Üyesi olduğum Karşıyaka Kent Konseyi’nin Başkanı Dilek Karcı birkaç sene önce bana bir öneride bulundu: “Bülent Bey, siz ekonominin geneli ile yakından ilgileniyor ve kamuoyu ile görüşlerinizi paylaşıyorsunuz. Acaba Karşıyaka’nın ekonomisi ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? Bu konuda Konsey için bir çalışma yapabilir misiniz?”. Bu öneri bana ilginç geldi. Ben lisanstan doktoraya kadar iktisat eğitimimi ağırlıklı olarak ulusal ve uluslararası boyutta veya firma düzeyinde ve tüketici düzeyinde almıştım. Emekli olduğum Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ise ulusal düzeyde, para politikasından sorumlu bir kurumdur. Kent ekonomisi düzeyinde akademik bir eğitimim ya da iş tecrübem yok. Bununla birlikte, nasıl bir sosyoekonomik çevrede yaşadığımla ile ilgili bir çalışma yapmak bana cazip geldi. Karşıyaka Kent Konseyi için iki yıl üst üste Karşıyaka’nın ekonomik görünümünü anlatan iki rapor yazdım. Konsey tarafından onaylanan bu raporlarda ortaya çıkan sonuçlar ilgi çekiciydi.

Karşıyaka’nın nüfusu azalırken ekonomik cazibesi devam ediyor

Karşıyaka’nın cadde ve sokaklarında gezerken genellikle ortamın çok kalabalık olduğunu, trafikte ilerlemeye çalışırken trafiğin çok yoğun olduğunu hissedersiniz. Bu sizde şehrin nüfusunun arttığı izlenimi yaratır ama rakamlar farklı şeyler söylüyor. Aşağıdaki grafik pandeminin yaşandığı ve 30 Ekim depreminin meydana geldiği 2020 yılından bu yana Karşıyaka nüfusunun azaldığını göstermekte.

Grafik 1: Karşıyaka Nüfusu ve Tahmini Nüfus Gelişmeleri

Kaynak: İzBB Açık Veri Portalı

Depremle birlikte eski yapı stokuna yönelik risk algısı arttı, Covid-19 pandemisi ile uzaktan çalışma yaygınlaşınca insanlar daha yeni, daha geniş ve daha düşük yoğunluklu bölgelere yöneldi. İlçedeki yüksek konut fiyatları genç nüfusun girişini zorlaştırırken, mevcut nüfusun yaşlanması nüfusun doğal artış eğilimini sınırlıyor. Ayrıca yeni konut üretiminin kısıtlı olması da büyümeyi frenliyor. Sonuçta Karşıyaka, nüfus açısından bir dengelenme ve hafif gerileme sürecine girmiş durumda.

Bu süreçte ilginç bir gelişme nüfustaki durağanlaşmaya karşın ilçedeki işletme sayısındaki artışın devam etmesi. Örneğin Grafik 2’de görüldüğü gibi İzmir Ticaret Odası verilerine göre, ulusal düzeydeki ekonomik sorunlar, Covid-19 pandemisi ve 30 Ekim 2020 depremine rağmen Karşıyaka ilçesinde faaliyet gösteren üyelerinin sayısı istikrarlı bir şekilde artmaktadır. Kayıtlı üye sayısı 2020’de 6.105’ken beş yıl içinde 7.032’ye ulaşmıştır. İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği verilerine göre ise kayıtlı üye sayısı Ocak 2025 başında 9.029 iken 2025’in aralık ayı itibariyle 9.476’ya yükselmiştir.

Grafik 2: Karşıyaka İlçesine Kayıtlı İZTO Üyesi Sayısı

Kaynak: İZTO

Muhtemelen, Karşıyaka’nın gelir seviyesi yüksek ve tüketim eğilimi güçlü nüfusu, kişi sayısı artmasa bile talebi canlı tutuyor. İlçenin yoğun bir ziyaretçi akınına uğradığı da bilinen gerçekler arasında. Bu durum da Karşıyaka’nın nüfusunun gün içinde yüksek seviyelerde olmasına, ekonomik canlılığın korunmasına neden oluyor.

Ekonomik profil komşu ilçelerden farklı

Karşıyaka komşu ilçeler olan Çiğli, Menemen, Bornova ve Bayraklı ile karşılaştırıldığında bu ilçelere göre sanayiden en uzak, hizmet ve yaşam kalitesi odaklı ilçe olarak öne çıkmakta. Çiğli oldukça sanayi odaklıyken, Menemen tarımsal gücüyle ön plana çıkıyor. Bornova karma bir yapı sunarken, Bayraklı İzmir’in finansal ve modern iş merkezi olarak konumlanmakta.

Başka bir deyişle “ekonomik aktörlük ve üretim” yönüyle bakıldığında Bornova ve Çiğli daha ön planda denilebilir. “Yaşam alanı, ticaret, hizmet sektörü” bağlamında bakıldığında, Karşıyaka ve Bayraklı daha uygun profiller sunmaktadır. Menemen ise tarım-hafif sanayi ağırlıklı bir profile sahiptir.

Raporda Karşıyaka’nın potansiyelini ortaya koyan anlamlı bilgiler var ama asıl mesele bu bilgilerle Karşıyaka için nasıl bir gelecek inşa edileceği. Karşıyaka’da nüfus azalırken işletme sayısının artması, ilçenin güçlü bir "yaşam ve hizmet merkezi" olduğunu kanıtlamakta. Ancak yüksek konut fiyatları ve kısıtlı üretim kapasitesi gençleri Karşıyaka’dan uzaklaştırarak kenti demografik bir tıkanma riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Kentin yüksek ekonomik potansiyelini kalıcı bir refaha dönüştürmek için, ticari canlılığı sürdürülebilir kılacak ve demografik dengeyi koruyacak akılcı yerel stratejiler bir an önce hayata geçirilmelidir.