10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, bir hukukçu açısından yalnızca bir meslek günü değil; hukuk devleti iddiasının samimiyet testidir. Çünkü bir ülkede gazetecilerin çalışma koşulları, o ülkenin ifade özgürlüğüne ve hukukun üstünlüğüne bakışını en çıplak hâliyle ortaya koyar.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 28. maddesi açıktır: “Basın hürdür, sansür edilemez.”
Aynı şekilde Anayasa’nın 26. maddesi ifade özgürlüğünü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ise basın özgürlüğünü güvence altına alır. Hukuki metinler nettir. Tartışma, normlarda değil; uygulamadadır.
Bugün Türkiye’de gazeteciler; yaptıkları haberler, kullandıkları başlıklar, aktardıkları bilgiler nedeniyle uzun yargı süreçleriyle, tutuklama tedbirleriyle ve belirsiz suç isnatlarıyla karşı karşıya kalabilmektedir. Oysa ceza hukuku, son çare olmalıdır. Gazetecilik faaliyeti ise başlı başına bir suç şüphesi olarak ele alınamaz.
Bir hukukçu için asıl kaygı verici olan, baskının yalnızca açık müdahalelerle sınırlı olmamasıdır. Otosansür, hukuk dışı bir uygulamanın değil; hukuka olan güven kaybının sonucudur. Gazetecinin, yazmadan önce savcıyı, hâkimi ya da işini kaybetme ihtimalini düşünmesi; ifade özgürlüğünün fiilen daraltıldığını gösterir.
Bu noktada mesleki ve toplumsal hafızayı canlı tutmak zorundayız. Metin Göktepe ismi, Türkiye’de gazeteciliğin yalnızca teorik bir hak değil; yaşanmış bedellerle örülü bir alan olduğunu hatırlatır. Onu anmak, geçmişte yaşanan bir acıyı istismar etmek değil; hukukun bir daha aynı yerde susmaması gerektiğini vurgulamaktır.
Basın özgürlüğü, gazetecilere tanınmış bir ayrıcalık değildir. Bu özgürlük, toplumun doğru, zamanında ve eksiksiz bilgiye ulaşma hakkının güvencesidir. Gazetecinin susturulduğu yerde, yalnızca bir meslek grubu değil; kamusal denetim mekanizması da işlevsizleşir.
Hukuk devleti; eleştiriye tahammül edebilen, rahatsız edici sorulara cevap verebilen ve basını bir tehdit değil, denge unsuru olarak gören devlet demektir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında da defalarca vurgulandığı üzere; ifade özgürlüğü, yalnızca kabul gören düşünceler için değil, sarsıcı ve eleştirel ifadeler için de geçerlidir.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, bu nedenle hukukun açık bir ilkesini yeniden hatırlatma günüdür:
Gazetecilik suç değildir.
Hukukun görevi, gerçeği yazanı korumak; gerçeği yazmaktan korkulan bir düzen yaratmamak olmalıdır.
Metin Göktepe’nin ve mesleğini onuruyla yapan tüm gazetecilerin anısı önünde saygıyla dururken, şunu not düşmek gerekir:
Gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede, hukukun üstünlüğü yalnızca bir temenni olarak kalır.

Emek veren tüm gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun
Teşekkürler Arzu Hanım…
Emeğine, yüreğine ve kalemine sağlık..
Umarım duyarlar!.