanımlıyor. Yangın sırasında ortaya çıkan PM2.5, PM10, karbonmonoksit, azot oksitler, ozon ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar, rüzgarlarla taşınarak yüzlerce kilometre uzaktaki şehirleri bile etkileyebiliyor.

Bu ince partiküller akciğerlerin derinliklerine ulaşıp kana karışarak astım krizlerini, KOAH ataklarını, zatürreyi, kalp krizi ve inme riskini, dolayısıyla erken ölümleri artırıyor. 2025 yılında Lancet Planetary Health dergisinde yayımlanan ve Avrupa'da 654 bölgeyi kapsayan kapsamlı bir çalışma, yangın dumanı ile kısa vadeli ölümler arasındaki ilişkiyi net bir şekilde doğruluyor. Nature dergisinde yayımlanan bir başka çarpıcı çalışma ise iklim değişikliği bu hızda sürerse, yalnızca ABD'de yangın dumanı kaynaklı yıllık ölümlerin 2050'ye kadar 40 bin seviyesinden 70 bine çıkabileceğini öngörüyor.

Sıcak hava dalgaları: Sessiz katil

Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi'nün "2025 Avrupa İklim Durumu" raporuna göre Avrupa, her on yılda 0,56°C ısınarak dünyanın en hızlı ısınan kıtası oldu. 2025 yazında yaşanan sıcak dalgaları ve buna bağlı hava kirliliği, Avrupa genelinde yaklaşık 47 bin erken ölüme yol açtı. Aynı yaz Türkiye'nin yanı sıra Kıbrıs (44,7°C) ve Yunanistan (44°C) da sıcaklık rekorları kırdı; Şırnak Silopi'de ölçülen 50,5°C ise Türkiye tarihinin en yüksek sıcaklığı olarak kayıtlara geçti.

Bu ekstrem artışlar yalnızca yangın riskini büyütmekle kalmıyor; sıcak çarpmasını, böbrek yetmezliğini, sıvı-elektrolit bozukluklarını, kardiyovasküler ölümleri, yaşlılarda düşmeleri, ilaç etkileşimlerini ve ruh sağlığı sorunlarını da tetikliyor. Türkiye gibi nüfusu hızla yaşlanan bir toplumda bu tablo, hayati bir önem taşıyor.

En büyük risk kimlerde?

Yaşlılar, çocuklar, gebeler, kronik akciğer ve kalp hastaları, kanser tedavisi görenler, diyabetliler, engelliler ve açık alanda çalışanlar en yüksek risk altındaki grupları oluşturuyor. Evde bakım alan bireylerin tahliyesi, elektrik kesintileri nedeniyle oksijen cihazlarının durması ve ilaca erişim güçlükleri afet anlarında ciddi krizler yaratıyor.

2025 sonlarında yayımlanan ve 1,25 milyon kişilik bir kitleyi on yıl boyunca izleyen önemli bir kohort çalışması, yangın dumanına yoğun maruz kalan 60 yaş üzeri bireylerde ölüm riskinin, az maruz kalanlara göre sonraki üç yıllık dönemde %7 daha yüksek olduğunu gösterdi. Bu bulgular, dumanın anlık etkisinden ziyade tekrarlayan ve biriken (kümülatif) maruziyetin asıl belirleyici olduğuna işaret ediyor.

Yangınla mücadele eden görünmez kahramanlar

İtfaiyeciler, orman işçileri, AFAD ve UMKE ekipleri, sağlık çalışanları, jandarma ve gönüllüler de büyük bir tehdit altında çalışıyor. Uzun süreli duman maruziyeti; akciğer fonksiyon kaybı, kronik bronşit, kardiyovasküler hastalıklar, sıcak stresi, böbrek hasarı, travma sonrası stres bozukluğu ve tükenmişlik riskini beraberinde getiriyor. Bazı uluslararası çalışmalarda, sahada uzun yıllar görev yapan personelde belirli kanser türleri açısından risk artışı bildiriyor. Bu nedenle koruyucu donanım standartları, çalışma-dinlenme döngüleri, doğru hidrasyon, düzenli sağlık taramaları ve psikososyal destek hayati birer zorunluluktur.

Yangın bittikten sonra tehlike bitmiyor

Kül, kirlenmiş içme suları, toprakta biriken toksik maddeler ve bozulan hava kalitesi haftalar, hatta yıllar boyunca etkisini sürdürebiliyor. Kayıplar, zorunlu göçler, ekonomik belirsizlikler ve yas süreci de ruh sağlığını derinden sarsıyor; çocuklarda travma sonrası stres, yaşlılarda yalnızlaşma, sağlık çalışanlarında ise tükenmişlik giderek tırmanıyor.

Sağlık sistemi nasıl hazırlanmalı?

İklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün acil sağlık sorunudur. Önceliklerimiz net olmalıdır:

• İklim krizine dirençli bir sağlık sistemi kurmak,

• Erken uyarı sistemlerini güçlendirmek and sıcak hava eylem planlarını yaygınlaştırmak,

• Yangın dönemlerinde hava kalitesini gerçek zamanlı izlemek,

• Riskli bireyleri önceden belirleyerek evde bakım hizmetlerini afet planlarına entegre etmek,

• Yangın personeline düzenli ve spesifik sağlık taramaları uygulamak,

• Toplumun afet sağlık okuryazarlığını; hemşire, hekim ve birinci basamak sağlık çalışanlarının iklim afetlerine yönelik eğitimini artırmak.

Ege'de yükselen her duman yalnızca gökyüzünü karartmıyor; soluduğumuz havayı, suyumuzu, toprağımızı, ruh sağlığımızı ve geleceğimizi de etkiliyor. Orman yangınları artık yalnızca Orman Genel Müdürlüğü'nün ya da itfaiyenin sorumluluğu değildir. Bu kriz; sağlık çalışanlarının, yerel yönetimlerin, akademisyenlerin ve tüm toplumun ortak mücadelesidir. Çünkü yanan yalnızca ormanlar değil; sağlığımız da alevler içinde.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'G-PPV6YT9CVE');