İddianameleri okudunuz mu? “Okumadım”

Mutlak butlan davası? “Müdahil değilim”

Parti tüzüğü? “Hukukçu arkadaşlar bakıyorlar”.

Neden bu manzaralar yaşandı? “Bilmiyorum”

Kurultay yapacak mısınız? "Kurultay dışında her şeyi yaparız ama kurultayı asla yapamayız!"

Neden? “Tedbir kararı var”.

Bu sorular ve cevaplar, bir kurgu değil. Bir özetten ibaret. Nakarat haline gelmiş, inandırıcılıktan ve samimiyetten uzak bir ezber. Kemal Kılıçdaroğlu, son katıldığı SZC TV röportajında da aynı nakaratı tekrar etti.

Adalet yok bu ülkede diye Ankara’dan İstanbul’a yürüyen bir genel başkan düşünün, şimdi parti içi rakiplerine, kurultayda kaybettiği ekibe, aklanın da gelin diyor. Mutlak butlanı ve tedbir kararını adaletli bulup ona sarılıyor.

Dilini değiştirip, Osmanlıca konuşmaya bile başlıyor.

Cumhur ittifakına, Tom Barack’a selam gönderiyor.

Bir konuda bile öz eleştiri yapmıyor. Anayasa değişikliğinde, mühürsüz oylarda, dokunulmazlıkların kaldırılmasında hata yaptım demiyor. Pişman değilim diye üstüne basıyor.

Doğal olarak da, 78 yaşında, kurultayı kaybetmiş bir eski genel başkan olarak, eylem ve söylemleri en başta kendisine oy vermiş destek olmuş kitlelerde, hayal kırıklığının çok ötesinde bir tepki yaratıyor. Konuştukça batıyor. Battıkça daha çok konuşuyor. Ama umurunda değil.

Züccaciye dükkanına giren fil gibi; parti genel merkezine, il başkanlıklarına girilmesinden, bugün var, yarın yok koltuklara sımsıkı sarılıp, klimalarını açıp odalarına kapanmaktan çekinmiyor. Sokağı, seçmeni dilemiyor. Dışarı çıkmadığı gibi, pencereden de kafasını uzatıp bakmıyor! Bırakın kamuoyunu ya da seçmeni; mevcut delegeleri, o delegelerin topladığı noter onaylı imzaları bile zerre dikkate almıyor. Delegeleri değiştirip, yeniden seçilme derdinde.

BAM 36. Daire kararıyla, aldığı mühürle, milletvekili doğramaktan, grup başkanlarını azletmekten ve il başkanlarını görevden alıp yerine kendi güdümündekileri yerleştirmekten geri durmuyor.

Bu tavır, rasyonel ve siyasi bir akılla açıklanabilir mi?

Bu anlayış; "Kendi konfor alanımızda muhaliflik oynayalım, azla kanaat edelim, ülkede değil sadece partide iktidar olalım" anlayışıdır. Ya da siyasi bir intiharın alegorisi olabilir ancak.

CHP’ye iktidar alternatifi olmanın bedeli, ödetilirken, Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde siyaseten toplu bir intiharın da görgü tanıklığını yapıyoruz. Maalesef.