İzmir Dikili’de bir Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi kuruluyor.
Bu cümle tek başına bile insanın içini kıpırdatmaya yetiyor. Ama benim için mesele bir proje haberinden çok daha fazlası. Çünkü bu işin mutfağında olan insanlarla tanıştım, imzaların atılmasına bizzat şahit oldum. O masada sadece kalemler değil, geleceğe dair bir irade vardı.

Dikili Organize Tarım Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan, Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz, Bergama Ticaret Odası Başkanı ve Dikili OTB Denetim Kurulu Üyesi İbrahim Lütfi Kolat… Ve tabii ki İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener.
Bu isimlerle sohbet ettikten sonra şuna samimiyetle kanaat getirdim:
Bu insanlar, bu ülkeye ve bu şehre birçok siyasiden çok daha fazla hizmet etmiş, üstelik bunu sessizce, reklam yapmadan, polemiğe girmeden yapmış insanlar. Makamdan değil, işten konuşan; kürsüden değil, sahadan bakan bir anlayışları var. Bir köy çocuğu olarak bu isimlere teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Çünkü bu ülkenin hikâyesini bilenler için tarım sadece bir sektör değil, bir hafızadır.
Aynı zamanda bu projede emeği geçen İzmir Valisi Süleyman Elban’a, EBSO Başkanı Ender Yorgancılar’a, İTB Başkanı Işınsu Kestelli’ye ve EİB Başkanı Jak Eskinazi’ye ayrı ayrı teşekkürü bir borç bilirim.

Unutmayalım:
Bu ülkenin kuruluş yıllarında ekonomi mucizelerle değil, toprağa yaslanarak ayakta tutuldu. Genç Cumhuriyet, döviz bulmak için tarım ürünlerini değerlendirdi; üzüm, incir, tütün ve narenciye gibi ürünler dış ticarette önemli bir yer tuttu. Şeker fabrikaları ise yalnızca üretim tesisleri değildi. Pancar üreticisi için bir geçim kapısı, bulunduğu şehirler için ekonomik hayatın merkezlerinden biri oldu. Tarım ile sanayinin buluştuğu bu model, hem üretimi artırdı hem de kırsalda tutunmayı mümkün kıldı.
Biz tarımdan uzaklaştıkça sadece toprağı değil, ekonomimizi de kaybettik. Kırsal boşaldı, üretici küstü, ithalat arttı. Sonra dönüp “Neden bu haldeyiz?” diye sorduk.
İşte tam da bu yüzden Dikili’de atılan bu adım beni heyecanlandırdı.

Dünya Bankası’nın 65 milyon dolarlık desteğiyle hayata geçirilecek Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nin altyapı sözleşmesi imzalandı. Yaklaşık 3 milyon metrekarelik bir alandan söz ediyoruz. Modern seralar, paketleme ve depolama alanları… Yıllık 80 bin ton yaş sebze ve meyve üretimi hedefleniyor. Üstelik tarım dışı 3 bin dönüm arazi üretime kazandırılacak.
Ama rakamların ötesinde çok daha kıymetli bir detay var:
Bu proje 3 bin 500 kişiye istihdam sağlayacak. Ve bu istihdamın yüzde 75’inin kadınlardan oluşması hedefleniyor. Yani bu sadece üretim değil; sosyal dönüşüm, kırsalda tutunma, kadının emeğini görünür kılma meselesi.
İhale süreci Dünya Bankası finansmanı ve uluslararası standartlara uygun şekilde yürütüldü. 36 milyon 950 bin dolarlık teklifiyle ihaleyi kazanan firma sahaya iniyor. Yani bu iş “niyet” aşamasını çoktan geçti, uygulama başlıyor.
Dikili OTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan’ın da vurguladığı gibi bu yatırım, tarım ve enerji politikaları açısından stratejik bir öneme sahip. Jeotermal gibi temiz ve yerli bir kaynağın tarımla buluşturulması, tam da bu ülkenin ihtiyacı olan akıl.
Bugün herkes ekonomiden şikâyetçi. Haklıyız. Ama çözüm gökten inmiyor. Çözüm; toprağı yeniden hatırlamakta, üreticiyi yeniden ayağa kaldırmakta, tarımı geleceğin mesleği haline getirmekte. Dikili’de atılan bu imzalar, işte tam olarak bunu söylüyor bize.

İyi ki böyle projeler var.
İyi ki bu ülkenin evlatlarının geleceğini düşünen insanlar hala var.
Ve iyi ki toprağa atılan her imza, bize yeniden umut etme cesareti veriyor.
Bu ülke tarımla büyüdü.
Yine tarımla ayağa güçlenebilir.

YORUMLAR