Geçen gün Dikili’de Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’ndeydim… Gözlerim hâlâ gördüklerimi sindirmeye çalışıyor. Daha önce yazılarımda bu projeye hayran olduğumu söylemiştim, ama orada olmak, toprakla iç içe yürümek ve jeotermal suyun sıcaklığını hissetmek, insanın ruhunu adeta besliyor.

Bölgedeki istinat duvarlarından, toprağın en doğal taşlarına kadar her detay, doğaya ve tarıma verilen değerin simgesi. Ama Dikili OTB, sadece bir tarım yatırımı değil; içinde insan hayatına dokunan bir vizyon barındırıyor. Projede kurulacak 50 sera ve 47 sanayi parseliyle, çoğu kadın olmak üzere 3 bin 500 kişiye istihdam sağlanacak. Burada sadece üretim yok; burası aynı zamanda insanların toprağa dokunabileceği bir sosyal alan olarak planlanmış.

Projenin mimarları bunu şöyle anlatıyor: “Şahin Başkan, ilk toplantıdan beri bize şunu söyledi: Buraya gelen çocuklar ilk katta sadece seralarla buluşsun, bir domatesi dalından koparıp alabilsin. Çocuğunun toprağa dokunmasını isteyen anne babalar çocuklarını buraya getirebilsin.” İşte bu yüzden Dikili OTB, sadece ekonomik bir proje değil; aynı zamanda insanın doğayla bağ kurduğu, küçük ellerin toprağa dokunduğu bir alan olacak.

Sahayı, Dikili Organize Tarım Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan, Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz eşliğinde gezdim. Uçsuz bucaksız arazide her köşeyi görebilmek mümkün değildi. Ama bir bakışta anlıyorsunuz: Bu proje sadece Dikili’ye değil, Türkiye’ye hizmet edecek bir vizyonun somut hali.

Bu projeye emeği geçen herkese minnettarız: Dikili Organize Tarım Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan, Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz, Bergama Ticaret Odası Başkanı ve Dikili OTB Denetim Kurulu Üyesi İbrahim Lütfi Kolat, İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener… Ve tabii Samet Bey ve ekibi. Ama sadece onlar değil; Cumhurbaşkanlığı, ilgili bakanlıklar, yerel yönetimler ve destek veren diğer kurumlar da bu vizyonun gerçekleşmesine katkı sağladı. Projenin uluslararası bir boyutu da var: Dikili OTB, Dünya Bankası’ndan kredi alan tek OTB olarak da dikkat çekiyor.

Böylesi bir proje binlerce insana iş imkânı sunacak, şehre ve ülkeye ekonomik değer katacak. Ama beni en çok etkileyen, Şahin Başkan’ın günün sonunda söylediği sözler oldu: “0 TL borcumuz var. Kimseye ekmek borcu olmadan yaptık ve kasamız dolu.” Bu söz, sadece bir mali tablo değil; azmin, inancın ve vatan sevgisinin manifestosu.

Uzaktan bakıldığında sıradan insanlar gibi görünen bu kişiler, aslında hayatlarını ülkeye adayan, mütevazı ve fedakar kahramanlar. Onlar sayesinde toprak nefes alıyor, üretim ve umut yeniden yükseliyor. Dikili OTB, sadece bir tarım projesi değil; toprağa, insana ve geleceğe dokunan bir hayal, gerçeğe dönüşen bir umut.

Oradayken hissettiğim hayranlığı kelimelerle anlatmak mümkün değil. Tek dileğim, bu tür projelerin çoğalması ve her zaman bu vatanın böyle fedakar evlatlarıyla büyümesi. Çünkü umut, Dikili’nin bereketli topraklarında şu an yeniden filizleniyor.