Bir süre önce Karşıyaka Kent Konseyi için Karşıyaka’nın ekonomik profili üzerine çalışırken, İzmir’in yalnızca merkez ilçelerden ibaret olmadığını, çevre ilçelerin yarattığı geniş ekonomik arka plan sayesinde büyüdüğünü bir kez daha hatırladım. Tire ve Kemalpaşa’yı geçmiş yıllarda birkaç kez ziyaret etme fırsatı buldum. Her iki ilçenin doğasına, insanına ve ekonomik potansiyeline hayran kaldım. Tire’nin süt ürünleri, Kemalpaşa’nın sebze ve meyveleri zaten sofralarımızın vazgeçilmezi.

Kemalpaşa, güçlü organize sanayi altyapısı, lojistik avantajı, tarımsal üretim kapasitesi ve özellikle meyvecilikteki başarısıyla dikkat çekiyor. Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi (KOSBİ), yaklaşık 2,5 milyar dolarlık ihracat hacmiyle İzmir’in önemli üretim üslerinden biri haline gelmiş durumda. Tire ise köklü kooperatifçilik geleneği, güçlü hayvancılık sektörü, yerel üretim kültürü, tarihi çarşısı ve gastronomik zenginliğiyle bambaşka bir profil çiziyor. Tire Süt Kooperatifi gibi yapılar, binlerce üreticisiyle kırsal kalkınmada örnek bir model oluşturuyor. Her iki ilçenin öne çıkan özelliklerini şöyle özetleyebiliriz:

Tablo: 1 Kemalpaşa ve Tire Ekonomilerinin Özellikleri

Kemalpaşa

Tire

Sanayi

Gastronomi

Lojistik

Kooperatifçilik

Tarım

Kırsal Turizm

İhracat Potansiyeli

Kültürel Miras

Agroteknoloji

Yerel Marka değeri

Gelenekten geleceğe geçiş

Son dönemde her iki ilçemizin de boğa güreşi festivalleriyle gündeme gelmesi beni düşündürdü. Geleneksel etkinliklerin taşıdığı toplumsal birliktelik ve yerel aidiyet duygusunu elbette takdir ediyorum. Ancak günümüzde kentler yalnızca ürettikleriyle değil, temsil ettikleri değerlerle, vizyonlarıyla ve yaşam kalitesiyle rekabet ediyor.

Küresel markalaşma artık kas gücünden ziyade yaratıcılığa, sürdürülebilirliğe, inovasyona ve etik standartlara dayanıyor. Gastronomi, turizm, tarım teknolojileri ve kültürel miras gibi alanlarda çok daha güçlü bir potansiyeli olan Tire ve Kemalpaşa’nın tanıtımını boğa güreşleri üzerinden kurgulamak, bu ilçelerin geleceğine uzun vadede katkıda bulunmayabilir. Hayvan refahı konusunda toplumda artan duyarlılık da bu tür etkinlikleri sorgulanır hale getiriyor.

Tarihte pek çok “geleneksel” uygulama zamanla dönüştü veya terk edildi. Zamanında Roma’da da gladyatör dövüşleri çok önemli bir gelenekti, fakat insanlık o sayfayı geride bıraktı. Önemli olan, yerel kültürümüzü korurken onu çağın ruhuyla uyumlu, katma değerli ve kapsayıcı bir vizyona taşıyabilmek.

Ne yapılmalı?

Tabii Karşıyaka’dan eleştirileri yapıp, kenara çekilmek doğru olmaz. Bu nedenle alternatifler sunmak da büyük önem taşımaktadır. Çünkü yerel kalkınma tartışmaları ancak somut önerilerle desteklendiğinde yapıcı bir zemine oturabilir. Bu kapsamda, her iki ilçe için de değerlendirilebilecek bazı ortak başlıklar şu şekilde sıralanabilir:

· Tarım ve gastronomi temalı uluslararası festivaller düzenlenebilir,

· Yerel ürünlerin markalaşmasına yönelik kooperatif ve girişimcilik destekleri artırılabilir,

· Gençlere yönelik tarım teknolojileri, dijital üretim ve kırsal inovasyon etkinlikleri teşvik edilebilir,

· İlçelerin doğal ve kültürel mirasını öne çıkaracak sürdürülebilir turizm projeleri geliştirilebilir,

· Bisiklet, yürüyüş ve doğa sporları organizasyonlarıyla alternatif turizm alanları oluşturulabilir,

· Yerel üreticileri doğrudan tüketiciyle buluşturacak üretici pazarları ve gastronomi rotaları desteklenebilir,

· Üniversiteler, meslek odaları ve kalkınma ajanslarıyla ortak çalıştay ve ekonomi zirveleri düzenlenebilir,

· Kadın girişimciliğini ve kırsal istihdamı destekleyen sosyal kalkınma projelerine öncelik verilebilir,

· İlçelerin kültürel mirasını öne çıkaran müzik, sanat ve zanaatkârlık festivalleri artırılabilir,

· Hayvan refahını esas alan çağdaş festival ve etkinlik modelleri benimsenebilir,

· Yerel yönetimlerin “ilçe markası” stratejisi uzun vadeli kalkınma perspektifiyle yeniden ele alınabilir,

· Dijital tanıtım, gastronomi turizmi ve sürdürülebilir üretim alanlarında profesyonel tanıtım kampanyaları hazırlanabilir,

· Çocuklara ve gençlere yönelik doğa, çevre ve etik bilinci temalı sosyal etkinlikler yaygınlaştırılabilir,

· İlçelerin yalnızca yerel ölçekte değil, ulusal ve uluslararası düzeyde rekabet edebilecek marka kimlikleri oluşturması hedeflenebilir.

Bu önerilerin bir kısmı, boğa güreşi organizasyonundan daha fazla emek ve koordinasyon gerektirebilir. Fakat getireceği katma değer ve uzun vadeli marka etkisi de çok daha yüksek olacaktır.

Tire ve Kemalpaşa Kaymakamları, Belediye Başkanları ile Ticaret ve Sanayi Odası Başkanları, ilçelerinin uzun vadeli vizyonunu şekillendirirken, geleneksel değerleri koruma refleksiyle birlikte, ilçelerin ulusal ve uluslararası arenada rekabet gücünü artıracak çağdaş marka unsurlarına da aynı özeni göstermelidir.

Yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, kooperatifler, üniversiteler ve gençlerle geniş katılımlı platformlar oluşturarak “ilçe markası” stratejisini ortak akılla yeniden ele almalıdır. Bu konuda proaktif ve vizyoner bir tutum hem ilçelerin geleceğini güçlendirecek hem de İzmir’in tamamına olumlu yansıyacaktır.

Kemalpaşa ve Tire, sanayiyle tarımı, gelenekle geleceği buluşturabilecek çok özel ilçeler. Bu ilçeler sadece “boğa güreşi yapılan yerler” olarak anılmaktan çok daha fazlasını hak ediyor. Yerel yönetimler, sivil toplum, kooperatifler ve iş dünyası el ele vererek bu potansiyeli çağın ruhuna uygun şekilde değerlendirdiğinde, her iki ilçe de İzmir’in ve Türkiye’nin parlayan yıldızları haline gelebilir.

Gelenekten ilham alıp, geleceği birlikte inşa etmek en doğrusu. Tire ve Kemalpaşa bunu başarabilecek kapasiteye kesinlikle sahip.