Gana’nın başkenti Akra’dan 2021 yılının Kasım ayında ilginç bir haber dünyaya yayıldı. Habere göre özellikle ticari motosikletlerin ve üç tekerlekli motosikletlerin şehir içinde trafiğe çıkışı geçici olarak yasaklanmıştı. Kamu otoritesinin böyle sert bir yasaklama kararı alması kolay bir şey değil ama demek ki mecbur kalmışlardı. Yetkililer artan trafik kazaları ve can güvenliği riskleri nedeniyle bu kararı almak zorunda kaldıklarını belirttiler.  Artan motosiklet kazalarının yol açtığı yaralanma ve ölüm oranlarının, kamu güvenliği açısından ciddi bir sorun olarak görüldüğü ileri sürüldü. Ayrıca motosikletlerin ana arterlerde düzenli trafik akışını bozması, kurallara uyulmaması ve denetimin zor olması gibi pratik trafik problemleri de gerekçe olarak gösterildi. Aradan yıllar geçti ve söz konusu haber ilginçliğini kaybetmeye başladı. Çünkü İzmir’de, hatta Türkiye’nin pek çok farklı şehrinde kamu otoritelerini sert tedbirler almaya yöneltebilecek bir süreç yaşanıyor.  Türkiye’de 2019 yılında 3,3 milyon olan motosiklet sayısı 2024 yılında 6,3 milyona çıktı. Buna paralel olarak, aynı dönemde motosikletlerin karıştığı ölümlü trafik kazalarının oranı yüzde 16,2’den yüzde 31,5 seviyesine yükseldi. İzmir de doğal olarak bu süreçten payını aldı. Pandemi döneminde kurye hizmetlerine olan talebin de olağanüstü artması nedeniyle İzmir’de trafikteki motosiklet sayısında bir patlama oldu. 2019-2025 Ekim döneminde İzmir trafiğine 250 bin civarında motosiklet katıldı. Grafik 1: İzmir’de Motosiklet Sayısı Grafik 1’de görüldüğü gibi İzmir’de son 6 yıl içinde motosiklet sayısında yüzde yüze yakın bir artış gerçekleşmiş. Aynı dönemde motosikletlerin İzmir’deki toplam taşıt sayısı içindeki oranı yüzde 19 civarından yüzde 25 civarına ulaşmış durumda.

Artan Kazalar ve Toplumsal Rahatsızlık

İzmir’de motosikletlerin sayısı artarken bu taşıtların karıştığı ölümlü ve yaralanmalı kazaların sayısında da artışlar gözlemleniyor. Radyo Trafik İzmir haber merkezinden alınan bilgilere göre 2023 yılında motosiklet sürücülerinin karıştığı kazalarda 29 kişi hayatını kaybetti, 469 kişi yaralandı. 2024 yılında motosikletlilerin karıştığı kazalarda 24 kişi öldü 564 kişi yaralandı. 2025 yılında ise bu rakamlar sırasıyla 29 ve 654 oldu. Motosikletlerin karıştığı ölümlü ve yaralanmalı kazaların sayısı artarken, trafikte diğer araç sürücüleri ve yayalar üzerinde yarattıkları tedirginlik de artmaya devam ediyor. Şunu belirtmekte yarar var: Bu tedirginliği tüm motosiklet sürücüleri yaratmıyor. Bununla birlikte sürücülerin içinde belli bir kesim gözle görülür ve agresif bir şekilde kural ihlalleri yapıyor. Bu da motosikletlilerin tamamı ile ilgili algıyı bozuyor. Trafik sıkışıklığında iki şerit arasından yüksek hızla ilerleme, aynaların sıklıkla çarpılması, sinyal vermeden ani yön değiştirme, kırmızı ışıkta durmama, yeşil yanmadan kavşağa girme, kaldırımda, yaya geçitlerinde motosiklet kullanımı, sahil yürüyüş yollarında hız yapılması, düzensiz park, ani manevralar vatandaşların yaşam kalitesini düşürüyor. Kask kullanmama, plakanın okunmaması, tek teker üzerinde sürme, egzozdan yayılan inanılmaz gürültü de dikkate alınması gereken kural ihlalleri.

Denetim Stratejileri: Her An Her Yerde Kontrol

Günün en işlek saatinde ve şehrin ana arterlerinden birinden plakasız, kasksız veya plakası bir çamur tabakası ile örtülmüş motosikletlerin egzozlarını bağırtarak, patlatarak geçtiğini görmek çok rahatsız edici. İster istemez “Bunu sadece ben mi görüyorum?” diye düşünüyorsunuz. Bazen de gündüz vakti aynı noktada aynı saatlerde yapılan denetimler dikkat çekiyor. Mantıken bu denetimlerin caydırıcı etkisinin çok düşük olabileceği sonucuna ulaşıyorsunuz. Bazı sürücülerin kontrol noktalarına yaklaşırken yavaşlayarak yan yollara saparak denetimden kaçtığını rahatlıkla tespit edebiliyorsunuz. Bu denetimlerin farklı yerlerde ve farklı zamanlarda yapılması gerekli. Sivil kıyafetli veya motorize trafik ekiplerinin, kural ihlallerini kameralarıyla kayıt altına alıp cezai işlem uygulaması, denetimin "her an her yerde" olduğu hissini güçlendirir. Denetimsizlik algısının büyük bir kısmı, zamanla yarışan teslimat sektöründen kaynaklanmakta. Teslimat yapan kuryeler zor koşullarda ve sürekli zaman baskısı altında oldukları için kural ihlaline yönelebilmekte. Çoğumuz kuryelik mesleğinin zorlukları konusunda empati yapabiliyoruz, kuryeleri anlıyoruz ama mesele bu kişilerin ve diğer vatandaşların can ve mal güvenliği olunca olaya farklı bir açıdan bakmak ve firmaları da sorumluluk almaya yönlendirmek gerekiyor. Bu çerçevede, Firmalara, kuryelerinin yaptığı kural ihlalleri üzerinden puanlama sistemi veya müteselsil sorumluluk getirilmelidir. İzmir henüz Akra’nın yaşadığı yoğunlukta bir sorunla karşı karşıya değil. Bununla birlikte motosiklet sayısı arttıkça rahatsızlığın arttığı gözlemlenebiliyor. Bir an önce bu artan rahatsızlığın ortadan kaldırılması ya da azaltılması gerekiyor. İzmir gibi büyük ve yoğun bir kentte bu sürecin kendi haline bırakılması, toplumsal gerilimi ve güvenlik risklerini daha da artıracaktır. Yasaklama ise ancak son çare olabilir; asıl ihtiyaç, akıllı, gözle görülen ve sürekli denetim. Kurallara uyan motosiklet sürücülerinin korunması, uymayanların ise sistematik biçimde ayıklanması devletin sorumluluğudur. Şimdiden yeterli önlem alınmazsa mesele yarın çok daha sert ve geri dönüşü zor tedbirlerin gerekçesi haline gelecektir. Nihayetinde, trafik kurallarına riayet etmek veya etmemek ya da kaldırımda motosiklet sürmek veya sürmemek kişinin keyfine bırakılacak bir mesele değildir. Bu bilinçle hareket ederek gerekli önlemlerin alınması, İzmir'i daha güvenli bir kent haline getirecektir.